Elif Didem Danacıoğlu

Elif Didem Danacıoğlu

elifdidemdanacioglu@gmail.com

Katma değer nerede?

2026.07.02 19:26 - Son Güncellenme: 2026.07.02 19:26
A

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

TÜİK'inaçıkladığı 2025 Yıllık Sanayi Ürün (PRODCOM) istatistikleri ilk bakışta güçlü bir tablo ortaya koyuyor.

Üretimden yapılan satışlar 24 trilyon 28 milyar 700 milyon TL'ye ulaştı.

Girişimlerin ürettikleri ürünlerden yaptıkları satış 2024 yılında 18 trilyon 814 milyar 973 milyon TL iken, 2023 yılında 13 trilyon 343 milyar 937 milyon TL oldu.

2024 yılına göre 2025 yılında üretim satışlarının yaklaşık yüzde 28 artması, sanayinin ekonomik büyüklüğünü koruduğunu gösteriyor.

*******

Fakat rakamların detayına bakıldığında, Türkiye sanayisinin uzun yıllardır aşamadığı yapısal sorunların hâlâ yerinde durduğu görülüyor.

Örneğin;

Üretimden yapılan satışların yüzde 15,5'ini gıda sanayi ürünleri oluştururken, ana metal sanayi ürünleri yüzde 10,2, motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı ise yüzde 9,7 pay aldı.

Dolayısıyla bu tablo üretim hacminin güçlü olduğunu ancak katma değeri yüksek sektörlerin toplam içerisindeki ağırlığının sınırlı kaldığını da ortaya koyuyor.

*******

Gelelim başka bir detaya: Teknoloji dağılımı...

TÜİK'e göre, üretimden yapılan satış değerinin yüzde 3,6'sını yüksek teknoloji ürünleri oluşturuyor.

İmalat sanayinde 2025 yılında üretilen ürünler teknoloji düzeylerine göre sınıflandırıldığındadüşük ve orta-düşük teknoloji gruplarının toplamı yüzde 67,5 olurken, orta-yüksek teknoloji grubunun payı yüzde 28,8.

Başka bir ifadeyle Türkiye hâlâ büyük ölçüde düşük teknolojili üretimle büyüyor.

Bu tablo ihracatta fiyat baskısını, verimlilik sorununu ve küresel rekabette kırılganlığı beraberinde getiriyor.

*******

Sanayinin üretim kompozisyonu da benzer bir mesaj veriyor.

İmalat sanayinde 2025 yılında üretilen ürünler ana sanayi gruplarına göre sınıflandırıldığında;toplam satış değerinin yüzde 43,8'ini ara malların, yüzde 23,7'sini dayanıksız tüketim mallarının oluşturduğu görüldü. Sermaye mallarının payı ise yüzde 21,8.

Uzun vadeli büyümenin temelini oluşturan yatırım mallarının daha yüksek paya ulaşamaması, üretimin hâlâ iç tüketim ve ara malı ekseninde şekillendiğini gösteriyor.

*******

Otomotiv tarafında ise üretim kapasitesi dikkat çekiyor.

2025 yılında Türkiye'de 1 milyon 216 bin 140 adet otomobil üretilmiş.

Motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatından yapılan satışların yüzde 83,1'i 5 ilde gerçekleşmiş.

Üretimden yapılan satışların yüzde 34,0'ı Kocaeli'nde, yüzde 29,8'i Bursa'da, yüzde 11,8'i Sakarya'da, yüzde 3,9'u Aksaray'da ve yüzde 3,6'sı İzmir'de.

Bu durum güçlü kümelenme avantajı sağlarken, bölgesel çeşitliliğin sınırlı kaldığını da gösteriyor.

*******

Bir başka dikkat çekici gösterge ise fason üretim...

Fason üretimde en yüksek pay yüzde 32,3 ile giyim eşyaları imalatında gerçekleşmiş.

İmalat sanayinde 2025 yılında fason üretilen ürünlerin toplam satış değerinin yüzde 17,6'sını tekstil ürünleri imalatı ve yüzde 9,3'ünü fabrikasyon metal ürünleri imalatı oluşturuyor.

Bu tablo, Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerinde hâlâ emek yoğun üretim merkezi olma özelliğini koruduğunu gösterirken, markalaşma ve tasarım odaklı üretime geçiş ihtiyacını da yeniden gündeme getiriyor.

*******

Velhasıl...

TÜİK verileri, sanayide üretim hacmi açısından önemli bir büyüklüğe ulaşıldığını ortaya koyuyor.

Ancak sürdürülebilir kalkınmayı belirleyecek unsur yalnızca üretim miktarı değil;aynı zamanda yüksek teknoloji, inovasyon, verimlilik ve katma değer üretme kapasitesi.

Dolayısıyla Türkiye'nin önündeki temel soru artık "Ne kadar üretiyoruz?" değil!

"Ne kadar değer üretiyoruz?"

Sanayinin geleceğini belirleyecek olan da bu soruya verilecek cevap.

Ne dersiniz?


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları