Yazarlar
Yeşim Mutlu
kosucu_yesim@hotmail.comİşçisin sen, işçi kal
2026.05.01 16:33 - Son Güncellenme: 2026.05.01 16:33Bazı şarkılar vardır; yazıldıkları dönemi aşar, yıllar geçse de anlamını kaybetmez. Tamirci Çırağı da tam olarak böyle bir eser. İlk dinlediğinizde bir aşk hikâyesi gibi gelir kulağa: Bir tamirci çırağının, dükkâna gelen bir müşteriye gönlünü kaptırması... Ama satır aralarına biraz daha dikkatle bakınca, aslında o hikâyenin çok daha derin bir yere dokunduğunu fark edersiniz.
"İşçisin sen, işçi kal" cümlesi yalnızca bir replik değildir; bir kader dayatmasıdır. Toplumsal sınıflar arasındaki görünmez duvarları, hayallerin önüne çekilen sınırları anlatır. O çırağın hikâyesi, aslında tekil bir hikâye değildir. Her gün, farklı şekillerde tekrar eden, sayısız insanın hayatında yankılanan bir gerçekliktir.
Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü. Takvimlerde resmî tatil olarak yerini alıyor olabilir; ama anlamı bir günle sınırlı değil. Çünkü emek, yalnızca bir gün hatırlanacak bir kavram değildir. Emeğin karşılığını bulmadığı, alın terinin değersizleştiği bir toplumda, yalnızca ekonomik değil, insani bir çöküş de kaçınılmazdır.
Bir düşünün: Hak ettiğini alamayan, emeğinin karşılığını göremeyen bir insanın hayata nasıl bağlanmasını bekleyebiliriz? Böyle bir toplumda mutluluk da eksik kalır, umut da... Hatta en basit insani değerler bile zamanla aşınır. Nezaket bile lüks haline gelir. Zaten mutsuz ve umutsuz bir insandan nezaket beklemek ne kadar doğru?
Beklentiler değişti; insanların mal mülk ve değer algısı da farklılaştı. Çalışarak bir şeyler elde etmenin zorlaştığı bir dönemde, insanlar haklarını daha çok sorgular hale geldi. Bir kurumda çalışmanın zorlukları ve dayatılan şartlar ise çoğu zaman akıl alır gibi değil. Bu yüzden birçok kişi "işçi kalmak" yerine, küçük çapta da olsa kendi işini kurma hayalleri kurmaya başladı. Kimi bu yolda başarılı oldu, kimi ise hayal kırıklığı yaşayıp yeniden işçiliğe geri döndü.
Belki de bu yüzden, yıllar önce yazılmış bir şarkı bugün hâlâ bu kadar tanıdık geliyor. Çünkü hikâye değişmiyor. Sadece karakterler, mekânlar ve zamanlar değişiyor.
Ve soru hâlâ aynı yerde duruyor:
Gerçekten kaderimiz mi bu, yoksa değiştirmeye cesaret edemediğimiz bir düzen mi?
Yazarın diğer yazıları
- Hobi bahçelerinde yeni kararlar alındı 22 Haziran 2026 Pazartesi, 09:07
- Tatile çıkmak hayallerde kalıyor 12 Haziran 2026 Cuma, 14:28
- Altın düşüyor, konut satışları hareketleniyor 05 Haziran 2026 Cuma, 13:57
- 9 gün bayram 01 Haziran 2026 Pazartesi, 09:31
- Kiracı Skor Sistemi Çözüm Olur mu? 21 Mayıs 2026 Perşembe, 11:25
- Enerji sınıfına göre konut kredileri avantajlı mı? 18 Mayıs 2026 Pazartesi, 09:30
- 10 çocuk mu? 08 Mayıs 2026 Cuma, 15:10
- İşçisin sen, işçi kal 01 Mayıs 2026 Cuma, 16:33
- Çocuk bayramlarının tadı kalmadı 24 Nisan 2026 Cuma, 13:21
- Okullar güvenli değil mi? 17 Nisan 2026 Cuma, 18:21
Yazarlar
- Ara yerel seçimin şifreleri AK Parti, CHP, MHP Hasan Boztürk
- Bursa'nın o ilçesi turizmde şaha kalkacak! R... Hasan Yalçın
- Kâr faize gidiyor! Elif Didem Danacıoğlu
- Bursamızın çöplüğü! Akıllı yaşam döngüsü... Prof. Dr. Murat Taş
- Sezon açılış haftasında alınacak kararlar be... Çetin Sabırlı
- İnsan hatalarından hiç mi ders çıkarmaz? Cevdet Altınel
- Bursa'da evlerden yayılan tarçın kokusu... Aylin Tekir
- Bursa'da 'ölümü bekleyen adam' için zamanla ... İsmail Arslan
- Otomobil Boreal, tanıtım stratejisi sürreal! E. Pınar Turan Kahraman
- Her şeyin bir fiyatı var mıdır artık? Binay Kazan
- EYT sonrası yeni kriz: İptal edilen sigortal... Ferdi Sönmez
- Kalitenin izinde atların gözlerinde Ramazan Başan
- Çocuklar geleceğimizin teminatıdır... Tolga Bahadır Şimşek
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB... Av. Ezgi Ay Sayma
- Hobi bahçelerinde yeni kararlar alındı Yeşim Mutlu
- Mudanya Mütareke Evi Müzesi Kamuran Vatansever
- Kabine değişikliği ve Mehmet Şimşek'in durumu Metehan Demir
- Kazanan yine kasa! Emre Özpeynirci
- Yarın faiz kararı ne yönde olacak? Levent Yılmaz
- Zeynep Sönmez Türk tenisinde bir ilke imza attı Engin Aksöz