Yazarlar
Acemler'de yeni emeğin yalnızlığı
2026.07.20 13:42 - Son Güncellenme: 2026.07.20 13:46Bir sanayi şehri olması dolayısıyla Bursa'da yaz mevsiminin etkisi kendisini sabah trafiğinde hissettiriyor. Ancak yılın diğer zamanlarında sabah saatlerinde Bursa trafiğine, özellikle Acemler veya İzmir Yolu istikametine doğru baktığımızda ortada sadece korna seslerini duymaz ve egzoz dumanını görmezsiniz. O yollara alıcı gözüyle baktığınızda, koca bir şehrin, hatta dünyanın nasıl değiştiğini anlatan devasa bir sosyolojik sahnenin her sabah yeniden kurulduğunu görürsünüz.
Özellikle Bursa'da, trafiğin en yoğun olduğu Acemler'de, beyaz katarlar gibi akan işçi servisleri... Bu servislerin içlerinde otomotivin, tekstilin, OSB'lerin nabzını tutan binlerce işçi var. Servis araçları, aslında sadece insan taşımıyor, koca bir sanayi tarihini, 20. yüzyılın o alışıldık "kolektif emek" kültürünü taşıyor. Servise binen işçiler, sabah aynı saatte aynı koltuğa oturuyor, yanlarındakiyle aynı kaderi paylaşıyor, fabrika bandında omuz omuza üretiyorlar. Çalıştıkları iş yerlerinde mesaileri belli, sendikaları var ve hiç yoktan asgari bir güvenceye sahipler. Sosyoloji kitaplarının "Fordist üretim" dediği şeyin ete kemiğe bürünmüş halini o işçi servislerindekilerle okuyoruz.
Aynı trafik akışında birer renkli nokta gibi süzülenler?
Sayıları her geçen gün artan motorlu kuryeler, trafikte adeta birer renkli nokta gibi beliren, yağmur çamur demeden araçların arasından süzülmeye çalışanlardır. Farklı renklerdeki montları ve taşıma paketleriyle şehrin kılcal damarlarına kadar giriyorlar. Trafikte pek çok zaman araçların yanından hızlı bir şekilde geçtiğini gördüğünüz ve kullanıcılarının pek çoğunun genç olduğu motorlu kuryeler.
Onlar, yeni dünyanın, dijitalleşmenin ve "platform kapitalizminin" yalnız işçileridir. Ortada gidecekleri fiziksel bir fabrika yok. Onların patronları, ceplerindeki uygulama, mesai arkadaşları ise sadece verileri işleyen soğuk bir yapay zekâ algoritması. Herhangi bir fabrikadaki üretim bandında omuz omuza çalışan o servis işçisinin aksine kurye, trafikte kendisi gibi çalışanlarla karşılaşsa dahi yapayalnızdır. Sendikaları yok, mesai saati kavramı yok, "hızlı teslimat" baskısı altında her an kaza yapma riskiyle burun buruna bir hayatları var.
Tam da trafiğin kilitlendiği o bunaltıcı anlarda servisteki işçiyle motorlu kurye caddede yan yana gelir. Söz konusu manzaraya iyi bakmalı. Karşımızda duran manzarada, sadece iki farklı araçta yer alan insanlar yer almaz. Bir tarafta minibüsün buğulu camından dışarı yorgun gözlerle bakan fabrika işçisi, diğer tarafta kaskından sürekli telefonundaki haritayı kontrol eden motorlu kurye... İkisinin yan yana geldiği o esnada, emeğin iki farklı yüzyılına ait o manzarayı görme imkânımız olur. Servisteki işçi, klasik anlamdaki üretim anlayışının vücuda gelişi. Diğeri ise günümüzün dijitalliğinin ve güvencesiz çalışma hayatının yapayalnız figürü.
Emek, geçmişte ve günümüzde fabrikada, üretim bantlarının başında bir dayanışmaya dönüşür algısına sahibiz. Ancak motorlu kurye, çalışma hayatında büyük bir değişimin işareti olması hasebiyle karşımızda duruyor. Sokaklara, caddelere hızlarıyla dağılan bu yeni nesil, görünmez bir algoritmaya karşı yapayalnız bir hayatta kalma kavgası veriyor. Bugünün çalışma hayatını şekillendiren sistem, kuryeciliği, bize "esnek çalışma", "girişimcilik" veya "kendi işinin patronu ol" gibi yaldızlı kelimelerle pazarlıyor. Ancak işin aslı çok açık... Karşımızda, devasa ve kusursuz işleyen bir yalnızlaştırma projesi duruyor.
Büyük teorileri, kapitalizmin dönüşümünü konuşmak için illa kalın kitaplar karıştırmaya, uzak ülkelere bakmaya gerek yok. Bursa'nın Acemler'indeki bir sabah trafiğine bakmak yeterlidir. Emeğin fabrikadaki bantlardan sokaklara nasıl taştığını, kolektif bir güç olmaktan çıkıp dijital bir yalnızlığa nasıl evrildiğini görmek için sadece gözümüzü açmamız kâfi.
Ve biz, her sabah Acemlerde kornalar eşliğinde bu değişime hiç fark etmeksizin canlı bir şekilde şahit oluyoruz.
Yazarın diğer yazıları
Yazarlar
- NATO zirvesinde Bursa detayı Hasan Boztürk
- Bursa'nın dağ ilçelerinde her yıl aynı sorun... Hasan Yalçın
- İkinci 500 ne diyor? Elif Didem Danacıoğlu
- Daha iyi bir Bursa mümkün Prof. Dr. Murat Taş
- Hedef şampiyonluk, sürprize yer yok! Çetin Sabırlı
- Bursaspor ve pilot takımda sıcak gelişmeler! Cevdet Altınel
- Bu yaz, o yaz... Bursa'da müzik şöleni yarın... Aylin Tekir
- Bursa'nın havası hareketli, yeri sessiz! İsmail Arslan
- Bursa'da gündeme bomba gibi düşen iddia: Ücr... E. Pınar Turan Kahraman
- Her 10 kişiden biri zehirleniyorsa eğer..! Binay Kazan
- Acemler'de yeni emeğin yalnızlığı Prof. Dr. Celalettin Yanık
- Memur emeklisi soruyor: Seyyanen zam neden yok? Ferdi Sönmez
- İklim değişirse tabağımız ne olur? Ramazan Başan
- Çocuklar geleceğimizin teminatıdır... Tolga Bahadır Şimşek
- Süresiz nafaka dönemi bitiyor mu? Av. Ezgi Ay Sayma
- Yapay zekâ ile daire sunumları Yeşim Mutlu
- Karagöz: Hayal İçinde Hayal sergisi Kamuran Vatansever
- Kabine değişikliği ve Mehmet Şimşek'in durumu Metehan Demir
- Kazanan yine kasa! Emre Özpeynirci
- Yarın faiz kararı ne yönde olacak? Levent Yılmaz
- Zeynep Sönmez Türk tenisinde bir ilke imza attı Engin Aksöz