Milyonlarca Bağ-Kur'lunun beklediği düzenleme: 7.200 gün ne zaman çıkacak?

2026.09.07 14:42 - Son Güncellenme: 2026.09.07 14:49
A

Bağ-Kur sigortalılarının emeklilikte aranan 9.000 prim gününün 7.200 güne indirilmesi meselesi, artık yalnızca bir seçim vaadi olarak değerlendirilebilecek aşamayı çoktan geride bıraktı.

Çünkü bu konuda yalnızca siyasi bir taahhüt bulunmuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2023 yılında küçük esnafın prim gün sayısının SSK'lılarla eşitlenerek 7.200 güne indirileceğini açıkladı. Ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da düzenlemenin kapsamına ilişkin çalışmaların sürdüğünü duyurdu.

Bakan Vedat Işıkhan'ın 2025 yılında yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı'nın bu vaadini bir "emir" olarak gördüklerini belirtmesi ve çalışmanın 2026'nın ilk veya ikinci çeyreğinde sonuçlandırılmasının planlandığını söylemesi de beklentiyi daha somut hale getirdi.

Şimdi 2026'nın ikinci çeyreği de geride kaldı.

Fakat Bağ-Kur'lunun beklediği düzenleme hâlâ yürürlükte değil.

2023 yılında verilen 7.200 gün sözü neden hâlâ kanunlaşmadı?

Burada mesele yalnızca 1.800 günlük bir prim farkı değil. 9.000 gün ile 7.200 gün arasındaki fark, Bağ-Kur sigortalısı açısından yaklaşık beş yıllık ilave prim yükümlülüğü anlamına geliyor.

Sosyal güvenlik sisteminde aynı çalışma hayatı içinde bulunan sigortalıların farklı statülere tabi olması, emeklilik koşullarında da önemli farklılıklar yaratıyor. Bağ-Kur'luların SSK sigortalılarına göre daha yüksek prim gününü tamamlamak zorunda kalması, uzun yıllardır sistemin yapısal sorunlarından biri olarak tartışılıyor.

Nitekim emeklilik dönemleri yaklaşan Bağ-Kur'luların SSK statüsüne geçmeye yönelik arayışlarının temelinde de bu fark bulunuyor.

Dolayısıyla 7.200 gün düzenlemesini yalnızca "esnafa beş yıl erken emeklilik" başlığıyla değerlendirmek eksik kalır.

Bu düzenleme aynı zamanda Bağ-Kur ile SSK arasındaki prim gün farkının azaltılması ve sigortalıların daha avantajlı emeklilik koşullarına ulaşabilmek için statü değiştirme arayışlarının önüne geçilmesi açısından da önem taşıyor.

Ancak kritik bir belirsizlik hâlâ ortada:

7.200 gün düzenlemesinden kimler yararlanacak?

Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında "küçük esnaf" ifadesi kullanılmıştı. Sonraki açıklamalarda ise düzenlemenin küçük esnafla mı sınırlı kalacağı, yoksa Bağ-Kur kapsamındaki tüm sigortalıları mı kapsayacağı konusunda çalışma yapılacağı belirtildi.

Bu ayrım son derece önemli.

Çünkü 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b kapsamı yalnızca mahalle esnafından oluşmuyor. Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlardan vergi mükelleflerine, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlardan şirket ortaklarına ve tarımsal faaliyette bulunanlara kadar geniş bir sigortalı kitlesi bulunuyor.

Bu nedenle "Bağ-Kur'lular 7.200 günde emekli olacak" cümlesi, kanunun kapsamı ve yürürlük tarihi netleşmeden tek başına yeterli değil.

Küçük esnaf tanımı hangi kriterlere göre yapılacak?

Şirket ortakları ve tarım Bağ-Kur'luları kapsam dışında mı kalacak?

Düzenleme hangi tarihten itibaren sigortalı olanları kapsayacak?

1999 öncesi sigortalılar, EYT kapsamında olanlar ve 2008 sonrası ilk kez Bağ-Kur'lu olanlar açısından nasıl bir uygulama getirilecek?

Bunlar teknik ayrıntı gibi görünse de düzenlemenin milyonlarca kişi açısından gerçek sonucunu belirleyecek temel sorular.

Üstelik kapsamın yalnızca "küçük esnaf" ile sınırlandırılması, Bağ-Kur sistemi içerisindeki farklı gruplar açısından yeni bir eşitlik tartışması da yaratabilir. Çünkü aynı 4/1-b statüsünde prim ödeyen kişilerin farklı emeklilik koşullarına tabi tutulması, düzenlemenin adaleti konusunda soru işaretleri doğurabilir.

Artık takvim konuşulmalı

2023'te verilen sözün üzerinden üç yılı aşkın süre geçti. 2025'te ise 2026'nın ilk veya ikinci çeyreğine ilişkin hedef ortaya konuldu.

Bugün üçüncü çeyrekteyiz.

Bu nedenle Bağ-Kur'lunun önüne yeniden "çalışıyoruz", "değerlendiriyoruz" ya da "maliyet hesabı yapıyoruz" şeklinde ifadeler konulması beklentiyi karşılamayacaktır.

Çünkü artık ihtiyaç duyulan şey yeni bir müjde değil, kanun teklifinin yasalaşması ve kapsamının açık biçimde ortaya konulmasıdır.

TBMM'de bu konuda teklifler bulunuyor. Ancak tekliflerin bulunması ile Bağ-Kur'lunun beklediği hakkın yürürlüğe girmesi arasında ciddi bir fark var.

Sosyal güvenlikte bir hakkın var olabilmesi için siyasi açıklama yeterli değildir.

Yasanın çıkması gerekir.

Bağ-Kur'lunun bugün beklediği de tam olarak budur.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları