Yazarlar
Ramazan Başan
ramazan.basan@hotmail.com'Çok konuşulan' festival sona ererken...
2026.09.20 09:30 - Son Güncellenme: 2026.09.20 09:30Gastronomi kelimesinin kökeni Eski Yunancadaki "gaster" (mide, karın) ve "nomos" (kural, yasa, düzen) sözcüklerinin birleşmesine dayanıyor.
Yani gastronominin kelime kökeninde aslında "midenin kuralı", "midenin yasası" var.
Dikkatinizi çekerim:
Kural...
Hayatımızın her alanında kurallar var.
Trafikte var, ticarette var, okulda var, sokakta var...
Sofrada da var.
Çünkü kurallar hayatımızı zorlaştırmak için değil, birlikte yaşamayı kolaylaştırmak için konuluyor.
Üstelik konu gıda olduğunda Bursa'nın "kural" meselesinde anlatacak çok önemli bir hikâyesi var.
Yıl 1502...
Sultan II. Bayezid döneminde yürürlüğe konulan Kanunname-i İhtisab-ı Bursa, üretimden satışa, kaliteden fiyatlandırmaya kadar pek çok alanda standartlar getiriyordu.
Düşünün...
Bursa bundan 524 yıl önce ekmeğin, etin, sütün, sebzenin, meyvenin nasıl üretileceğini ve satılacağını; esnafın sorumluluğunu, tüketicinin hakkını konuşuyordu.
Yani Bursa'nın gastronomi hikâyesi sadece yemekle değil, yemeğin kuralıyla da yazılmış.
İşte tam da bu nedenle bu yıl beşincisi düzenlenen Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali, Bursa'nın fethinin 700. yılına ithafen "Fetheden Lezzetler" temasıyla hazırlanırken, Kanunname-i İhtisab-ı Bursa'nın festivalin önemli temalarından biri olması gerektiğini söylemiştim.
Çünkü Bursa gastronomisinin anlatacak hikâyesi sadece kebap, cantık, pideli köfte ya da kestane şekeri değildir.
Bu şehir aynı zamanda 500 yılı aşan bir gastronomi düzeninin, esnaf kültürünün ve sofra hafızasının mirasçısıdır.
Sonra o görüntüler geldi...
Festivalin ilk gününde maalesef talihsiz bir olay yaşandı.
Tophane Kebapçısı Bahadır Tanrıverdi benim de çok sevdiğim bir dostumdur.
Markasını ve Bursa Kebabı'nı tanıtmak için yılın 365 günü nasıl çalıştığını, nasıl mücadele verdiğini yakından biliyorum.
Festivalde de Bursa'nın fethinin 700. yılına gönderme yaparak 700 lokmalık dev bir kebap hazırlamak istemiş.
Fikir güzel...
Niyet güzel...
Bursa Kebabı'nı gündeme taşımak güzel...
Ama galiba bir şey yeterince hesaplanamamış:
Kalabalık...
Bir anda çatalı bulan çatalla, bulamayan eliyle kebaba uzanmaya başladı.
Ortaya da hiç kimsenin arzu etmeyeceği görüntüler çıktı.
Üstelik o görüntüler festival alanında kalmadı.
Ulusal basına ve sosyal medyaya taşındı. Yaklaşık üç metre uzunluğundaki dev İskender tabağından onlarca kişinin aynı anda yemek yemesi, bazı kişilerin elleriyle tabağa uzanması yüzlerce haber ve sosyal medya paylaşımına konu oldu.
Görüntüler çok geniş kitlelere ulaştı, binlerce yorum yapıldı.
Biz Bahadır Tanrıverdi'yi tanıyoruz.
Biz Bursa Kebabı'nı biliyoruz.
Oradaki iyi niyeti de biliyoruz.
Ama Bursa'yı bilmeyen insanların önüne çıkan o birkaç saniyelik görüntüye baktığınızda maalesef başka bir tablo ortaya çıkıyor:
Kalabalık, hijyen tartışması ve kuralsızlık...
Nâzım Hikmet'in meşhur dizelerini bilirsiniz:
"Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?"
Ben de o görüntülere bakınca ister istemez şöyle düşündüm:
"Bana gastronominin yok olduğu bir resim yapabilir misin Abidin?"
O birkaç saniyelik görüntü maalesef biraz buna benziyordu.
Ama yol kazaları her yerde olur.
Her festivalde, her organizasyonda aksaklık yaşanabilir.
Önemli olan kazanın olması değil;
o kazadan ders çıkarabilmektir.
Festivalin de kuralları olmalı
Bence Bursa Gastronomi Festivali'nin önümüzdeki yıllarda çok daha belirgin standartları olmalı.
Örneğin festival alanında yemek hazırlayan şefler ve ustalar belli bir kıyafet standardına uymalı.
Ben beyaz önlüğü seviyorum.
Çünkü beyaz önlük mutfağın, ustalığın ve her şeyden önce temizliğin sembolüdür.
Festival alanına bakıyorum;
Kimi siyah tişörtle...
Kimi gri önlükle...
Kimi siyah önlükle...
Kimi neredeyse günlük kıyafetiyle yemek hazırlıyor.
Bone?
Eldiven?
Hijyen standardı?
Bunların tavsiye değil, festival standardı olması gerektiğini düşünüyorum.
Bir de son yıllarda moda olan siyah eldivenler var.
Ben gastronomide, özellikle halka açık etkinliklerde, beyaz veya açık renkli eldiveni tercih ederim.
Çünkü temizlik sadece sağlanmamalı, görünür de olmalı.
Gastronomi festivali şehrin vitrinidir.
Vitrinde ne gösteriyorsanız, Bursa'ya dışarıdan bakan insanlar Bursa gastronomisini de onunla değerlendiriyor.
524 yıl önce gıdaya standart koymuş bir şehirden bahsediyorsak bugün de festival alanındaki hijyenden servis düzenine, kıyafetten sunuma kadar bir "Bursa standardı" oluşturabilmeliyiz.
Bir fotoğraf bütün emeğin önüne geçmesin
Bütün bunları söylerken festival için aylarca çalışan insanların emeğini de görmezden gelemeyiz.
Belediye çalışanından şefine, ustasından üreticisine, işletmecisinden öğrencisine kadar yüzlerce insan bu festival için emek veriyor.
Ve her emek, her alın teri saygıyı hak ediyor.
Festivalde güzel işler de yapıldı.
Güzel yemekler hazırlandı.
Bursa'nın üreticileri, ustaları ve şefleri insanlarla buluştu.
Binlerce insan aynı sofranın etrafında bir araya geldi.
Ama iletişim çağının acımasız bir tarafı var:
Aylarca çalışırsınız...
Yüzlerce güzel iş yaparsınız...
Sonra birkaç saniyelik bir görüntü gelir ve hepsinin önüne geçer.
Bu yıl biraz böyle oldu.
O nedenle mesele suçlu aramak değil.
**Bahadır Bey'i suçlamak hiç değil. **
Bahadır Bey çıkıp bu durum nedeniyle kamuoyundan özür diliyor. Gerekli önlemi almalıydık diyor. Bizim iş yapma şeklimize uymuyor, bir anlık yaşanan bir durum diyor. Aslında böyle bir showau yapması medeni cesareti göstermesi ve ardından 'hata yaptım' diyecek kadar dürüst olması nedeniyle kendisini tebrik etmek gerekir.
Bahadır Bey, 3 metrelik bu sunumu yaptıktan sonra Belediye başkan Vekili Şahin Biba yanına geliyor. Ortaya çıkardığı bu büyük sunum ve emek için teşekkür ediyor ve oluşabilecek görüntüden habersiz ' Şimdi verin herkesin eline çatalı dalsın dalsınlar' diyor.
Aslında herşey bir anda oluyor. Kimse bu durumun yaşanmasını istemez.
Mesele gelecek yıl aynı görüntülerin oluşmasına izin vermemek. Bu tür yarışma ve sunumlar bazen ilgi çekici olabiliyor ancak etrafınızdaki yüzlerce binlerce kalabalığın nasıl hareket edeceğini bilemezsiniz.
Çünkü beşinci festivalden sonra artık yalnızca "Festival yaptık" demek yetmez.
Bundan sonra;
Nasıl bir festival yaptık?
Türkiye'ye ne anlattık?
Bursa gastronomisine ne kattık?
Şehrin markasına ne kattık?
sorularını da sormamız gerekiyor.
Yıl 1502...
Bursa gıdaya kural koyuyor.
Yıl 2026...
Aradan 524 yıl geçmiş.
Bugün gastronomisini dünyaya anlatmak isteyen Bursa'nın, kendi gastronomi festivalinin de kurallarını ve standartlarını oluşturması gerekiyor.
Ben bu festivali ilk yılından beri destekledim.
Desteklemeye de devam edeceğim.
Çünkü eleştirmek karşı çıkmak değildir.
Tam tersine;
Daha iyisini istemektir.
Bursa'nın daha iyisini yapabileceğine inanıyorum.
1502'de gıdaya kural koyan Bursa'ya, kuralları olan bir Gastronomi Festivali yakışır.
Soframız bereketli, hikâyemiz güçlü, kurallarımız belli olsun.
Bütün bunları söylerken festival için aylarca çalışan insanların emeğini de görmezden gelemeyiz.
Belediye çalışanından şefine, ustasından üreticisine, işletmecisinden öğrencisine kadar yüzlerce insan bu festival için emek veriyor.
Ve her emek, her alın teri saygıyı hak ediyor.
Festivalde güzel işler de yapıldı.
Güzel yemekler hazırlandı.
Bursa'nın üreticileri, ustaları ve şefleri insanlarla buluştu.
Binlerce insan aynı sofranın etrafında bir araya geldi.
Ama iletişim çağının acımasız bir tarafı var:
Aylarca çalışırsınız...
Yüzlerce güzel iş yaparsınız...
Sonra birkaç saniyelik bir görüntü gelir ve hepsinin önüne geçer.
Bu yıl biraz böyle oldu.
O nedenle mesele suçlu aramak değil.
Bahadır Bey'i suçlamak hiç değil.
Tam tersine, kendisi çıkıp bu durum nedeniyle kamuoyundan özür diledi. "Gerekli önlemi almalıydık" dedi. Bunun kendi iş yapma biçimlerine uymadığını, bir anlık yaşanan bir durum olduğunu ifade etti.
Böyle bir gösteriyi hayata geçirecek medeni cesareti göstermesi, ardından da "Hata yaptım" diyebilecek kadar dürüst davranması nedeniyle kendisini tebrik etmek gerekir.
Bahadır Bey, üç metrelik bu sunumu gerçekleştirdikten sonra Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da yanına geliyor. Ortaya koyduğu büyük sunum ve emek için kendisine teşekkür ediyor. Ancak oluşabilecek görüntüden habersiz bir şekilde, "Şimdi verin herkesin eline çatalı, dalsınlar, dalsınlar" diyor.
Aslında her şey bir anda gelişiyor.
Kimse böyle bir görüntünün ortaya çıkmasını istemez.
Mesele, gelecek yıl aynı görüntülerin oluşmasına izin vermemek.
Bu tür gösteriler ve sunumlar zaman zaman ilgi çekici olabilir. Ancak etrafınızdaki yüzlerce, hatta binlerce kişinin nasıl hareket edeceğini önceden bilemezsiniz. Bu nedenle böylesi büyük sunumlarda yalnızca fikrin ve emeğin değil, sonrasındaki kalabalık yönetiminin de planlanması gerekir.
Çünkü beşinci festivalden sonra artık yalnızca "Festival yaptık" demek yetmez.
Bundan sonra;
Nasıl bir festival yaptık?
Türkiye'ye ne anlattık?
Bursa gastronomisine ne kattık?
Şehrin markasına ne kattık?
sorularını da sormamız gerekiyor.
Yıl 1502...
Bursa gıdaya kural koyuyor.
Yıl 2026...
Aradan 524 yıl geçmiş.
Bugün gastronomisini dünyaya anlatmak isteyen Bursa'nın, kendi gastronomi festivalinin de kurallarını ve standartlarını oluşturması gerekiyor.
Ben bu festivali ilk yılından beri destekledim.
Desteklemeye de devam edeceğim.
Çünkü eleştirmek karşı çıkmak değildir.
Tam tersine;
Daha iyisini istemektir.
Bursa'nın daha iyisini yapabileceğine inanıyorum.
1502'de gıdaya kural koyan Bursa'ya, kuralları olan bir Gastronomi Festivali yakışır.
Soframız bereketli, hikâyemiz güçlü, kurallarımız belli olsun.
Yazarın diğer yazıları
- 'Çok konuşulan' festival sona ererken... 20 Eylül 2026 Pazar, 09:30
- Siyah incir neden para etmiyor? Çare: Üniversite 11 Eylül 2026 Cuma, 08:30
- Festival üç gün, gastronomi 365 gün 02 Eylül 2026 Çarşamba, 01:25
- Nilüfer'in yeni yıldızı gastronomi 30 Ağustos 2026 Pazar, 17:08
- Ömür Akkor: "Hayatımı mutfağa ve yemeğe adadım" 17 Ağustos 2026 Pazartesi, 09:47
- Soğanın gözyaşları 11 Ağustos 2026 Salı, 10:53
- Sizin Tercihiniz Nedir? Kavun mu? Karpuz mu? 26 Temmuz 2026 Pazar, 19:31
- İklim değişirse tabağımız ne olur? 19 Temmuz 2026 Pazar, 11:03
- Bursa'nın hafızası çarşısında, ruhu esnaf lokantalarında saklı 04 Temmuz 2026 Cumartesi, 13:41
- Boşnakların soframıza bıraktığı miras 02 Temmuz 2026 Perşembe, 16:10
Yazarlar
- CHP-Yeni Parti denkleminde yeni arayışlar, B... Hasan Boztürk
- BUSKİ'de 3 bürokratla daha yollar ayrıldı Hasan Yalçın
- Bursa'nın Kapalı Çarşı'sından fabrikaya! Elif Didem Danacıoğlu
- Bursa'yı yakından ilgilendiren kabine kulisi! İsmail Arslan
- Bursa'da 1 milyon kişiyi buluşturan festival... E. Pınar Turan Kahraman
- Bursa'nın emsal hesabı... Prof. Dr. Murat Taş
- Iheanacho bitti demeden bitmedi! Çetin Sabırlı
- Bursaspor'da geri dönüşün mimarları kimlerdi? Cevdet Altınel
- Bursa Karabalçık'ta bir salkım mutluluk Aylin Tekir
- Aile şirketlerinin sonu mu geliyor? Binay Kazan
- Sanayi mezarlığına dönüşmeden önce son çıkış Prof. Dr. Celalettin Yanık
- Almanya'da çocuk yetiştirdim: Emekli olabili... Ferdi Sönmez
- 'Çok konuşulan' festival sona ererken... Ramazan Başan
- Okullardaki Farklı Kırtasiye Masrafları Yeşim Mutlu
- KPSS 2026 lisans analizi: Beklentiler ve pla... Tolga Bahadır Şimşek
- Hakaret suçu Av. Ezgi Ay Sayma
- Kabine değişikliği ve Mehmet Şimşek'in durumu Metehan Demir
- Kazanan yine kasa! Emre Özpeynirci
- Yarın faiz kararı ne yönde olacak? Levent Yılmaz
- Zeynep Sönmez Türk tenisinde bir ilke imza attı Engin Aksöz