Memur emeklisi soruyor: Seyyanen zam neden yok?

2026.07.01 15:18 - Son Güncellenme: 2026.07.01 15:18
A

Türkiye'de bazı tartışmalar vardır ki rakamların ötesinde vicdanı ilgilendirir.

Bugün Anayasa Mahkemesi'nin önünde duran memur emeklilerine seyyanen zam verilmesi meselesi de bunlardan biri.

Konu teknik gibi görünse de aslında milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkiliyor.

2023 yılında hükümet tarafından memurlara verilen 8 bin 77 liralık seyyanen zam, geçen üç yıl içinde artarak bugün yaklaşık 22 bin liraya ulaştı. Ancak aynı devletin aynı mevzuatına tabi olan memur emeklileri bu artıştan yararlanamadı.

İşte tartışmanın tam merkezi burada.

Görevdeki memur ile emekli memur arasında oluşan fark artık sıradan bir maaş farkı olmaktan çıktı. Bugün birçok kamu çalışanı, emekli olduğu gün gelirinde ciddi bir düşüş yaşayacağını bildiği için emeklilik dilekçesini vermeyi erteliyor.

Oysa yıllarca kamu hizmeti veren bir kişinin emekliliğe ayrıldığında böylesine büyük bir gelir kaybıyla karşı karşıya kalması ne kadar adil?

Bu hukuki mücadele aslında yeni başlamadı. Kamuoyunda "Seyfettin Çilesiz davası" olarak bilinen süreç, memur emeklilerinin hak arayışının sembolü haline geldi. Yargıtay Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz'in, memurlara verilen seyyanen zammın emekli aylıklarına yansıtılmaması nedeniyle yaptığı bireysel başvuru, idari yargı sürecinin ardından Anayasa Mahkemesi'ne taşındı. Bugün yüksek mahkemenin önündeki en dikkat çekici dosyalardan biri olarak görülüyor.

Bu süreç yalnızca bireysel bir başvuruyla sınırlı kalmadı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'nun başlattığı "Bir Milyon Dilekçe Kampanyası" ile binlerce memur emeklisi Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Türkiye Kamu-Sen de üyeleri adına yürütülen hukuki sürece destek vererek, başvuruların öncelikli olarak görüşülmesi talebiyle Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na müracaat etti. Farklı sendikaların ve emekli örgütlerinin aynı konuda ortak tavır alması, meselenin artık bireysel bir dava olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor.

Çünkü ortada sadece bir maaş hesabı yok.

Ortada Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesi tartışılıyor.

Aynı statüde görev yapmış, aynı sorumlulukları üstlenmiş insanlar arasında yalnızca emekli oldukları için bugün yaklaşık 22 bin liraya ulaşan bir gelir farkı oluşması, memur emeklilerinin en temel itiraz noktası.

Üstelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2023 yılında yaptığı açıklamalarda seyyanen artışın memur emeklilerine de yansıtılacağı yönündeki ifadeler hâlâ hafızalarda.

Aradan üç yıl geçti.

Beklentiler büyüdü.

Hayat pahalılığı arttı.

Ama memur emeklisinin beklediği düzenleme hayata geçirilmedi.

Bursa'da da tablo farklı değil.

Kamu kurumlarından emekli olmuş binlerce vatandaş bugün çarşıda, pazarda, kahvede aynı soruyu soruyor:

"Biz çalışırken devletin memuruyduk. Emekli olunca neden aynı sistemin dışında bırakıldık?"

Aslında bütün tartışmanın özeti de bu.

Şimdi gözler Anayasa Mahkemesi'nde.

Mahkemenin vereceği karar yalnızca memur emeklilerinin maaşını değil, sosyal devlet anlayışını ve hukuk önünde eşitlik ilkesini de yakından ilgilendiriyor.

Çünkü bazen hukuk yalnızca kanun maddelerini değil, toplumun adalet duygusunu da tartar.

Memur emeklileri yeni bir imtiyaz istemiyor.

Yeni bir ayrıcalık da talep etmiyor.

Onların talebi, çalışırken maaşlarının ayrılmaz bir parçası haline gelen bir ödemenin emeklilikte de dikkate alınmasıdır.

Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karar da yalnızca bir ödeme kaleminin uygulanıp uygulanmayacağını değil, çalışma hayatında kazanılan hakların emeklilik döneminde nasıl korunacağını ortaya koyacaktır.

Çünkü mesele sadece 22 bin lira değildir...

Mesele, aynı devlete yıllarca hizmet etmiş insanların emekli oldukları gün de eşit muamele görüp görmeyeceğidir.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları