Aylin Tekir

Aylin Tekir

a-tekir@hotmail.com

Bursa'da evlerden yayılan tarçın kokusu...

2026.06.18 14:25 - Son Güncellenme: 2026.06.18 14:25
A

Tatlı yiyelim tatlı konuşalım mı? En sevdiğim lezzet.
Zengin tatlı kültürün sahip yurdumuzda tatlı sevmeyen yoktur diye düşünüyorum.Varsa da belki azınlıkta olabilir...

Kimimiz bol cevizli bir baklavanın büyüsüne kapılırken, kimimiz de fırından yeni çıkmış sütlü tatlılarla adeta derin bir aşk yaşıyoruz. Yazarken bile "tatlı yeme isteğim lütfen aklımdan çık"...

Peki anne eli değmiş tatlılara ne demeli? Çocukluğumuzun en güzel anılarını oluşturmuyor mu sizce de? Bir kaseye sığdırılmış bolluk, bereket, mutluluk dolu "aşure" mesela. Evlerimizde yaşanan o tatlı telaşı hatırlamayan yoktur. Annelerimiz, anneannelerimiz, babaannelerimiz adeta seferber olurdu muharrem ayı geldiğinde...Ve komşularımızı da unutmamak gerekiyor. Hakları ödenmez...

İslam aleminde işte o yardımlaşma, paylaşma ve bereketin simgesi olan "Muharrem" ayı tüm maneviyatıyla başladı...Ve Hicri takvimin onuncu günü olan 25 Haziran Perşembe Aşure Günü olarak idrak edilecek.

Şimdilerde Bursa dahil tüm illerde birçok hanede tatlı bir telaş yaşanıyor.
Kuru fasülyeler, nohutlar bir gece önceden ayıklanıp ıslatılıyor... Mutfaklarda kaynayan tencere ve kazanlara, bir tutam buğday, bir tutam kuru üzüm, incir ve isteğe göre çeşitlenen malzemeler eklenerek karıştırılmaya başlıyor. Aşurenin kıvamını ise sevgiyle yapılan eller veriyor. Ve ardından yayılan o mis gibi tarçının kokusu... Muharrem ayının manevi atmosferini fazlasıyla hissettiriyor. Aslında hepimiz biliyoruz ki aşure, bu topraklarda yalnızca bir tatlı değil, paylaşmanın ve bereketin en güzel simgesi.

Kentin birçok noktasında belediyeler, dernekler ve mahalle sakinleri kazanlar kurarak binlerce kişiye aşure dağıtıyor. Bir tas aşure için uzun kuyruklar oluşsa da beklemeye değiyor gerçekten. Bizzat deneyimleyenlerdenim. Aşure olunca kaloriymiş, diyetmiş hiç umurumda olmuyor. Bu asırlık gelenek ile Bursa'nın dayanışma kültürü gözler önüne serilirken katlanarak da artmaya devam ediyor.

Aşurenin en yaygın hikayesi ise rivayete göre Hz. Nuh Tufanı'na dayanır. Büyük tufanın ardından Nuh'un Gemisi karaya oturduğunda, gemideki erzaklar tükenme noktasına gelir. Gemide kalan son tahıl, bakliyat ve kuru meyveler bir araya getirilerek büyük bir kazanda pişirilirmiş. Ortaya çıkan ve "Selamet Çorbası" olarak da bilinen bu karışım aşure tatlısının ilk hali olarak kabul edilmiş. Gemidekilere fazlasıyla yettiği için de bereketin simgesi olarak adlandırılmış. Tarihte "Selamet Çorbası" olarak da bilinen bu karışım, aşure tatlısının ilk hali olarak kabul edilir.

Son olarak aşure ustalarının tavsiyelerine göre; aşurenizi kısık ateşte, malzemelerinizi de ayrı ayrı haşlayıp doğru zamanda birleştirmeyi unutmayın. Bir diğer önemli püf nokta ise şekeri en son ekleyerek muhteşem kıvama ulaşabilirsiniz. Ve elbette tarçın, ceviz, fındık, badem ve nar taneleriyle süsleyerek hem göze hem de damağa hitap edebilirsiniz.

Bu mübarek ayın hepimize huzur ve bereket getirmesi dileğiyle...
Şimdiden afiyet olsun...


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları