Yazarlar
Gıda güvenliğinde sınıfı ne zaman geçeriz?
2025.11.20 12:39 - Son Güncellenme: 2025.11.20 12:48Böcek ailesi Almanya'nın Hamburg kentinde yaşıyordu. Çocukların ara tatilinden yararlanarak çok sevdikleri ülkelerine gelmişlerdi. Amaçları bir rüya kenti sandıkları İstanbul'da birkaç güzel gün geçirip, daha sonra Afyonkarahisar Bolvadin'deki ailelerinin yanına gitmekti.
Ama İstanbul sevgisi onların sonunu getirdi.3 Yaşındaki Masal, 6 Yaşındaki Kadir Muhammet,27 Yaşındaki Çiğdem ve 38 Yaşındaki Servet Böcek; eski bir ev bozması otelde yaşanan zehirlenme sonucunda yaşamlarına veda ettiler.
Önce gıda zehirlenmesi sanılan ancak böcek kaynayan butik otelin sorumsuzca ve bilinçsizce ilaçlanması sonucu feci şekilde hayatlarını kaybeden Böcek Ailesi, Türkiye'nin en hazin ölümler listesinde ciddi bir iz bıraktı.
Bu üzücü olay; ülkemizdeki gıda güvenliği krizini de gündeme getirecek kadar ses getirdi. Herkes yediğini-içtiğini sorgulamaya başladı ve genellikle dışarıdan bir şeyler alarak gıda tüketenler "acaba" sorularını sorar hale geldi. Bu acı ölümlerden sonra; "Biz ne yiyoruz-ne içiyoruz ki.." diyerek kendini sorgulamaya başlayan insan sayısı arttı.
Ardından yine İstanbul'da deterjan ile yapılan Türk kahvesini içerek zehirlenen ve entübi edilen bir kadın mühendis olayı yaşandı. Bursa Tophane'de seyyar satıcıdan aldıkları midyeleri tüketen 4 Yenişehirli genç zehirlendi. Dün de Trabzon'da kasaptan aldığı eti kızartarak yiyen 69 yaşındaki bir vatandaşımız hayatını kaybetti.
Ardı ardına gelen bu zehirlenme olayları ve ölümler; bu ülkede bir şeylerin yeniden planlanmasına yol açacak kadar ciddi bir gelişme olarak görülebilir artık...
SINIRLARDAN DÖNEN SEBZE VE MEYVELER NE OLUYOR..?
Biliyoruz ki; son yıllarda Avrupa ülkelerinin sınırlarından geri dönen öyle çok tarım ürünümüz oldu ki...Şaşırıp kalıyoruz bu duruma...Çünkü ihraç ettiğimiz ve kimyasal kalıntı nedeniyle geri gönderilen domates, biber, limon, nar, armut, şeftali, erik, incir gibi ürünlerimize her geçen gün yenileri ekleniyor. Geçen ay ihraç edilen yumurtalar bile iade edildi. Fakat yaşadığımız bu güzel ülkede; çevresinde bulunan birçok yaşamsal riske rağmen, "bana bir şey olmaz" mantığı ile yaşayan milyonlarca insan var.
Onların bu anlamsız düşüncelerine inanmak çok zor...Bakın; sonunda bir şey oluyor işte...
Giderek artan kanser olayları...Alerji, kısırlık ve üreme sorunları, katarakt ve de mide-barsak rahatsızlıklarındaki yüksek artış oranları "bize bir şeyler olduğunu" gösteriyor nitekim...
Ama bizde gıda denetim mekanizması çoğunlukla kağıt üzerinde...Zaman-zaman duyduğumuz tavuk eti kaynaklı gıda zehirlenmelerinde, olay mahallinden numune alınıyor İl Tarım Müdürlüğü yetkilileri tarafından...Ama sonrasında ne oluyor, kimse bilmiyor. Kamuoyu hiç bilgilendirilmiyor bu zehirlenme konularında...Bilinçlendirilmiyor da TV ekranlarından veya sosyal medyadan...Örneğin; yaz mevsiminde tavuk tüketmenin oldukça tehlikeli olduğu konusunda...Ya da gıda satılan işyerlerinde soğuk zincir kurulmasının zorunluluğu hakkında...
İşte bu yüzden...Ülkemizde hep risk tüketiyoruz biz...Altını bir kez daha çiziyorum; risk tüketiyoruz RİSK...Çünkü denetimler yetersiz, zehirlenme konularında bilgilendirme de hiç yok. Masa başında görev yapmak çok cazip geliyor ilgililere...

113 ÜLKE ARASINDA 49.OLMAK BAŞARI MI..?
Elimde gıda güvenliği konusunda yapılmış en son araştırmalardan birinin metni var. Ünlü The Economist Dergisi araştırma birimi EIU tarafından hazırlanan 2022 Küresel Gıda Güvenliği Endeksi, ülkemizin bu alanda bulunduğu oldukça yüz kızartıcı sırayı gösteriyor.
Türkiye'nin de arasında bulunduğu 113 ülkede; gıda güvenliği kriterlerinin ölçülmesi ile bir risk tablosu ortaya çıkarılmış. Ülkemiz; 113 ülke arasında; 49. sırayı almış.
Gıda endeksinde en güvenli ülke: Finlandiya...Daha sonra; İrlanda, İsveç, Fransa ve Hollanda ilk 5 sırayı paylaşıyor. Türkiye; bu araştırmada 100 üzerinden 65,3 puan alarak 49.olmuş. Sınıfta kalmış yani...
Araştırma sıralamalarına bakıldığında; gelir durumu yüksek ülkelerin gıda güvenliği endeksinde üst sıraları aldığı anlaşılıyor. Ama gelir düştükçe, gıda güvenliği puanları da düşüyor. Gelir durumu yüksek ülkeler; vatandaşlarının sağlığı ve güvenliği için gerekli tedbirleri alıyorlar. Gelişmiş ülkelerde; semt pazarlarına bile seyyar gıda tahlil laboratuarları konuluyor. Vatandaşlarına gıda güvenliği riskini hiç yaşatmamak için..!
GIDA GÜVENLİĞİ FOTOĞRAFIMIZ HİÇ GÜZEL DEĞİL..!
Ama ülkemizin gıda güvenliği fotoğrafı ortada...Görmek istemesek bile, hayatın her alanında bir gıda güvenliği sorunu yaşandığı anlaşılıyor. Sokaklarda açıkta satılan simitler, penceresi ardına kadar açık dükkanlarda satılan ekmek içi dönerler, ağzı açık bez torbalarda sokakta satışa sunulan kuru gıdalar ve bitkisel ürünler, alt tarafları her tarafa değen ve üst üste konulan plastik ekmek kasalarında sevk edilen ekmekler, yeterince soğutmayan vitrin buzdolaplarında satışa sunulan tavuk etleri ve yaş pastalar, sağlıksız koşullar kesilen at etleri ile yapılan kebaplar, sıcak asfaltlarda kurumaya bırakılan kırmızı biberler...
Zaten bunları gördüğümüzde; gıda güvenliğinde çok geri kaldığımız anlaşılmıyor mu.?
Şimdi soralım kendimize dürüstçe....Sağlıklı olmak ve hep öyle kalmak için; ne yiyip- ne içeceğiz ki biz..?
7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü nedeniyle bir açıklama yapan Türkiye Gıda Güvenliği Enstitüsü; gıda güvenliğinin halk sağlığı konusunda temel nokta olduğunu belirterek: "Denetim yetersizliği, yoğun kayıt dışı gıda üretimi, bilinçsiz tüketim, soğuk zincir sorunları, etiket ve izlenebilirlik eksikliği, bilgisiz gıda üretimi gibi sorunlarımız var. Bunları aşmak zorundayız. Yoksa daha çok fazla gıda zehirlenmeleri yaşanır" diyerek kamuoyunu uyarmıştı. Ama değişen bir şey olmadı tabii ki...
Şimdi ülkemizin bu kötü gıda güvenliği fotoğrafına bakarak; acı-acı gülümsemek mi gerekiyor yalnızca acaba...İnsanlarımızı; gıda terörü nedeniyle yitirirken de..!
Bir şeyler yapmak gerek..!
Yazarın diğer yazıları
- Mudanya'da Muhsine Arda ile bir şiir akşamı... 04 Haziran 2026 Perşembe, 09:23
- Bursa'da her şey var, ama neden yabancı turist yok? 02 Haziran 2026 Salı, 11:29
- Yapay zeka sanatı da mı öldürüyor yoksa? 30 Mayıs 2026 Cumartesi, 12:51
- Hatice Gani Erverdi Ortaokulu'nda 'Doğanın izinde' fotoğraf sergisi 21 Mayıs 2026 Perşembe, 09:03
- Hatice Gani Erverdi Ortaokulu'nda 'Doğanın izinde' fotoğraf sergisi 21 Mayıs 2026 Perşembe, 09:03
- Bursa'da da servis bisikletleri ile okula gidilir mi bir gün... 18 Mayıs 2026 Pazartesi, 12:05
- Bursa'da da servis bisikletleri ile okula gidilir mi bir gün... 18 Mayıs 2026 Pazartesi, 12:05
- En iyi yönetici; krize çözüm bulan yöneticidir! 14 Mayıs 2026 Perşembe, 15:22
- Hayallerini gerçekleştirdi ve 7 yaşında kitap yazdı 12 Mayıs 2026 Salı, 16:51
- BUSİAD'ın penceresinden küresel riskler ve fırsatlar... 08 Mayıs 2026 Cuma, 14:50
Yazarlar
- Bu iş mahkemede de bitmez: CHP'nin geleceği ... Hasan Boztürk
- Bursa'nın o ilçesi turizmde şaha kalkacak! R... Hasan Yalçın
- Bıyıklıalan'dan geleceğe yatırım! Elif Didem Danacıoğlu
- Şehir mi kent mi, yerleşim mi planlama mı, e... Prof. Dr. Murat Taş
- Başkanın açıklamalarının ardından! Çetin Sabırlı
- Bursaspor'un mali ve gelecek fotoğrafı Cevdet Altınel
- Bursa'da ücretsiz ulaşımla Leylek Şenliği Aylin Tekir
- Bursa'da 'ölümü bekleyen adam' için zamanla ... İsmail Arslan
- İznik'in hikayesi tarihle başladı, boruyla d... E. Pınar Turan Kahraman
- Mudanya'da Muhsine Arda ile bir şiir akşamı... Binay Kazan
- EYT sonrası yeni kriz: İptal edilen sigortal... Ferdi Sönmez
- Zeytinin gölgesindeki miras: Trilye Ramazan Başan
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB... Av. Ezgi Ay Sayma
- Altın düşüyor, konut satışları hareketleniyor Yeşim Mutlu
- Çocuklar geleceğimizin teminatıdır... Tolga Bahadır Şimşek
- Mudanya Mütareke Evi Müzesi Kamuran Vatansever
- Kabine değişikliği ve Mehmet Şimşek'in durumu Metehan Demir
- Kazanan yine kasa! Emre Özpeynirci
- Yarın faiz kararı ne yönde olacak? Levent Yılmaz
- Zeynep Sönmez Türk tenisinde bir ilke imza attı Engin Aksöz