Binay Kazan

Binay Kazan

İspanya'nın şampiyonluğunda toplam kalite farkı!

2026.07.21 13:12 - Son Güncellenme: 2026.07.21 13:12
A

Bugün bu köşede; bir kelimeden yola çıkarak, o kelimenin önce bireysel sonra da toplumsal yaşamdaki anlamını yorumlamaya çalışacağım. Bu vazgeçilemeyecek terimi Dünya Kupası'nı kazanan İspanya ile birlikte, bu turnuvada hayal kırıklığı yaşayan ve yaşatan Türkiye Futbol Takımı yorumu eşliğinde değerlendirmeye çalışacağım.

Karşıdan bakıldığında; "içi dolu ve/veya ütopik" bir kelime olarak görülen kaliteyi, ülkemiz insanlarının yaşamında ne gibi boşlukları dolduracağını bugün bazı tezler ve görüşlerle tartışılabilir hale getirmek amacındayım.

Sizce kalite nedir ve kalite deyince ne anlıyorsunuz?

Bu birbirine geçmiş 2 soruyu, yakın bir geçmişte öncelikle çok yakınımdaki aile dostlarımdan ve iş arkadaşlarımdan başlayarak yaklaşık 40 farklı kişiye yöneltmiştim. Tamamına yakınını okumuş-yazmış, bir mesleği olan ve hayatına anlam katmış bireylerden seçtim bu mini araştırmada...Fakat; benim için yeterli sayılabilecek, net ve geçerli bir yanıtla karşılaştığımı söyleyemem. Herkesin farklı bir kalite anlayışına sahip olduğunu belirlediğimden, ben de bu köşe yazımda genel kalite kriterine uygun bir tarz kullanmaya çalışacağım.

İş yaşamında kalite, en genel tanımı ile: "müşteri isteklerine uygunluk sağlayacak mükemmel bir yöntem" olarak yorumlanabilir. Kaliteyi "hiçbir çaba harcamadan, ucuz bir fiyata İSO kalite belgesi almanın" eşdeğeri olarak düşünen bazı iş insanları da, ne yazık ki kendi özel yaşamlarındaki kaliteyi sahip oldukları maddi değerlerle özdeş tutmayı tercih ediyorlar.

Dedik ya... Herkesin kalite anlayışı farklı... Ama ya hayatlarımızı direkt olarak etkileyen kalite hangisi?

KALİTE; TAM İSABET BİR KRİTER MİDİR?

Şimdi sorularıma yanıt veren insanların cevaplarına geçiyorum bu mini araştırmanın...İnsan beyninde oluşacak kalitenin her şeyden önce geleceğini bildiren bir avukat arkadaşım, "kalite savunuculuğunun" bu ülkede çok fazla getiri sağlayamayacağını belirterek: "Ülkemizin tüm alanlarında önlenemeyen bir kalite düşüklüğü yaşanmaktadır. Bunu somut olarak TV programlarında, gazete sayfalarında ve futbol maçlarında görebiliriz. Ülkemiz insanı ne yazıktır ki, çok gereksinimi olmasına rağmen hızla kaliteden uzaklaşmaktadır." diyerek çok farklı ve eleştirisel bir yaklaşım getirmişti konuya...

Atatürk Caddesi'nde görüşünü aldığım bir üniversite öğrencisi için kalite: "Gelecekte AB ülkelerinden birine kapağı atarak orada yaşamanın diğer adı" olarak anlam taşırken, ev hanımı olan bir tanıdığım: "Bu ülke kaliteli ürün ve kaliteli insan konusunda sınıfta kalmıştır. Tercihler ortada. Söyleyecek çok fazla bir şey yok" diyerek kendine özel kalite anlayışını dile getirmişti.

Görüştüğüm bir esnaf kaliteyi "hatasız ve özrü olmayan ürün" olarak nitelendirirken,

doğanın yeşiline olan tutkusunu dile getiren bir mimar ise: "Kent yaşamı oluşturulurken, yeşil hiçbir zaman unutulmamalı...Her taraf betonla kaplandı. Bende kaliteyi çağrıştıran en önemli kriter; estetik, çevre sağlığı ve güvenliğidir" dedi.

Anlaşıldığı gibi; KALİTE ulaşmak isteyenler için tam isabet bir hedef ve kriterdir. Zaten bu araştırmada görüşler sunan insanlar, özellikle gelecekte kalitenin bir zorunluluk olduğuna dikkat çektiler.

HAYATIN HER ALANINDA KALİTE ŞART!

Sanayici, öğretmen, mobilya ustası, iç mimar ve muhasebeci bireylerin de kalite konusunda söylediği bir şeyler oldu ama hep kendi alanlarındaki kaliteye anlam katmaya çalıştılar. Örnek görüşlerde de görüldüğü gibi: bu ülkede KALİTE kavramının karşılığı, dipsiz bir kuyu gibi... Ama benim de çok iyi bildiğim bir şey var. Ülkemiz insanının umudu: kalitedir.

Yıllardır önüne ne getirilirse onu tüketen, hangi TV programı konulursa onu izleyen, futbol maçı seyrettiğini sandığı birçok karşılaşmada bahis çetelerinin tercihlerini seyreden, birileri ne derse onu yapan, seçeneksiz kaldığında ise ne yapacağını bilemeyen insanlarımız artık "kalite etrafında birleşerek" bu ülkenin aydınlık ve mutlu geleceği için çok önemli bir gelişmeyi sağlayabilir.

Her şeyde kalite aranmalıdır artık...Siyasette, sporda, kültür ve sanatta, ekonomide ve de iş yaşamında; kalite artık bir zorunluluktur. Kalite: bu ülke ve bu kent için asla bir fantezi değildir. Odağında sürekli iyileştirme, temelinde dinamik bir yapılanma olduğu sürece KALİTE, bizim insanlarımızın da vazgeçilmez bir tutkusu olmalıdır.

İSPANYA'NIN GÖRKEMLİ ŞAMPİYONLUĞUNDA DA KALİTE VAR

Ama görünen köy kılavuz istemiyor galiba...Türk futbolunun ve futbolun içindeki yönetici insanların kalite anlayışını, Dünya Kupası maçları öncesinde ve sırasında gördük işte...

Şatafatlı bir şekilde Dünya Kupası yolculuğuna başlayan, ama vasat 2 takıma yenilerek turnuvaya erken veda eden ve kısa sürede ülkemize dönen Türkiye Milli Futbol Takımı, bence kalitesizliğin ve liyakatsızlığın zorunlu sonucuna ulaşmıştır.

Takım içinde yaratılan gruplaşmanın dozu, şirketlerle reklam filmleri için pazarlık yapan futbolcuların ibretlik hali ve 16 milyon dolarlık prim ve de birer villa vaatleri başarısız sonuçların temel nedenlerini oluşturmuştur.

İşte kalitesiz düşüncenin başladığı nokta tam da budur. Hiç de hak etmeden ve Türkiye spor kamuoyunda hayal kırıklığı yaratılarak kazanılan bu primler bile, arabesk düşüncenin bir ürünüdür. Futbol maçı; oynanmadan kazanılmıyor. Bunu bu futbol turnuvasında bir kez daha gördük.

Öte yanda ise; kararlı ve istikrarlı bir programla şampiyonluğa ulaşan İspanya Mili Futbol Takımı'nı görüyoruz. Filistin ve İran savaşlarında siyasi anlamda gerçekten tam da durulması gerektiği yerde durarak Dünya barışı ve ulusların egemenliği konusunda bütün ülkelere ders veren İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bu duruşu ile İspanya'nın şampiyonluğa ulaşmasındaki en önemli etken olmuştur. Çünkü küresel anlamda sempati toplamıştır.

İspanya Teknik Direktörü Luis de le Fuente'de, herkese ders olacak anlamlı kariyeri ile takımının bu büyük başarısındaki en büyük mimardır. Aslında final maçında Arjantin'i 1-0 yenerek mutlu sona ulaşan İspanya Futbol Takımı'nın, son 38 maçındaki yenilgi yüzü görmeyen serisine de bakmak gerekiyor. Önce 2024 yılında Avrupa Şampiyonu olan, daha sonra da 2026 Dünya Kupası'nı kazanan İspanyol futbolcular, herkese "Biz birlikte güçlüyüz" mesajını vermişlerdir. Aralarındaki kültürel uyum, kalite anlayışı ve güçlü oyun sistemleri ile rakiplerini tek tek dize getiren İspanya Futbol Takımı, tüm dünyanın alkışlarını ve de sevgilerini kazanmışlardır. Bu sevgi; belki de Dünya Kupası'ndan da önemlidir.

Aslında bu büyük başarıların altında yatan neden; alt yapıdaki devrimdir. İspanya futbolunun alt yapısını başarıya odaklı bir sisteme kavuşturan düşüncenin temeli; liyakat planlamasıdır. Ülkenin son 5 yılda futbolun tüm kategorilerinde kazandığı 16 uluslararası şampiyonluğun bu anlayıştan kaynaklandığını söylemek mümkündür. Hak edene, hak ettiği formayı vermek mutlaka başarıyı getiriyor.

EĞİTİM OLMADAN KALİTE OLUŞMUYOR MU?

Dünya Kupası'nda bir kez daha anlaşılmıştır ki; eğitim şarttır ve olmazsa olmazdır kalitenin oluşması için...İnsanların eğitim kalitesi arttıkça, toplumsal kalite parametresi de yükselecektir. Ve sonucunda da her alanda "toplumsal başarı" bu şekilde yakalanabilir.

İspanya'nın başarıya odaklı toplu kalite hareketi sonrasında; bizim ülkemizde de şapkalar önümüze konularak bir şeyleri yeniden planlamanın zamanı gelmiştir.

Belki biz de başarabiliriz. Sonunda bu ülkede de; kalite algısı artar, bilinçli kalite arayışında olanlar da çoğalır. Belki hayal gibi bir gelişmedir bu, ama olabilir de!

İstedikten ve eğitim planladıktan sonra... Neden olmasın?

Doğacak her gün, yeni bir gündür yeni düşünceler için!


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları