Aylin Tekir

Aylin Tekir

a-tekir@hotmail.com

Bursa'da Osmanlı döneminin birbirine güç veren kadınları...

2026.07.24 14:21 - Son Güncellenme: 2026.07.24 14:21
A

Kalamam hayatın köşesinde

O zaman neşesi neresinde?

Koysalar önüme bariyer de...

Çocuk da yaparım kariyer de... 2004 yılında yayımlanan sözü ve bestesi Nil Karaibrahimgil'e ait bu şarkı tüm kadınlarımızın ruhuna tercüman oldu adeta.

Bugünkü yazım güzel kadınlarımıza gelsin... Nasılsınız öncelikle? İş, ev, çocuklar ve sosyalleşme derken hayat koşturmacayla ve hep bir planlama içerisinde geçiyor değil mi?

Aslında en büyük ihtiyacımız kendimize ayırabileceğimiz kaliteli bir zaman... Belki bir deniz kenarı, belki de dostla içilen bol köpüklü bir kahve... Kokusuyla huzur bulurken tadına da mest olduğumuz. Ya da bir tiyatro sahnesi ya da bir sinema salonu... Ve seçenekler arasında elbette bir kadının asla hayır demeyeceği alışveriş.

Geçtiğimiz hafta bir giyim pazarında gezerken bir grup kadının söylediklerine kulak misafiri oldum. Aynen duyduklarımı yazıyorum... "Pazarda 10 dakika gez, birkaç alışveriş yap al sana mutluluk. Ne stres kalıyor, ne depresyon ve ardından birbirini desteklercesine atılan bol kahkahalar..." Onları duyunca ben de gülümsedim beraberinde. Kadına gülmek ne çok yakışıyor, Allah ağlatmasın hiçbirimizi inşallah...

Peki, Osmanlı döneminde yüzyıllar öncesinde Bursa'da kadınların sosyal hayatı nasıldı? Dertleştikleri, eğlendikleri mekanlar nereleriydi ve ritüelleri nelerdi hiç düşündünüz mü?

Büyük bir keyifle minik araştırmalarımı sizinle de paylaşıyorum.

Öncelikle; Türk ve dünya tarihinin en büyük gezgini ve en büyük seyahat kitabının yazarı Evliya Çelebi'nin "sudan ibarettir" diyerek övdüğü Bursa'da suyun bulunduğu alanlar yani hamamlar asırlık kadınlarımızın en önemli buluşma noktalarından biriydi.

Burada amaç sadece yıkanıp temizlenmek değil.

Bursa'nın tarihi hamamları, şifalı kaplıcalarında düğün öncesi gerçekleştirilen "Gelin Hamamları", adeta sosyalleşmenin kalbi konumundaydı.

Günler öncesinden hazırlık başlar yapılan sarmalar, börekler, tatlılar ve meyveler yanlarında götürülürdü. Sonrasında da göbek taşında başlayan derin sohbetler, çalgıların ve türkülerin eşliğinde eğlenceye dönüşürdü. Gün boyu kahkahaların çınladığı bu anlar kadınlarımızın özgürce eğlenip, sosyalleştiği etkinliklerdendi. Bebeğin dünyaya gelişinden sonra da "Lohusa Hamamı" düzenlenir arkadaşlık bağları daha da güçlenirdi.

Kadınların en şık kıyafetlerini giyerek aileleriyle ya da komşularıyla gittikleri mesire alanlarında salıncaklara binilir ve beraberinde maniler söylenirdi. Genellikle yatır veya türbe yakınında yapılan piknikler de aynı zamanda dualar edilir, adaklar adanır kadın dayanışmasıyla umut dolu bekleyiş başlardı.

Evlerde ve konaklarda düzenlenen "helva sohbetleri" veya kahve ikramlarıyla da gelsin eşsiz tatlı sohbetler... (Of şimdi olsa da yesek)

Anlaşıldığı üzere Osmanlı döneminde de Bursa'da kadınlarımız imkansızlıklar içinde imkan yaratarak yine de eğlenmeyi bilmişler.

Aslında modern yaşamın geleneklerimizi unutturduğunu düşünsek de günümüzde kına gecelerindeki giyim kuşam, söylenen türküler, türbelere olan ilgi ve sohbeti, paylaşmayı ve üretmeyi seven kıymetli kadınlarımız...

Eskiye olan özlemimizi zaman zaman yazılarımda belirtiyorum. O dönemin insanlarının yaşam biçimini ve geleneklerini öğrenmek tarihi yapılar kadar çok kıymetli...

Ben yazarken yüzyıllar öncesini şöyle bir gözümde canlandırdım. Dilerim okurken sizde de aynı etki olur diyerek yazımı burada sonlandırıyorum.

Yeniden görüşmek üzere, Allah'a emanet olun.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları