Yazarlar
Ramazan Başan
ramazan.basan@hotmail.comMudanya'da barış masası, gastronomiyle yeniden kurulabilir mi?
2026.10.11 10:23 - Son Güncellenme: 2026.10.11 10:23Bir zamanlar savaşları durdurmak için kurulan masalar, bugün insanları birbirine yakınlaştıran sofralara dönüşebilir mi?
Bu soruyu sormak için dünyanın herhangi bir yerine gitmemize gerek yok.
Mudanya'ya bakmamız yeterli.
Çünkü Mudanya yalnızca Marmara Denizi'nin kıyısında, zeytin ağaçlarıyla çevrili güzel bir sahil kenti değildir.
Mudanya, tarihin yön değiştirdiği bir kenttir.
11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesi, Kurtuluş Savaşı'nın askerî zaferini diplomatik bir başarıyla buluşturan, barışa giden yolu açan tarihsel dönüm noktalarından biridir.
O masada farklı ülkelerin temsilcileri vardı. Farklı çıkarlar, farklı düşünceler, farklı beklentiler...
Ama sonunda konuşmak, savaşmaya tercih edildi.
Aradan tam 104 yıl geçti.
Bugün yine Mudanya'da barış konuşuluyor.
Mudanya Belediyesi tarafından 9-10 Ekim tarihlerinde Tirilye Kültür Merkezi'nde ilk kez düzenlenen Mudanya Barış Sempozyumu, diplomatları, siyasetçileri, akademisyenleri ve gazetecileri aynı çatı altında buluşturdu.
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç'ın ev sahipliğinde düzenlenen sempozyumda, Murat Karayalçın, Onur Öymen, Murat Yetkin, Sedat Ergin, Prof. Dr. İlter Turan, Prof. Dr. Mustafa Aydın ve uluslararası katılımcılar barışın geçmişini, bugününü ve geleceğini tartışmak üzere bir araya geldi.

GASTRODER Gastronomi Kültür ve Seyahat Derneği Başkanı ve gastronomi yazarı olarak davet edildiğim bu anlamlı buluşma, benim zihnimde başka bir sorunun kapısını açtı:
Barışın diplomasi masası ile gastronominin sofrası arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?
Diplomasi yalnızca devletlerin işi midir?
Diplomasi denildiğinde aklımıza büyükelçiler, dışişleri bakanları, uluslararası anlaşmalar ve devlet başkanları gelir.
Oysa günümüzde diplomasi yalnızca devletler arasında yürütülen resmî görüşmelerden ibaret değil.
Kültür, sanat, spor, eğitim, turizm ve gastronomi de ülkeler arasında iletişim kurmanın güçlü araçları.
Buna uluslararası ilişkiler literatüründe yumuşak güç deniliyor.
Bir ülkeyi yalnızca ekonomik büyüklüğüyle ya da askerî kapasitesiyle tanımazsınız.
Bazen bir şarkısıyla seversiniz.
Bazen bir romanıyla tanırsınız.
Bazen de bir yemeğinin kokusuyla hatırlarsınız.
İşte tam burada gastrodiplomasi kavramı karşımıza çıkıyor.
Gastrodiplomasi, ülkelerin mutfak kültürlerini kullanarak başka toplumlarla kültürel bağ kurması, kendilerini tanıtması ve karşılıklı anlayışı geliştirmesi anlamına geliyor.
Bir başka ifadeyle, mutfağın diplomasiye dönüşmesi...
Çünkü sofranın çok önemli bir özelliği vardır.
İnsanlar aynı dili konuşmayabilir. Aynı dine, aynı kültüre ya da aynı coğrafyaya ait olmayabilir.
Ama aynı sofrada oturabilirler.
Bazen bir tabak yemek, saatlerce süren resmî konuşmalardan daha samimi bir iletişimin başlangıcı olabilir.
Elbette hiçbir yemek savaşları tek başına durduramaz. Hiçbir sofra uluslararası hukukun, diplomasinin ve siyasi iradenin yerini alamaz.
Ama insanların birbirlerini anlamasına katkıda bulunabilir.
Ve barış, biraz da birbirini anlamakla başlar.

Mudanya'nın mutfağında zaten bir barış hikâyesi var
Mudanya'nın gastronomi kültürüne baktığımızda aslında yüzyıllardır süren bir kültürel karşılaşmanın izlerini görürüz.
Rumların, Türklerin, Girit'ten ve Balkanlardan gelen göçmenlerin, farklı dönemlerde bu coğrafyada yaşamış toplulukların mutfak hafızası bugün hâlâ sofralarımızda yaşıyor.
Tirilye'nin zeytinyağlılarında...
Mudanya'nın deniz ürünlerinde...
Girit mutfağının ot yemeklerinde...
Balkan göçmenlerinin böreklerinde...
Ailelerden ailelere aktarılan tariflerde...
Her birinin ardında bir göç, bir ayrılık, bir kavuşma, bazen de hüzünlü bir hikâye var.
Özellikle 1923 Türk-Yunan nüfus mübadelesi, iki yakadaki insanların hayatında derin izler bıraktı.
İnsanlar evlerini, sokaklarını, komşularını geride bıraktılar.
Ama yanlarında götürebildikleri çok önemli bir şey vardı:
Mutfak hafızaları.
Bir annenin tarifi, bir büyükannenin pişirme yöntemi, bir bayram yemeğinin kokusu...
Bunlar sınır kapılarında bırakılmadı.
Nesilden nesile taşındı.
Bugün Ege'nin iki yakasında birbirine benzeyen yemekleri gördüğümüzde yalnızca gastronomik bir ortaklıkla karşılaşmıyoruz.
Aynı zamanda ortak bir insanlık hafızasıyla karşılaşıyoruz.
Belki de bu yüzden Mudanya'da gastrodiplomasiyi konuşmak başka kentlere göre çok daha anlamlı.
Çünkü burada tarih de sofra da bize aynı şeyi anlatıyor:
Farklılıklarımız kadar ortaklıklarımız da var.
Dünyada gastrodiplomasi, Bursa'da neden olmasın?
Dünyada birçok ülke mutfak kültürünü uluslararası tanıtımın ve kamu diplomasisinin bir parçası haline getirdi.
Tayland, mutfağının dünyada yaygınlaşmasını destekleyen politikalarıyla bu alanda dikkat çekti.
Güney Kore, yemek kültürünü müzik, sinema ve televizyon dizileriyle birlikte küresel kültürel tanıtımının önemli bir unsuru olarak değerlendirdi.
Peru ise gastronomisini ülke markasının ve turizm kimliğinin güçlü bileşenlerinden birine dönüştürdü.
Türkiye'nin de bu alanda önemli bir potansiyeli var.
Peki Bursa?
Bursa, bu büyük hikâyenin neresinde?
Bana göre Bursa'nın çok önemli bir avantajı var.
Çünkü Bursa mutfağı yalnızca yemeklerden oluşmuyor.
Toprağın, tarımın, göçün, ticaretin, Osmanlı mirasının ve farklı kültürlerin birleşiminden doğan bir gastronomi kimliğine sahip.
Mudanya ise bu kimliğin denize açılan kapısı.
Tirilye'nin zeytini, Mudanya'nın zeytinyağı, Girit mutfağının izleri ve mübadele hafızası, uluslararası bir gastronomi ve barış buluşmasının temelini oluşturabilecek kadar güçlü.
Yeter ki gastronomiyi yalnızca restoran, festival ya da yemek yarışması olarak görmeyelim.
Deniz Başkan'a Bir Önerim Var: İkinci Sempozyumda Barış Masasını Şefler Kursun!
Bu yıl ilki düzenlenen Mudanya Barış Sempozyumu'nun gelecek yıllarda uluslararası bir kimlik kazanması için Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç'a bir önerim var.
Gelin, 2027 yılında düzenlenecek ikinci Mudanya Barış Sempozyumu'nda, 105 yıl önce Mudanya'da kurulan diplomasi masasını bu kez gastronominin birleştirici gücüyle yeniden kuralım.
Mudanya Mütarekesi'nin tarafı olan Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan'dan birer şef davet edelim.
Beş ülke, beş şef, beş farklı mutfak kültürü...
Ama tek bir sofra.
Mudanya Gastrodiplomasi Barış Sofrası.

1922'de Mudanya'da Türk heyeti ile İngiltere, Fransa ve İtalya'nın temsilcileri mütareke görüşmelerini yürüttü. Yunanistan ise görüşmelerde doğrudan temsil edilmese de mütarekenin tarafları arasında yer aldı.
O gün askerî ve siyasi meselelerin konuşulduğu masada bugün kültürü, dostluğu, ortak yaşamı ve barışı konuşalım.
Her şef kendi ülkesinin mutfak kültürünü temsil eden bir yemek hazırlasın.
Ardından beş şef, Mudanya'nın zeytinyağını, Tirilye'nin zeytinini ve bu coğrafyanın ürünlerini kullanarak ortak bir Barış Yemeği tasarlasın.
Bu yemeğin hikâyesini de dünyaya anlatalım.
Ülkelerin büyükelçiliklerini, kültür ataşelerini, gastronomi gazetecilerini, uluslararası turizm kuruluşlarını ve seyahat yazarlarını Mudanya'ya davet edelim.
Tirilye'nin tarihî sokaklarında, Mudanya Mütareke Evi'nin taşıdığı tarihsel hafızanın çevresinde ve zeytin bahçelerinde gastronomiyle barışı buluşturan etkinlikler düzenleyelim.
Çünkü Mudanya'nın dünyaya anlatacak çok güçlü bir hikâyesi var.
Barışın başkenti Mudanya!
Bu söylemi yalnızca bir slogan olarak bırakmayalım. Uluslararası ölçekte tanınan, her yıl ziyaret edilen, gastronomisiyle ve tarihî mirasıyla hatırlanan bir turizm kimliğine dönüştürelim.
Mudanya'nın Kurtuluşu Turizmle Olacak
Ben uzun zamandır aynı düşünceyi savunuyorum.
Mudanya'nın ekonomik geleceğinin en önemli anahtarlarından biri turizmdir.
Ancak bunun için Mudanya'ya daha fazla yerli ve yabancı turist gelmeli.
Üstelik yalnızca günübirlik gelen, sahilde yürüyüp çay içtikten sonra ayrılan ziyaretçilerden söz etmiyorum.
Mudanya'da konaklayan, restoranlarında yemek yiyen, zeytinyağı satın alan, Tirilye'yi gezen, yerel üreticiyle buluşan, tarihini öğrenen ve bu kentin ekonomisine katkıda bulunan turistlerden söz ediyorum.
Çünkü turizm yalnızca otellerin ve restoranların meselesi değildir.
Turizm; zeytin üreticisinin, balıkçının, esnafın, kadın kooperatiflerinin, rehberlerin ve gençlerin de geleceğidir.
Bu nedenle Mudanya Barış Sempozyumu'nu aynı zamanda uluslararası turizm tanıtımının önemli bir parçası haline getirmeliyiz.
GASTRODER olarak önerim, ikinci sempozyum için somut hedefler belirlenmesidir:
- 5 ülkeden 5 şef ile uluslararası barış sofrası kurulması.
- En az 20 yabancı gastronomi ve turizm gazetecisinin Mudanya'da ağırlanması.
- En az 10 uluslararası tur operatörünün Mudanya ve Tirilye gastronomi rotalarıyla buluşturulması.
- 3 günlük bir barış, tarih ve gastronomi programının hazırlanması.
- Etkinliğin ardından yabancı ziyaretçilere yönelik konaklamalı Mudanya tur paketlerinin geliştirilmesi.
Bunlar gerçekleşmiş sonuçlar değil, ikinci sempozyum için ortaya koyabileceğimiz ölçülebilir hedeflerdir.
Ve elbette bu çalışma Mudanya Belediyesi'nin tek başına üstleneceği bir organizasyon olmamalı.
Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi, turizm sektörü, TÜRSAB, üniversiteler, gastronomi dernekleri, üreticiler ve yerel işletmeler ortak bir vizyon etrafında buluşmalı.
Mudanya'nın tarihsel barış mirasını turizm ekonomisine dönüştürürken, o mirasın kültürel değerini de korumalıyız.

Unutmayalım ki bir kenti dünyaya tanıtmak için her zaman yeni bir hikâye yaratmak gerekmez.
Bazen o kentin zaten sahip olduğu hikâyeyi doğru anlatmak yeterlidir.
Mudanya'nın hikâyesi hazır.
Tarihi var.
Denizi var.
Zeytini var.
Gastronomisi var.
Ve en önemlisi, dünya barış tarihinde unutulmayacak bir yeri var.
Şimdi ihtiyacımız olan şey, bütün bu değerleri ortak bir turizm vizyonunda buluşturmak.
Deniz Başkan, gelin ikinci Mudanya Barış Sempozyumu'nda 1922'nin diplomasi masasını 2027'nin gastrodiplomasi sofrasına dönüştürelim.
Bir asır önce bu kentte savaşın sona ermesine giden yol konuşuldu.
Bir asır sonra aynı kentte kültürlerin nasıl yakınlaşabileceğini konuşalım.
Beş ülke, beş şef, tek sofra, ortak bir barış mesajı...
Dünyaya Mudanya'dan seslenelim:
Barışın başkenti Mudanya, şimdi de gastronominin diliyle dünyayı aynı sofraya davet ediyor.

Yazarın diğer yazıları
- Mudanya'da barış masası, gastronomiyle yeniden kurulabilir mi? 11 Ekim 2026 Pazar, 10:23
- Sanayi Aklı ile Gastronomi Aklını Birleştirmeliyiz 24 Eylül 2026 Perşembe, 08:25
- Cağ Kebabı mı? Bursa Kebabı mı? 21 Eylül 2026 Pazartesi, 15:37
- 'Çok konuşulan' festival sona ererken... 20 Eylül 2026 Pazar, 09:30
- Siyah incir neden para etmiyor? Çare: Üniversite 11 Eylül 2026 Cuma, 08:30
- Festival üç gün, gastronomi 365 gün 02 Eylül 2026 Çarşamba, 01:25
- Nilüfer'in yeni yıldızı gastronomi 30 Ağustos 2026 Pazar, 17:08
- Ömür Akkor: "Hayatımı mutfağa ve yemeğe adadım" 17 Ağustos 2026 Pazartesi, 09:47
- Soğanın gözyaşları 11 Ağustos 2026 Salı, 10:53
- Sizin Tercihiniz Nedir? Kavun mu? Karpuz mu? 26 Temmuz 2026 Pazar, 19:31
Yazarlar
- Burkay mı Matlı mı? Kazanan da kaybedebilir Hasan Boztürk
- Bursa'nın o mahallesinde toplam 23 kişi yaşıyor Hasan Yalçın
- Şimdi gözler Bursa Ticaret Borsası'nda... Elif Didem Danacıoğlu
- Bursa havada irtifa kaybediyor! İsmail Arslan
- Bursa trafiği 5 kilometreyle çözülür mü? E. Pınar Turan Kahraman
- Yatay mı dikey mi? Yatay mı mimari? Prof. Dr. Murat Taş
- Bu sonuç olmadı! Çetin Sabırlı
- Mardin yenilgisi nasıl değerlendirilecek ? Cevdet Altınel
- Bursa'da Ekim ayının rengi "Pembe" Aylin Tekir
- Mütareke kenti Mudanya'da güneşli bir sonbah... Binay Kazan
- BTSO seçimlerinin ötesi Prof. Dr. Celalettin Yanık
- Kıdem tazminatında SGK şartları: İlk sigorta... Ferdi Sönmez
- Mudanya'da barış masası, gastronomiyle yenid... Ramazan Başan
- Güvenli yatırım: Gayrimenkule dönüş başladı Yeşim Mutlu
- PISA 2025 verilerine göre ülkemiz için eğiti... Tolga Bahadır Şimşek
- Boşanmada çocuğun velayeti kime verilir? Av. Ezgi Ay Sayma
- Kabine değişikliği ve Mehmet Şimşek'in durumu Metehan Demir
- Kazanan yine kasa! Emre Özpeynirci
- Yarın faiz kararı ne yönde olacak? Levent Yılmaz
- Zeynep Sönmez Türk tenisinde bir ilke imza attı Engin Aksöz