Ramazan Başan

Ramazan Başan

ramazan.basan@hotmail.com

Turizm planımız var turizm fakültemiz yok

2026.10.25 11:50 - Son Güncellenme: 2026.10.25 11:52
A

Bursa'nın yıllardır konuştuğu, ihtiyaç duyduğu ve belki de çok geç kaldığı önemli bir çalışma nihayet başladı.

Bursa Turizm Master Planı ve Eylem Planı hazırlanıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin Kapadokya Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğü çalışmalar kapsamında 20-23 Ekim tarihlerinde düzenlenen dört günlük program tamamlandı.

Kültürel mirastan gastronomiye, termal turizmden Uludağ'a, kırsal turizmden inanç turizmine kadar Bursa'nın sahip olduğu değerler masaya yatırıldı.

Kapadokya Üniversitesi'nden Prof. Dr. Bilgehan Gülcan ve Doç. Dr. Halil Burak Sakal'ın koordinasyonunda hazırlanan 2026-2030 Bursa Turizm Master Planı'nın şehrin önümüzdeki beş yıllık turizm politikalarına yön vermesi hedefleniyor.

Bursa adına önemli ve değerli bir başlangıç.

Ancak bu çalışmayı değerlendirirken aklıma takılan bazı sorular var.

NEDEN KAPADOKYA ÜNİVERSİTESİ?

Öncelikle şunu söylemeliyim.

Kapadokya Üniversitesi'nin tercih edilmesinin mutlaka akademik, teknik veya kurumsal gerekçeleri vardır.

Üniversitenin turizm alanındaki akademik birikimi ve daha önce yürüttüğü turizm master planı çalışmaları bu tercihte etkili olmuş olabilir.

Buna bir itirazım yok.

Ancak benim üzerinde durmak istediğim konu başka.

Bursa'nın turizm geleceğini planlarken Bursa'nın kendi akademik birikiminden, yerel uzmanlarından ve kanaat önderlerinden yeterince yararlanıyor muyuz?

Bursa Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi ve Mudanya Üniversitesi gibi üç önemli yükseköğretim kurumumuz var.

Turizm, gastronomi, tarih, mimarlık, şehir planlama, ekonomi, tarım ve kültürel miras alanlarında çalışan akademisyenlerimiz bulunuyor.

Bursa'nın turizm sektöründe yıllarını geçirmiş otelcileri, seyahat acenteleri, profesyonel turist rehberleri, gastronomi temsilcileri, üreticileri ve sivil toplum kuruluşları var.

Üstelik Bursa'nın hikâyesini yalnızca kitaplardan değil, yaşayarak bilen insanlarımız var.

Elbette Büyükşehir Belediyesi'nin açıklamasından yerel üniversitelerimizin akademisyenlerinin de toplantılara katıldığını öğreniyoruz.

Bu olumlu.

Ancak toplantılara davet edilmek ile bir şehrin geleceğini şekillendiren planın hazırlanmasında sürekli ve etkin sorumluluk üstlenmek aynı şey değil.

Ben Bursa'nın yerel akademisyenlerinin ve kanaat önderlerinin bu sürecin çok daha fazla içinde olmasını beklerdim.

Çünkü bu plan yalnızca Bursa için hazırlanmamalı.

Bursa ile birlikte hazırlanmalı.

ÜÇ ÜNİVERSİTE VAR, PEKİ TURİZM FAKÜLTESİ?

Aslında Kapadokya Üniversitesi'nin tercih edilmesi, üzerinde düşünmemiz gereken çok daha önemli bir gerçeği bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor.

Üç önemli üniversiteye sahip Bursa'da, turizm alanında güçlü, bağımsız ve uluslararası ölçekte söz sahibi bir Turizm Fakültesi'nin bulunmaması önemli bir eksiklik değil mi?

Osmanlı'nın ilk başkenti Bursa'dan söz ediyoruz.

UNESCO Dünya Mirası alanlarına sahip, Uludağ'ı, İznik'i, Mudanya'sı, termal kaynakları, tarihî çarşıları ve gastronomi kültürüyle Türkiye'nin en önemli turizm potansiyellerinden birini barındıran şehirden...

Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde turizm ve otel işletmeciliği ile turist rehberliği alanlarında eğitim veren programlar bulunuyor.

Ancak Bursa'nın potansiyeli düşünüldüğünde bu akademik yapılanmanın çok daha ileriye taşınması gerektiğine inanıyorum.

Neden Bursa'da turizm politikaları üreten, uluslararası araştırmalar yapan, gastronomi ve destinasyon yönetiminde uzmanlaşmış güçlü bir Turizm Fakültesi oluşturamadık?

Bu soruyu yalnızca üniversite yönetimlerine değil; Bursa'nın siyasetçilerine, yerel yöneticilerine, iş dünyasına ve turizm sektörünün bütün temsilcilerine sormamız gerekiyor.

Çünkü turizm yalnızca otel yapmak, festival düzenlemek veya turist ağırlamak değildir.

Turizm aynı zamanda bilimdir, eğitimdir, araştırmadır, planlamadır ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmektir.

Bursa'nın turizm geleceğini planlamak için başka şehirlerin akademik birikiminden yararlanmak elbette değerlidir.

Ancak Bursa'nın kendi turizm akademisini yeterince güçlendirememiş olması, üzerinde ciddi biçimde düşünmemiz gereken bir eksikliktir.

BURSA'NIN MİLLETVEKİLLERİNE BİR SORU!

Burada Bursa'nın siyasi temsilcilerine de önemli bir sorumluluk düşüyor.

Bursa'nın sorunlarını çözmek, şehrin geleceğine sahip çıkmak ve Bursa'yı hak ettiği noktaya taşımak için milletvekili seçilen siyasetçilerimize sormak istiyorum:

Bursa gibi böylesine büyük turizm potansiyeline sahip bir şehirde, güçlü bir Turizm Fakültesi kurulması neden bugüne kadar öncelikli bir mesele haline getirilemedi?

Bursa'nın turizm geleceği için bu konuyu kendilerine dert edinmelerini beklemek hakkımız değil mi?

Şehrin sanayisi, ulaşımı ve altyapısı kadar turizminin de güçlü bir akademik altyapıya ihtiyacı var.

Ancak Bursa'nın turizm alanındaki akademik yapılanmasını güçlendirecek somut girişimlerin kamuoyunda yeterince görünür olmaması düşündürücü.

Bursa'nın turizm şehri olma hayallerini büyütmek yerine, bu konudaki ilgisizlik ve sahipsizlik, turizm adına duyduğumuz bütün hevesi kursağımızda bırakıyor.

Burada siyasi parti ayrımı yapmıyorum.

Bursa'nın turizm geleceği, iktidarıyla muhalefetiyle bütün milletvekillerimizin ortak meselesi olmalıdır.

Turizm yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; istihdam, kültürel mirasın korunması, kırsal kalkınma ve uluslararası tanınırlık meselesidir.

Bursa'ya Turizm Master Planı hazırlatmak önemli bir adımdır.

Ancak bu planı uygulayacak, geliştirecek ve gelecek kuşaklara taşıyacak akademik kurumları güçlendiremiyorsak ortada ciddi bir eksiklik var demektir.

Bursa'nın milletvekillerinden beklentimiz açık: Bursa'ya güçlü bir Turizm Fakültesi kazandırılması için ortak irade ortaya koymaları ve bu hedefi somut bir takvime bağlamalarıdır.

BURSA'NIN SORUNU POTANSİYEL EKSİKLİĞİ DEĞİL

Bursa'nın turizm potansiyelini anlatmaya başladığımızda sayfalar yetmez.

Osmanlı'nın ilk başkenti.

UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki tarihî alanlar.

Uludağ gibi dört mevsim değerlendirilebilecek bir doğa hazinesi.

Termal kaynaklar.

İznik'in binlerce yıllık medeniyet birikimi.

Mudanya ve Tirilye'nin tarihî dokusu.

Gölyazı, Cumalıkızık, İznik Gölü, Uluabat Gölü...

Ve bütün bunların yanında son derece zengin bir gastronomi kültürü.

Bursa'da tarih var, doğa var, tarım var, sanayi var, deniz var, dağ var.

Peki, neden Bursa turizmde hak ettiği ekonomik değeri üretemiyor?

Bence asıl soru bu.

Çünkü turizmde başarı yalnızca gelen turist sayısıyla ölçülmez.

Turistin kaç gece konakladığı, ne kadar harcama yaptığı, hangi ilçeleri ziyaret ettiği ve yerel ekonomiye ne kadar katkı sağladığı çok daha önemlidir.

Bursa'ya gelip bir kebap yiyerek, birkaç tarihî mekânı gezerek İstanbul'a dönen ziyaretçiyi nasıl iki veya üç gece konaklayan bir turiste dönüştürebiliriz?

Master Plan'ın cevaplaması gereken temel sorulardan biri budur.

GASTRONOMİ BURSA'NIN EN BÜYÜK FIRSATLARINDAN BİRİ

Başkanı olduğum GASTRODER Gastronomi Kültür ve Seyahat Derneği olarak Bursa Turizm Master Planı'na katkı sunmak amacıyla hazırladığımız değerlendirmede gastronomiyi önemli bir stratejik alan olarak ele aldık.

Ancak gastronomiden kastımız yalnızca Bursa kebabı, İnegöl köfte veya kestane şekeri değil.

Bursa'nın gastronomi kimliği çok daha derin.

Biz Bursa gastronomisinin DNA'sını YEDİ kavramla anlatıyoruz:

TOPRAK + TARIM + GÖÇ + ÇARŞI + OSMANLI +TARİH + DENİZ/GÖL/DOĞA

Bu sekiz kavram Bursa'nın gastronomi hikâyesinin temelini oluşturuyor.

Gemlik'in zeytini, Mudanya'nın zeytinyağı, Karacabey'in Mihaliç peyniri, Hasanağa'nın enginarı, Bursa'nın siyah inciri, İnegöl'ün köftesi, Mustafakemalpaşa'nın peynir tatlısı...

Her biri ayrı bir turizm deneyimine dönüşebilir.

Ancak bunun için ürünleri yalnızca satmak değil, hikâyelerini anlatmak gerekiyor.

Bir turistin zeytini dalında görmesi, zeytinyağı üretimine katılması, bir peynir ustasıyla tanışması veya geleneksel Bursa süt helvasını kendi elleriyle hazırlaması, sıradan bir restoran ziyaretinden çok daha güçlü bir deneyimdir.

BURSA GASTRONOMİ DENEYİM MUTFAĞI NEREDE?

GASTRODER olarak Master Plan'a katkı amacıyla hazırladığımız önerilerden biri de Bursa Gastronomi Deneyim Mutfağı'nın hayata geçirilmesi.

Bursa'nın geleneksel yemeklerinin öğretildiği, yerel ürünlerinin tanıtıldığı, ziyaretçilerin uygulamalı mutfak deneyimlerine katıldığı, şeflerin, üreticilerin ve akademisyenlerin buluştuğu bir merkez öneriyoruz.

Bu merkez yalnızca turistlere hizmet vermemeli.

Bursa'nın gastronomi mirasını araştırmalı, kayıt altına almalı ve gelecek kuşaklara aktarmalı.

Uluslararası şef buluşmalarına, gastronomi atölyelerine ve tematik etkinliklere ev sahipliği yapmalı.

Ayrıca Bursa'nın ilçelerini birbirine bağlayan gastronomi rotaları oluşturulmalı.

Bir ziyaretçi sabah tarihî çarşıda kahvaltı yapıp Kayhan'da cantığın hikâyesini dinleyebilmeli.

Öğleden sonra Mudanya'da zeytinyağı tadımına katılabilmeli.

Ertesi gün İznik'te tarih ve gastronomiyi birlikte deneyimleyebilmeli.

Bir başka gün Karacabey'de peynir üretimini veya Bursa'nın bereketli ovalarında tarımsal üretimi keşfedebilmeli.

İşte bu deneyimler turistin Bursa'da kalış süresini uzatır.

Yerel üreticiye, esnafa, otelciye ve restorancıya ekonomik değer kazandırır.

MASTER PLAN RAFLARDA KALMAMALI

Türkiye'de çok sayıda şehir için turizm master planları hazırlandı.

Bazıları uygulandı, bazıları ise kapsamlı raporlar olarak raflarda kaldı.

Bursa'nın böyle bir lüksü yok.

Hazırlanacak planın her önerisi için sorumlu kurum, bütçe, uygulama takvimi ve başarı göstergeleri belirlenmeli.

2027 yılında hangi gastronomi rotaları hizmete açılacak?

Hangi ilçelerde yeni turizm deneyimleri oluşturulacak?

Bursa'da ortalama konaklama süresi ne kadar artırılacak?

Turist başına harcama için nasıl bir hedef konulacak?

Uludağ'ın dört mevsim turizme kazandırılması için hangi yatırımlar yapılacak?

Bursa Gastronomi Deneyim Mutfağı ne zaman hayata geçirilecek?

Bu soruların somut cevapları olmalı.

Ayrıca planın uygulanmasını takip edecek, düzenli olarak kamuoyuna hesap verecek ve yerel paydaşların temsil edildiği kalıcı bir yapı kurulmalı.

DAHA ÇOK YEREL, DAHA ÇOK BİZİM OLMALI

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı bu çalışmayı önemli buluyor ve destekliyorum.

Kapadokya Üniversitesi'nin akademik katkıları da kuşkusuz değerli olacaktır.

Ancak bir şehrin geleceğini belirleyen planların başarısı yalnızca bilimsel niteliğine bağlı değildir.

O planın şehir tarafından ne kadar sahiplenildiği de en az bilimsel niteliği kadar önemlidir.

Bu nedenle Bursa'nın üniversiteleri, meslek odaları, turizm kuruluşları, gastronomi dernekleri, yerel üreticileri ve kanaat önderleri yalnızca görüş bildiren değil, kararların olgunlaşmasına ve uygulamanın izlenmesine katkı sağlayan aktörler olmalı.

Önerim, Bursa Turizm Master Planı'nın uygulanmasını takip edecek bir Bursa Turizm Danışma ve İzleme Kurulu oluşturulmasıdır.

Bu kurulda akademisyenler, turizmciler, yerel yönetimler, meslek örgütleri ve sivil toplum temsilcileri birlikte çalışmalı.

Çünkü Bursa'nın turizm geleceği yalnızca bir kurumun veya üniversitenin sorumluluğuna bırakılamayacak kadar önemli.

Bursa'nın turizm geleceğini Bursa'nın insanlarıyla birlikte inşa etmeliyiz.

Kapadokya Üniversitesi'nin akademik bilgisiyle Bursa'nın yerel hafızası birleşirse ortaya çok daha güçlü bir plan çıkabilir.

Yeter ki hazırlanan çalışma Bursa'nın yalnızca turizm potansiyelini anlatan bir rapor olmasın.

Bursa'nın ortak aklını, ortak emeğini ve ortak geleceğini temsil etsin.

Unutmayalım:

Bir şehrin turizm master planı, o şehrin insanlarının da planı olmalıdır.

Ve Bursa için hazırlanan bu yol haritası;

Daha çok yerel, daha çok katılımcı, daha çok Bursa'nın, daha çok bizim olmalıdır.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları