Elif Didem Danacıoğlu

Elif Didem Danacıoğlu

elifdidemdanacioglu@gmail.com

Bursa'nın Kapalı Çarşı'sından fabrikaya!

2026.09.18 21:16 - Son Güncellenme: 2026.09.18 22:25
A

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

Dün akşam Op. Dr. Nuray Kuzukıran ile birlikte Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği'nin (BUİKAD) düzenlediği 'Kapalı Çarşı'dan Sanayiye: Bursa'nın Ticaret ve Üretim Yolculuğu' başlıklı paneli dinledik.

Özge Selçuk Bozkurt'un moderatörlüğündeki panelin konuşmacıları, İpeker Doca Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi ve Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı İhsan İpeker ile Türkün Holding Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Türkün Karaçor oldu.

Programda BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Zuhal Aslı Saka, BUİKAD'ın 2026-2029 dönemine ilişkin stratejik planını da 'Güçlü Birikimden Yeni Stratejik Modele' başlığıyla açıkladı.

Panel boyunca Bursa'nın ticaret ve sanayi geçmişinden aile şirketlerine, tekstilden kadın istihdamına kadar uzanan önemli başlıklar konuşuldu.

Ben de panelden aldığım notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

KAPALI ÇARŞI'DAN SANAYİYE BURSA'NIN ÜRETİM HİKÂYESİ!

Tekstil alanında faaliyet gösteren Bursa'nın köklü aile şirketlerinden Türkün Holding'in Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Türkün Karaçor, şirketlerinin kuruluş hikâyesinden söz ederken aslında Bursa'nın tekstil ve sanayi serüvenine de ışık tuttu.

Aslı Türkün Karaçor'un anlattıklarından, aile şirketlerinde işin yalnızca bir meslek ya da ticari faaliyet olarak görülmediği anlaşılıyor.

Çocukluktan itibaren işin içine girmek, üretimi görmek, fabrikada vakit geçirmek, tezgâha dokunmak, kumaşı tanımak...

Bunların tümü, sonraki kuşakların şirketle kurduğu bağın önemli parçalarını oluşturuyor.

Aslı Türkün Karaçor, kendi hikâyesini anlatırken bunu şöyle ifade etti:

"Bizler o şirketlerin içinde büyüdük. Çünkü kurulum aşaması ve o dönemin şartları çok farklıydı. Tezgâhlar alınıyor, iplik boya kuruluyor ve tümü kendi içerisinde çok hızlı bir şekilde gelişiyor. Ama o emek, oradaki çalışma ruhu hepimizin ruhunda. O yüzden ben tekstilin içine doğdum."

"Tekstil, kadınların uzak kalamayacağı bir sektör!"

Aslı Türkün Karaçor'un üzerinde durduğu başlıklardan biri de kadın istihdamıydı.

Tekstilin renk, tasarım, estetik ve güzellikle iç içe bir sektör olduğuna dikkat çeken Aslı Türkün Karaçor, kadınların tekstil sektöründeki yerinin önemine vurgu yaptı.

Kendi çocukluğundan örnekler verirken de aile şirketlerinde yeni kuşağın işe hazırlanmasının yalnızca eğitimle olmadığını belirtti.

Hafta sonları babasıyla fabrikaya gittiklerini, bazen kısa süreli başlayan ziyaretlerin saatler sürdüğünü belirten Aslı Türkün Karaçor, kendisine bobin verildiğini, varyant yaptırıldığını, kalite kontrolün başına geçirildiğini ve fuarlara götürüldüğünü anlattı.

Bütün bunların kendisini tekstilin içine hazırladığını söyledi.

Sonrasında da tekstil üzerine okumaya karar verdiğini ve sektöre geldiğinde kendisini yabancı hissetmediğini ifade etti.

Burada aile şirketleri açısından önemli bir noktaya da işaret etti:

Yeni kuşağın şirkete sonradan dâhil edilmesi ile şirketin ruhunun içinde yetişmesi aynı şey değil!

Aslı Türkün Karaçor, kuşaklar arasındaki çatışmaların önemli nedenlerinden birinin de bu olduğunu düşünüyor.

"Sonradan işin içine girmeye çalıştığında işte o zaman olmuyor. O ruhun içine işlemesi lazım ki, zaten isteyerek, severek gelsin. Çünkü severek gelmeyince o iş olmuyor."

Kadın istihdamının tekstil açısından özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Aslı Türkün Karaçor, Türkün Holding bünyesindeki şirketlerde kadın çalışanların önemli bir ağırlığa sahip olduğunu belirtti.

Verdiği rakam dikkat çekiciydi: Türkün Holding'de kadın çalışan oranı yüzde 53 civarında...

Aslı Türkün Karaçor, tekstilin yalnızca Bursa açısından değil, Türkiye açısından da kadın emeğinin yoğun olduğu ve korunması gereken sektörlerden biri olduğunu söyledi.

"Tekstil, korunması gereken bir sektör. Asla kaybedilmemesi gereken bir sektör. Bursa'nın ve Türkiye'nin arkasında ciddi kadın emeği, çalışanı olan bir sektör. O yüzden korumamız şart."

"Kadınlarımız olmasa tekstil olmazdı!"

Panelin bir diğer konuşmacısı İpeker Doca Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi ve Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı İhsan İpeker de kadın istihdamının Bursa'nın ticaret ve sanayi kültüründeki yerine dikkat çekti.

İpeker Doca Tekstil'de kadın yönetici ve kadın çalışan oranının yüzde 58 olduğunu belirten İhsan İpeker, kadınların Bursa tekstilindeki rolünün geçmişten bugüne uzanan bir hikâye olduğunu vurguladı.

Sözü oldukça netti:

"Kadınlarımız olmasaydı, Bursa'da tekstil olmazdı. İpek olmazdı, tekstil olmazdı, çarşı olmazdı."

İhsan İpeker'in anlatımında Kapalı Çarşı'nın da ayrı bir yeri vardı.

Bursa'nın ticari kültürünün oluşmasında Kapalı Çarşı'nın önemli bir rol üstlendiğini belirten İhsan İpeker, bugün Bursa'nın ticaret ve sanayi hayatında yer alan pek çok işletmenin geçmişinde Kapalı Çarşı bağlantısının bulunduğunu ifade etti.

Bu noktada aslında Bursa'nın ekonomik gelişiminin önemli bir özelliği ortaya çıkıyor.

Ticaret, zaman içerisinde üretime; üretim ise, sanayiye evriliyor.

Kapalı Çarşı'da başlayan ticari birikim, sonraki yıllarda atölyelere, imalathanelere ve fabrikalara uzanan bir üretim kültürünün temellerini oluşturuyor.

Kadın yöneticiler artık üretimin her aşamasında!

İhsan İpeker, kadınların tekstil sektöründeki rolünün geçmişe göre önemli ölçüde değiştiğine de dikkat çekti.

Geçmişte kadınların daha çok üretimin belirli alanlarında görev aldığını, bugün ise yönetimden vizyona, stratejiden karar alma süreçlerine kadar çok daha geniş bir alanda yer aldığını söyledi.

"Artık üretimin içinde değil; tamamen beyin olarak ve vizyon olarak yer alıyorlar. Üretimin içerisinde yer bulmuş, bizi ileriye taşıyan bir konuma gelmiş durumdalar."

İhsan İpeker'in özellikle vurguladığı nokta ise genç kadın yöneticilerin ortaya koyduğu vizyondu.

Ekonomik koşulların zorlaştığı bir dönemde Türkiye'de üretimin ve ihracatın sürdürülebilmesinde kadın yöneticilerin katkısının önemli olduğunu ifade etti.

"Yönetimlerde daha fazla kadın ve genç olmalı!"

İhsan İpeker'in anlattığı bir başka konu ise, UTİB yönetimine ilişkin yaklaşımıydı.

Seçim sürecinde liste hazırlanırken kadın ve gençlerin daha fazla yer almasını istediğini belirten İhsan İpeker, bu konudaki yaklaşımını şöyle dile getirdi:

"Dedim ki; en az yarısı kadın olmalı. Bir de genç olmalı."

Bu cümle, panelin genel temasını da aslında özetliyordu.

Çünkü konuşmalar yalnızca geçmişten bugüne Bursa'nın ticaret ve sanayi yolculuğunu anlatmıyordu.

Aynı zamanda geleceğin Bursa ekonomisinin kimlerle ve nasıl yönetileceği sorusunu da gündeme getiriyordu.

Velhasıl...

Bursa'nın hikâyesinde Kapalı Çarşı'dan fabrikalara uzanan yol...

Dün akşamki panelden benim çıkardığım en önemli başlıklardan biri şu oldu:

Bursa'nın sanayi hikâyesini yalnızca fabrikalarla anlatmak eksik kalır.

Bu hikâyenin içerisinde Kapalı Çarşı var.

Esnaf kültürü var. Aile şirketleri var. Kadın emeği var. Kuşaklar arası aktarım var. Ve bütün bunların üzerine inşa edilen bir üretim kültürü de var.

Bugün Bursa; tekstil, otomotiv, makine, gıda ve farklı sanayi kollarıyla Türkiye ekonomisinin önemli üretim merkezlerinden biridir.

Ancak bu üretim gücünün arkasındaki ticari hafızayı da unutmamak gerekiyor.

Kapalı Çarşı'da başlayan ticari hareketlilik, zaman içinde Bursa'nın üretim refleksini besledi.

Bugün fabrikalarda, ihracat yapan şirketlerde ve yönetim kurullarında gördüğümüz kadınların hikâyesi de bu uzun yolculuğun önemli bir parçası.

Aslı Türkün Karaçor'un yüzde 53 ve İhsan İpeker'in ise yüzde 58 olarak açıkladığı kadın çalışan oranları da bunun günümüzdeki somut göstergelerinden biri.

Belki de Bursa'nın önümüzdeki dönemde ihtiyaç duyduğu en önemli şeylerden biri, geçmişten gelen bu üretim ve ticaret kültürünü korurken yeni kuşakları ve kadınları daha fazla karar mekanizmasının içerisine taşımak.

Kapalı Çarşı'dan sanayiye uzanan Bursa hikâyesinin yeni bölümü de bu konulardan yazılacak gibi...

****

EĞİTİM, EĞİTİM, EĞİTİM!

Aynı zamanda dün Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Eğitim ve Gelişim Çalışma Grubu tarafından düzenlenen 4. Eğitim ve Gelişim Zirvesi'nin teması 'Momentum'du.

Ekonomide yeni dönemin en kritik sermayesi artık yalnızca makine, teknoloji ya da finansman değil, nitelikli insan!

BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu'nun da vurguladığı gibi teknolojiye, otomasyona, robotlara ve yapay zekâya yatırım yapıyoruz.

Ancak bütün bu yatırımların üzerinde bir başka yatırım var: İnsana yatırım!

Çünkü yapay zekâ bilgiyi buluyor, özetliyor ve analiz ediyor. O halde farkı yaratacak olan yalnızca ne bildiğimiz değil; hangi soruyu sorduğumuz, bilgiyi nasıl yorumladığımız ve nasıl değere dönüştürdüğümüz.

Tam da burada eğitim ekonominin merkezine yerleşiyor.

Ezberleyen değil sorgulayan, verilen problemi çözen değil yeni problemleri fark eden, teknolojiyi yalnızca kullanan değil teknolojiyle değer üreten bireylere ihtiyacımız var.

Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesi için üniversite-sanayi iş birliğinin güçlenmesi, çalışanların sürekli eğitilmesi ve gençlerin merak eden, özgür düşünen, üreten bireyler olarak yetişmesi gerekiyor.

Çünkü teknolojiye sahip olmak tek başına yetmiyor. Teknolojiyi yönetecek insan gücüne sahip olmak gerekiyor.

Ekonominin yeni denkleminde en değerli yatırım belli: Eğitim, eğitim, eğitim!


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları