Prof. Dr. Murat Taş

Prof. Dr. Murat Taş

Bursamız miras mı emanet mi?

2026.10.19 10:51 - Son Güncellenme: 2026.10.19 10:51
A

Geçmişten gelen kültürel değerlerin geleceğe aktarılması, bu işle uğraşan uzmanlarca kültürel mirasın korunması şeklinde değerlendirilir. Belki de uluslararası alanda 'cultural hertage' diye anılan konunun doğrudan Türkçe karşılığı olarak da kültürel miras diye bilinir. Gerek Bursamızda Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu üyeliği gerekse İznik UNESCO Alan Başkanlığı görevlerim sırasındaki deneyimlerimden yola çıkarak bu kavram zihnimi hep meşgul etmiştir.

Değerli büyüğümüz rahmetle andığım Prof. Dr. Metin Sözen hocamızın Bursadaki bir konferansı sırasında sarf ettiği şu sözler beni derinden etkilemişti: İnsanın kendi varlığının en büyük kanıtı olan ve kendi ürettiği kültür varlığı binaları korumak zorunda kalmak/bırakılmak kadar kötü bir durum olamaz. Bir kimliği ve değeri olan binaları tescil etmek zorunda kalmak bile ayıptır. Halkını ikna edip katamadığın sürece koruma politikası üretilemez. Doğanın bittiği yerde yaşama hakkı bitmiş demektir. Doğanın tükendiği yerde kültür varlıkları daha çok tükenmeye mahkumdur.

Zaten zihnimde nicedir beni meşgul eden bu kavramdan sonra bir duayenden bu sözleri duymak bende bazı şeylere karşı farklı bir bakış açısı geliştirmeme sebep oldu. Zira şehirlerimizde, toplumumuzda kültürel mirasımızın korunması konusunda iyi bir sınav veremediğimiz açıktır. Acaba 'miras' bizim toplumumuz için atalarımızdan bize kalan ve bizim de değerini anlayamadığımız için çıkarımız için hoyratça tükettiğimiz şeyler miydi? Gerçekten de bizim insanımızın emek vermeden, alnının terini akıtmadan, kendisinde izler bırakmadan elde ettiği değerlere olan bakışı malesef aynen bu şekilde değil mi? Hatta babamdan bana miras kaldı benim değil mi, canım nasıl isterse onu yaparım, kime ne demez miyiz? Malesef birçok insanımızın kültürel mirasımıza olan bakış açısı bunun çocuklarımıza, geleceğe aktarılması gereken bir emanet olduğu şeklinde olmaması; aksine kendisine kalan bu mirası günlük ihtiyacı için ekonomik değere dönüştürülerek harcanması gereken bir varlık olduğu şeklinde algılanması oldukça üzücüdür. Bu bakış açısı da değerlerimizin giderek azalması ve zamanla yok olması anlamına gelmektedir. Bursamız kültürel mirasımızın korunması konusunda önemli bir kilometre taşı niteliğinde değerlere sahiptir.

Şimdi gelelim başta sorduğumuz 'miras mı emanet mi' sorusuna. Şimdi burada şunu da açıklamakta yarar var. Miras konusuna olan bakışımız ne denli eksikse emanet konusuna bakışımız da toplumumuzda aksine oldukça karşılığı verilen bir kavramdır. En azından mirastan daha doğru bir temele oturduğunu söyleyebiliriz. Zira toplumumuzda 'emanet' geçici süre de olsa bize teslim edilen ve onun başına bir iş gelmeden/zarar vermeden/kılına bile dokunmadan/her türlü değerden üstün tutarak gelecekte bunu taşımayı hak edecek gerçek sahibine ya da bizden sonraki geçici sahibine aktarılması gereken bir değere olan bakış açısını ifade eder. Çünkü emanet mirastan daha kutsal görülür. Aslında basit bir eşyayı veya maddeyi kutsal yapan o eşyaya yüklenen anlamda saklı değil midir? Bu yüzden ben kültürel miras kavramına kültürel emanet demenin daha doğru olabileceğini belki bu bakış açısı ile bu değerlerimizin gereği gibi korunmasını, daha çok değer kazanmasına olanak sağlayabileceğimizi düşünüyorum.

İster miras ister emanet diyelim Bursamızın başta hanlar bölgesi olmak üzere sultan külliyelerimiz, hisar bölgesi ile gerek merkezdeki birçok arkeolojik değerler ile anıtsal ve sivil mimarlık örneği yapılarımız gerekse kırsal alanlardaki tüm kültürel değerlerimizi gelecek nesillere, evlatlarımıza en iyi hali ile aktaracak çalışmalara önem vermemiz gerekiyor. Bize yakışan da bize emanet edilen bu değerleri bizden sonrakilere en iyi şekilde aktarmaktır.

Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın, güvenle kalın, Allah'a emanet olun.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları