Prof. Dr. Celalettin Yanık

Prof. Dr. Celalettin Yanık

Bursa'yı bekleyen paslı kuşak tsunamisi

2026.09.07 20:22 - Son Güncellenme: 2026.09.07 20:22
A

Bursa'nın doğusundan batısına yapacağınız bir yolculukta sizi karşılayacak manzaralardan biri, fabrikaların bitmek bilmeyen uğultusu, diğeri ise bunların bacalarından ovayı kaplarcasına uzanan sis perdesidir. Bu manzaraya bakıp şehrin ekonomik geleceğinin güvende olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak bu düşünce sizi yanıltabilir, çünkü yaklaşan devasa bir sosyo-ekonomik tsunamiyi gözden kaçırma tehlikesini barındırıyor.

Hepimizin bildiği üzere, Bursa'nın mevcut ekonomi-politiği, on yıllardır küresel markalara ucuz, nitelikli ve itaatkâr işgücü sunan bir taşeron habitusu üzerine kuruludur. Fakat küresel kapitalizm, geçmişte olduğu gibi bugünün dünyasında da coğrafi bir sadakate asla lüzum duymaz. Öyle ki sermaye, daima daha ucuzun, daha hızlısının ve daha kârlının peşindedir.

Küresel üretim haritası günümüzde eşine az rastlanır bir tektonik kırılma yaşıyor. Bir tarafta, yapay zekâ destekli otomasyon ve karanlık fabrikalar, insan emeğini üretim bandından hızla tasfiye ediyor.Diğer taraftan ise klasik fason üretim, işgücünün çok daha ucuz olduğu Hindistan, Bangladeş ve Mısır gibi yeni coğrafyalara kayıyor. Gerçek şu ki, Bursa, bu yıkıcı dönüşüme hazırlıksız yakalanan şehirler arasında yer alabilecek potansiyelde. Çünkü şehri geleceğe taşıyacak olan yüksek teknolojiyi, çip tasarımını veya yazılımı üretecek entelektüel sermayeyi, yani nitelikli beyin gücünü hızla İstanbul'a veya yurt dışına kaptırıyoruz. Şu haliyle şehrin batısı bir tüketim vahasına dönüşürken, doğusu maalesef katma değeri düşük üretimin çıkmaz sokağına hapsoluyor.

Bu tablo, mevcut üretim anlayışına dayalı büyüme modelini yeni ve farklı bir şekilde değerlendirmenin lüzumunu bizlere adeta dayatıyor.Şayet Bursa, fason üretime dayalı bir teknoloji mantığından çıkıp kendi katma değerini üreten bir bilgi ve inovasyon ekonomisine radikal bir geçiş yapamazsa, önümüzdeki 20 yıl içinde ağır bir bedelle karşı karşıya kalabilir. Şehrin çeperleri, işlevini yitirmiş devasa metal iskeletleriyle dolu birer sanayi mezarlığına dönüşme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bunun tarihsel örnekleri gün gibi ortadadır. Mesela Amerika'nın bir zamanlar otomotivin kalbi olan ancak sonradan iflas eden Detroit şehri...Bursa da buna benzer bir şekilde kentsel bir paslı kuşak sendromuna sürüklenebilir.

Böyle bir potansiyelin sosyolojik faturası ise çok ağırdır. Yıllardır şehre göçle gelmiş, hayata sadece üretim bantlarındaki kas gücüyle tutunan on binlerce genç ve aile, aniden ortaya çıkacak yapısal, kalıcı ve telafisi imkânsız bir yoksulluk tehlikesiyle yüzleşebilir.

Zaman daralıyor... Uzun vadeli olarak yapılması gereken şeyler elbette ki var. Aksi takdirde Bursa, kendi ürettiği zenginliğin enkazı altında kalabilecek potansiyelde. Şehrin bu potansiyelini değiştirecek hayati hamleleri bir sonraki yazıda masaya yatıralım.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları