Elif Didem Danacıoğlu

Elif Didem Danacıoğlu

elifdidemdanacioglu@gmail.com

30 yıllık birikimden Bursa'nın geleceğine!

2026.09.14 22:01 - Son Güncellenme: 2026.09.14 22:24
A

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

Bursa'da iş dünyasının gündemini konuşmak için bir araya gelinen toplantılarda çoğu zaman rakamlar, ihracat, yatırım, üretim ve finansman maliyetleri öne çıkar.

Ancak bazı toplantılar vardır ki yalnızca bugünü değil, geçmişin birikimi üzerinden geleceği de düşünmenizi sağlar.

Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği'nin (BİSİAD) 30 yıllık yolculuğunun anlatıldığı buluşma da benim için böyle bir toplantıydı.

BİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul'un davetiyle katıldığım toplantıda aslında yalnızca bir derneğin 30 yıllık serüvenini değil, Bursa'nın teknolojiyle değişen ekonomik yapısını ve önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalacağı dönüşümü de dinlemiş olduk.

İdris Doğrul'un konuşmasından aklımda kalan özellikle bir cümle:

"Bu başarı hepimizin başarısı!"

Gerçekten de BİSİAD'ın çalışmalarına baktığımızda yalnızca bir derneğin faaliyetlerini görmüyoruz.

Üniversite-sanayi iş birliğinden insan kaynağına, teknoloji eğitimlerinden sektör standartlarına, kamu kurumlarıyla ilişkilerden uluslararası projelere kadar uzanan bir ekosistem oluşturma çabasını görüyoruz.

Bence burada asıl önemli olan nokta şu;

Bir sektörün geleceği yalnızca şirketlerin performansıyla şekillenmiyor.

Üniversiteler, meslek örgütleri, teknoparklar, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları birlikte hareket edebildiğinde ortaya çok daha güçlü bir ekonomik yapı çıkıyor.

İdris Doğrul'un konuşmasında üniversitelerle geliştirilen ilişkiler önemli bir başlık olarak öne çıktı.

Bursa Uludağ Üniversitesi'nde Bilgisayar Mühendisliği bölümünün açılması sürecinde sektörün verdiği destek de geçmişte atılan adımların bugün ne kadar değerli hale geldiğini gösteriyor.

Çünkü bugün teknoloji sektörünün en önemli sorunlarından biri nitelikli insan kaynağı.

Teknoloji şirketi kurabilirsiniz!

Yatırım yapabilirsiniz!

Yeni bir yazılım geliştirebilirsiniz!

Ancak bunları geliştirecek, yönetecek ve küresel ölçekte rekabet edebilecek insan kaynağına sahip değilseniz, sürdürülebilir bir başarıdan söz etmek zor.

Dolayısıyla teknoloji yatırımı kadar insan kaynağına yatırım yapmak da ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geliyor.

İdris Doğrul'un dikkat çektiği bir başka konu ise Bursa'nın gelişim kenti olma vizyonuydu.

Bursa'nın otomotivden tekstile, makineden kimyaya kadar güçlü bir sanayi altyapısı var.

Ancak önümüzdeki dönemde yalnızca üretim yapmak yeterli olmayacak.

Asıl mesele, bu üretim gücünü teknolojiyle birleştirebilmek.

Yapay zekâ, ileri yazılım teknolojileri, yeşil dönüşüm, kuantum teknolojileri ve küresel yetenek rekabeti artık geleceğin uzak başlıkları değil.

Bugünün ekonomik rekabetinin tam merkezinde yer alıyorlar.

Çünkü teknoloji yalnızca yeni bir sektör yaratmıyor.

Mevcut sektörlerin de rekabet gücünü yeniden şekillendiriyor.

Otomotivde yapay zekâdan tekstilde dijital üretime, makine sektöründe otomasyondan enerjide verimliliğe kadar teknoloji artık üretimin kendisinin bir parçası.

Dolayısıyla Bursa'nın önündeki mesele yalnızca daha fazla üretmek değil; daha verimli, daha teknolojik ve daha yüksek katma değerli üretim yapmak.

İdris Doğrul'un gelecek dönem için verdiği mesajlardan biri özellikle dikkat çekiciydi:

"Kendi evimizde büyümemizin bir anlamı yok."

Bence bu cümle yalnızca teknoloji şirketlerine değil, Bursa'nın tamamına söylenmiş önemli bir mesaj.

Çünkü artık hedef yalnızca ihracat rakamlarını artırmak olmamalı.

Bursalı şirketlerin küresel değer zincirlerinde daha üst sıralara çıkması gerekiyor.

Daha fazla teknoloji üretmek, daha yüksek katma değer yaratmak ve kendi markalarımızla küresel pazarlarda daha güçlü yer almak zorundayız.

Küresel rekabet artık yalnızca şirketler arasında yaşanmıyor.

Şehirler de rekabet ediyor. Sektörler de rekabet ediyor. Üniversiteler de rekabet ediyor.

Bu nedenle Bursa'nın gelecekteki ekonomik başarısı, sahip olduğu sanayi gücünü ne kadar hızlı teknoloji ve inovasyonla bütünleştirebildiğine bağlı olacak.

BİSİAD'ın uluslararası projeler konusundaki deneyimi de toplantının dikkat çeken başlıklarından biriydi.

Bursa'daki bir sektör topluluğunun Avrupa Birliği ölçeğinde proje geliştirebilecek kapasiteye ulaşmış olması önemli.

Çünkü yeni dönemde uluslararası rekabet yalnızca ihracat yapmakla sınırlı değil.

Projelerde yer almak, uluslararası iş birlikleri kurmak, teknoloji üretmek ve küresel fonlardan daha fazla yararlanmak da rekabet gücünün önemli parçaları.

Burada bir başka başlık daha karşımıza çıkıyor:

Yeşil dönüşüm!

Avrupa Birliği'nin çevre ve karbon düzenlemeleri özellikle ihracatçı sektörler açısından yeni bir dönemi beraberinde getiriyor.

Dolayısıyla yeşil dönüşüm artık geleceğin konusu değil, bugünün konusu.

Enerji verimliliği, karbon ayak izi, sürdürülebilir üretim, temiz teknoloji ve dijital dönüşüm artık şirketlerin yalnızca çevresel performansını değil, doğrudan doğruya maliyetlerini ve rekabet güçlerini de belirliyor.

Bursa gibi güçlü bir sanayi ve ihracat kentinde bu dönüşümün önemi ise çok daha büyük.

***

Bana göre İdris Doğrul'un başkanlık dönemi BİSİAD ve sektör açısından önemli bir kazanım oldu.

İdris Doğrul, ayrıca konuşmasında son başkanlık dönemi olduğunu ve artık yeni isimlerin önünün açılması gerektiğini ifade etti.

Aynı zamanda BİSİAD'ın geleceğinde bir kadın başkan görmek istediklerini de dile getirdi.

Bu mesajı yalnızca bir yönetim değişikliği olarak değerlendirmemek gerekiyor.

Çünkü kurumların sürdürülebilirliği, yalnızca bugünkü yöneticilerin ne yaptığıyla değil, kendilerinden sonraki kuşağa nasıl bir yapı bıraktıklarıyla ölçülür.

İdris Doğrul'un başkanlık döneminin de yalnızca gerçekleştirilen faaliyetlerle değil; oluşturulan kurum kültürü, geliştirilen iletişim, kurulan iş birlikleri ve biriktirilen deneyimin geleceğe başarıyla yansımasıyla değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

***

Son söz...

İş dünyasının gündemine baktığımızda bugün çok ciddi sorunlarla karşı karşıya...

Finansmana erişim zor.

Maliyetler yüksek.

İhracat pazarlarında belirsizlikler var.

Küresel rekabet giderek sertleşiyor.

Teknoloji şirketleri de bütün bu ekonomik gerçekliklerden bağımsız değil.

Fakat bütün bunların üzerinde daha büyük bir soru var:

Türkiye yeni teknolojik dönüşümün neresinde?

Yapay zekâya ne kadar hızlı uyum sağlayabiliyoruz?

Yeşil dönüşümün getirdiği maliyetleri nasıl yöneteceğiz?

Bursa'nın güçlü sanayi altyapısını teknolojiyle nasıl daha fazla bütünleştireceğiz?

Ve belki de en önemlisi...

Bursa'nın bugün sahip olduğu üretim gücünü, önümüzdeki 30 yılın küresel rekabet avantajına nasıl dönüştüreceğiz?

BİSİAD'ın 30 yıllık hikâyesinden geleceğe kalan en önemli mesajlardan biri bence tam da burada.

Bursa'nın önündeki mesele artık yalnızca daha fazla üretmek değil; daha fazla teknoloji üretmek, daha yüksek katma değer yaratmak ve küresel değer zincirlerinde daha üst sıralara çıkmak.

Çünkü gelecek, bugünün üretim gücünü teknolojiyle buluşturabilen şehirlerin olacak.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları