Levent Yılmaz

Levent Yılmaz

Yastık altı altın ve döviz meselesi

2022.02.15 17:00 - Son Güncellenme: 2022.02.15 17:01
A

Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yastık altındaki altınların finansal sisteme kazandırılması amacıyla yeni bir sistem ilan edildi. Sistemin içeriği ve uygulama yöntemlerine ilişkin detaylar pek çok yerde yayınlandığı için ben burada söz konusu bilgileri tekrar etmeyeceğim. Onun yerine bu meselenin neden bu kadar önemsendiğini ve neden istenilen sonuçların elde edilmesinde zorlanıldığını izah etmeye çalışacağım.

Fiziki olarak altın tutma bizim çok eskiye dayanan bir alışkanlığımız. Bu kültürel davranışı tetikleyen eskiden kalma pek çok faktör var. Diğer yandan enflasyon karşısında tasarrufları korumak için ve yatırım saikiyle de fiziki altın tutuluyor. Bununla birlikte "faiz hassasiyeti" olan tasarruf sahiplerinin önemli bir bölümü de bankalardan mevduat faizi almak yerine tasarrıflarını fiziki altın veya efektif döviz olarak tutuyor.

Buraya kadar her şey normal gibi görünüyor çünkü bireylerin böylesi davranışının önünde hiçbir engel yok ve olmamalı da. Ancak bireylerin bu davranışlarını toplu halde değerlendirdiğimizde kayda değer miktarda bir altın ve dövizin finansal sistemden çıktığını ve artan fiziki altın ithalatının da cari açığı artırdığını görüyoruz. Zira Türkiye'de üretilen altın arzı ile talep arasında ciddi fark olduğunu biliyoruz.

Yastık altı altınların zarar verdiği bir diğer makro ekonomik gösterge de Türkiye'deki toplam tasarrufların gayrisafi hasılaya oranı. Yastık altı altınlar finansal sistemin dışında kaldığı için istatistiki göstergelere yansımıyor. Dolayısıyla resmi verilerde Türkiye'nin tasarrufları gerçekte olduğundan daha düşük görünüyor. Benzeri durum döviz için de geçerli. Özetle yastık altında altın ve döviz tutarak farkında olmadan, istemeden ve bilmeden ekonominin genel işleyişine zarar veren bir sürece katkı sağlamış oluyoruz.

Elbette böylesi bir alışkanlığın ekonomi üzerindeki uzun vadeli etkileri olumlu değil. Uzun bir süreden bu yana ekonomi yönetimi de bunu tersine çevirmeye çalışıyor. Bu alanda pek çok düzenleme hayata geçirildi. Ancak alışkanlıkları terk etmek kolay değil. Çözüm için biraz daha zamana ihtiyaç var gibi görünüyor.

Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin yıllar itibariyle yaptığı altın ithalatını görüyorsunuz. Her ne kadar 2021 yılı rakamı görece olarak oldukça düşük görünse de Türkiye son 10 yılda ortalama 184 ton altın ithal etmiş. Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı yastık altında 5 bin ton altın olduğunu tahmin ediyor. Yastık altındaki döviz miktarı için ise bir tahminimiz bile yok. Böylesi yüksek bir miktarın istatistiklere yansımayacak şekilde finansal sistemin dışında kalması meselesi mutlaka çözülmesi gereken bir konu. Zira sadece 5 bin ton altın bugünkü fiyatlarla 300 milyar dolara yakın bir rakama denk geliyor. Türkiye'nin 2020 yılı gayrisafi hasılasının 720 milyar dolar olduğunu göz önüne alırsak bu rakamın önemini daha kolay anlarız.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları