Prof. Dr. Celalettin Yanık

Prof. Dr. Celalettin Yanık

Yapay zekâ hakikati ve Bursa'nın dijital görünmezlik kapanı

2026.09.22 09:23 - Son Güncellenme: 2026.09.22 09:23
A

Geçtiğimiz hafta medyaya yansıyan bir haber, yaklaşmakta olan yeni değişim mantığının ilk sinyallerini verdi. Söz konusu haberde yapay zekâ şirketleri artık yapay zekâ üzerinden reklam ve kampanya oluşturabilecek yeni araçların oluşturulduğunu duyurdu. Bu, sıradan bir dijital pazarlama güncellemesi olarak değerlendirilebilecek bir durum değil. Daha çok, yapay zekâ araçları üreticilerinin enformasyonu, hakikatin metalaşması anlamındaki süreç olarak okunabilecek başlangıcın resmileşmesidir.

İnternetteki arama motorlarında yaptığımız aramalarda en üstte çıkan sonucun hemen yanında sponsorlu ifadesini görebiliyoruz. Bunu görüyor olmamız dahi sistemin görece dürüst işlediğinin işareti. Çünkü sponsorlu ifadesi, şu gerçeği bize sunuyordu: aradığınız şeyin en üstte konumlandırılmasının reklam verenin parayla da olsa ürünleri bu sırlamada en üstte konumlandırmasıydı. Böylece o malumatın oraya yerleştirilmesinin arka planında işin ekonomik yöneliminin olduğunu ve bunu bilerek alışverişe devam etmemiz gerektiği imajı oluşuyordu. İnternet arama motorlarından farklı olarak yapay zekâ, artık neredeyse devasa verileri okuyup özetleyen bir genel sentezleyici olması anlamında görece "güvenilir" bir kaynak olarak hizmet ediyor. Yapay zekâya herhangi bir şey sorduğunuzda, size vereceği cevaplar arasında asla linkler dizilmez. Onun yapabileceği tek şey, kendi içinde mantıklı ve derli toplu cevaplar üretmektir. Şu hâlde, yapay zekâ araçlarıyla yapacağınız muhtemel bir sorgulamada işin içerisine reklam girdiğinde, reklam için en yüksek ücreti veren şirket, yapay zekânın sunacağı cevaplardaki cümlelerin doğrudan öznesi haline gelecektir.

Tüketici, böylece, karşısındaki süper aklın kendisine en akıllı cevabın ya da tavsiyenin sunulduğuna iknâ olabilecektir. Aslında bu cevabın ve tavsiyenin arka planında en yüksek ücretleri veren küresel şirketlerin yönlendirilmesine maruz kaldığına inanmaksızın.

Akıllara bu durumun Bursa ile nasıl bir ilgisi olduğu sorusu geliyordur. Şunu unutmamak gerekir ki; yapay zekâ üzerinden kurgulanacak görünmez pazar savaşı, Türkiye'nin üretim üssü konumundaki Bursa'yı tehdit etme potansiyeli oldukça yüksek. Çünkü Bursa, İnegöl mobilyasından DOSAB'taki devasa tekstil üretimine, otomotiv yan sanayisinden gıda üretimi ve pazarlamasına kadar büyük bir üretim tesisi olarak görülmesine rağmen, küresel ölçekte kendi markalarını yaratmakta hâlâ zorlanan, ağırlıklı olarak fason üretim zincirine sıkışmış bir şehir hüviyetinde.

Çok uzak olmayan bir zamanda küresel veya ulusal bir tüketici, yapay zekâya, evimin salonu için en kaliteli ve uzun ömürlü mobilya hangisi? veya en güvenilir otomotiv yedek parça üreticisi kim? sorularını sormaya başladığında yapay zekâ algoritması, arkasındaki küresel dev markaları en makul seçenek olarak cevaplayacaktır. İnegöl'deki veya Kestel'deki nitelikli üreticiler, ürettikleri ürünler ne kadar kaliteli olursa olsun, yapay zekâ sistemlerini fonlayacak bütçelere sahip olamayacaklarından dijital alemde neredeyse hiçbir şekilde görünür hale getirilmeyecektir. Bursa sanayisi, üreteceği değerin ve kalitenin adını dahi koyamadan küresel devlerin altında sönüp gidebilecektir.

Maalesef Bursa sanayicisi ve karar alıcıları hâlâ geleneksel billboard reklamlarıyla ve fuar katılımlarıyla marka oluşturabileceğini düşünüyor. Ancak "yeni ve algoritmik" dünyada rekabet, yapay zekânın tavsiye mekanizmasına girebilme savaşı haline dönüşüyor. Dolayısıyla algoritma düzeyinde temsil gücü olamayacak bir şehrin, sadece fiziki fabrikalar açarak küresel pazarda tutunması imkânsız hale gelecek.

Şu halde Bursa iş dünyası ve politik karar alıcılar şehrin ortak markalarını yapay zekâ çağında görünür kılacak müşterek veri stratejilerini ve dijital fonları inşa etmek zorunda görünüyor bu dönemde.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları