Elif Didem Danacıoğlu

Elif Didem Danacıoğlu

elifdidemdanacioglu@gmail.com

Savunmanın rotası Bursa mı?

2026.06.30 22:20 - Son Güncellenme: 2026.06.30 23:08
A

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

Savunma sanayi artık sadece güvenlik politikalarının değil, ekonomik büyümenin de en önemli lokomotiflerinden biri haline geldi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda (BTSO) gerçekleştirilen toplantıda Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün'ün paylaştığı veriler, Türkiye'nin son yıllarda geldiği noktayı rakamlarla ortaya koyuyor.

Aynı zamanda da Bursa'nın bu dönüşümde üstleneceği rolü de net biçimde gösteriyor.

Yerlilik oranının yüzde 80'in üzerine çıkması, savunma ve havacılık ihracatının 11 milyar dolar seviyesine ulaşması ve Türkiye'nin dünyanın önemli savunma ihracatçıları arasına girmesi elbette önemli gelişmeler.

Ancak dikkat çeken asıl başlık;

Bursa'nın artık sadece otomotivin değil, savunma sanayinin de stratejik üretim merkezlerinden biri olarak konumlandırılmasıdır.

ASELSAN, TUSAŞ ve ROKETSAN'ın Bursa'dan yaptığı tedarikin her yıl ortalama yüzde 50 artması tesadüfi değildir.

Bu tablo Bursa sanayisinin yalnızca üretim kapasitesini değil, aynı zamanda kalite, mühendislik ve tedarik güvenilirliği açısından da önemli bir olgunluğa ulaştığını gösteriyor.

BTSO çatısı altında kurulan BASDEC'in bugün 160 üyeye ulaşması, YETEN ve EYDEP programlarıyla yüzlerce firmanın sisteme dahil edilmesi de bu dönüşümün kurumsal altyapısını güçlendiriyor.

Ancak savunma sanayinde büyümenin sürdürülebilir olması için artık sadece üretim kapasitesi yetmeyecek.

Bugün rekabet; lojistik, insan kaynağı, test altyapısı, sertifikasyon ve ulaşım planlamasıyla birlikte değerlendiriliyor.

İşte tam bu noktada Bursa'da yeni bir başlık bulunuyor.

TEKNOSAB...

Kuşkusuz Bursa'nın geleceğini şekillendirecek yatırımların merkezi olacak.

Ancak sanayi büyürken çalışanların aynı hızda bu bölgelere ulaşabilmesi gerekiyor.

Sanayi tesisi kurmak kadar, o tesise insan taşıyabilmek de artık yatırımın ayrılmaz parçası haline geldi.

Konut, toplu ulaşım, servis hatları ve sosyal yaşam alanları birlikte planlanmadığında, üretim gücü zamanla iş gücü sorununa dönüşebilir.

Savunma sanayi yüksek teknoloji ister.

Yüksek teknoloji ise, nitelikli insan kaynağını yanında tutabilen şehirlerde gelişir.

Bursa'nın bundan sonraki en büyük yatırımı belki de fabrikalar değil, üretime ulaşımı kolaylaştıracak şehir planlaması olacaktır.

*******

BURSA'NIN GELECEĞİ ÜÇ KELİMEDE GİZLİ: TEKNOLOJİ, ÜRETİM VE İNSAN

Ekonomi programım Sektörel Bakış'ın konuğu Cemka Poliüretan Kauçuk Metal Genel Koordinatörü İsmail Gökhan Özkul oldu.

Gökhan Özkul'un yaptığı değerlendirmeler, aslında Bursa sanayisinin sahadaki gerçek gündemini özetliyor.

Konuşmanın en dikkat çekici yönü, savunma sanayini yalnızca yeni bir pazar olarak değil; otomotiv, yüksek teknoloji ve mühendislikle birlikte okunması gereken bir ekosistem olarak değerlendirmesiydi.

Gerçekten de artık sektörler birbirinden bağımsız ilerlemiyor.

Elektrikli araçlardan savunma platformlarına, yapay zekâdan akıllı üretime kadar her alan aynı teknoloji altyapısını kullanıyor.

Bugün otomotivde geliştirilen birçok sensör ve yazılım savunma sanayine aktarılırken, savunma için geliştirilen birçok teknoloji de sivil sanayiye dönüşüyor.

Bursa'nın en büyük avantajı tam da burada başlıyor.

Yıllardır otomotivde oluşan üretim kültürü, kalite disiplini ve yan sanayi kabiliyeti, savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu esnek üretim modeline büyük katkı sağlıyor.

Ancak Gökhan Özkul'un altını çizdiği başka bir konu da göz ardı edilmemeli.

Şöyle ki;

Üretim kadar üretim şartları da rekabet gücünü belirliyor.

Nitelikli çalışan bulmakta yaşanan zorluk, artan maliyetler, bürokrasinin yavaş işlemesi ve yatırım süreçlerinde yaşanan zaman kayıpları artık yalnızca firmaların değil, ülke ekonomisinin de sorunu haline geliyor.

Bir fabrikanın ruhsatı için aylarca beklenmesi, küresel rekabet çağında kabul edilebilir bir durum değil.

Bugün yatırımcı sermayeden önce zamanla yarışıyor.

Bu nedenle üretimi desteklemenin yolu sadece teşvik vermekten değil, süreçleri hızlandırmaktan da geçiyor.

Gökhan Özkul'un gençlerle ilgili önerisi ise üzerinde özellikle durulması gereken bir başka konu.

Mahalle ölçeğinde teknoloji ve üretim merkezleri kurulması, emekli mühendislerin ve deneyimli sanayicilerin genç girişimcilere mentorluk yapması ve Finlandiya örneğinde olduğu gibi ortak teknoloji atölyelerinin oluşturulması uzun vadede Türkiye'nin katma değerli üretim kapasitesini artırabilecek önemli fikirler arasında yer alıyor.

********

Sonuç olarak, hem Savunma Sanayi Başkanlığı'nın ortaya koyduğu vizyon hem de üretimin içinden gelen sanayicilerin sahadaki tespitleri aynı noktada birleşiyor.

Türkiye'nin önündeki en büyük fırsat; yüksek teknoloji, güçlü tedarik zinciri ve nitelikli insan kaynağını aynı çemberde buluşturabilmek.

Bursa ise sahip olduğu sanayi kültürüyle bu dönüşümün merkezinde yer alabilecek şehirlerin başında geliyor.

Bundan sonraki başarı ise yalnızca daha fazla üretmekle değil, daha akıllı üretmek, daha hızlı karar almak ve insanı merkeze alan bir sanayi ekosistemi kurabilmekle ölçülecek.

Bursa'nın önünde önemli bir dönem başlıyor.

Bu dönemde başarıyı belirleyecek olan yalnızca yapılan yatırımlar değil, o yatırımları destekleyen şehir vizyonu olacaktır.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları