Yunanistan'ın niyeti şimdi anlaşıldı mı?

16 Nisan 2021 Cuma, 01:34
A

Günlerdir bazı analizlerde Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'ın Türkiye ziyaretine çok büyük önem veriliyordu. 

Hatta bu ziyaret ilişkilerde yeni bir beyaz sayfa açmada, 'büyük bir dönüm noktası olacak' deniliyordu. 

TUZAK GEZİ

Ancak; ben de katıldığım her yayında Yunan Bakanın sürekli pompalanan Türkiye gezisinde bir tuhaflık olduğunu ve ya son anda iptal edileceğini ya da burada şov yapacağını söylüyordum. 

Çünkü, mantıken, kendi iç politikasını Türkiye düşmanlığı ile yürüten, siyasi popülizm yapan Yunanistan'da böylesine bir barışçıl gezi onların işine gelmezdi. 

Hele hele Avrupa Birliği ile Türkiye arasında ılık rüzgarlar eserken Yunanistan bu sürece asla katkı vermemeliydi. Ne yapıp edip mağduru oynayıp Doğu Akdeniz'de, Kıbrıs'ta Ege'de her yerde çok zor durumda olduğu yalanını mutlaka dünya kamuoyuna satmalıydı.

Bu nedenle de; Türkiye ziyareti bir gösteri vesilesi olarak değerlendirilecekti. Tam da öyle oldu ve sonunda beklediğim tablo gerçekleşti. 

PROVOKASYON

Bir gün önce Patrikhane ile İstanbul'da görüşüp Atina'ya NATO'nun video konferansı için geri gidip dün de Türkiye'ye tekrar geri dönen Dendias, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile basın toplantısında kelimenin tam anlamıyla küstahlık ve provakatörlük yaptı. 

Sözlerine sempatik çıkışla, barış çağrıları ile şovla başlayan Yunan Bakan, birden saldırıya geçti. Mesnetsiz planlı iddialarını ardarda sıraladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de önce görüşen Dendias, ardından Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile bu toplantısında herkesin gözü önünde saldırınca Çavuşoğlu da haklı olarak kendisine ağzının payını verdi.

Önce, 'Ortamı dinamitleyen kışkırtıcı söylem ve eylemlerden uzak durmamız gerekiyor, ilişkilerimizi geliştirmenin önkoşulu budur' diyen Yunan Bakan sonrasında birden ağız değiştirdi; 

* Türkiye eğer bizim egemenlik haklarımızı ihlal etmeye devam ederse o zaman yaptırımlar gündeme gelecektir.

* Kıbrıs'ta kabul edilen yegane çözüm iki toplumlu federasyon çözümüdür. Bizim attığımız adımlar Türkiye'nin Kıbrıs Türkleri'nin haklarını korumaya dönüktür. Siz bunları burada söylerseniz biz de burada cevap vermek zorunda kalırız.

* Biz buradaki nüfusu azınlık olarak kabul ediyoruz. 

* Müslüman azınlık ifadesini Lozan Antlaşması'nda yazıyor, Türkiye buna da imza koydu, bu Türkiye'nin hoşuna gider ya da gitmez ama Lozan Antlaşması yürürlükte. 

* Türkiye, AB'ye üye olmak istiyorsa deniz hukuku anlaşmasını da kabul etmeli.

* Ayasofya ve Kariye'nin camiye dönüştürülmesi kararlarından geri dönülmesi beklentimizi de dile getirdim.

* Türkiye ile Libya arasında imzalanan anlaşma da AB tarafından kınandı biliyorsunuz, bu egemenlik haklarımızı ihlal etmekte.

* Savaş tehdidi söz konusu, bu ne iyi komşuluk ilişkileriyle, ne de deniz hukukuyla bağdaşmıyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da şu yanıtları verdi;

* Ben konuşmamda Yunanistan'ı itham edici bir söylemde bulunmadım ama ilk görüşmesinin daha pozitif bir atmosferde geçmesini umuyordum. Ama kabul edilemez ithamlarda bulundu. Türkiye'nin Yunanistan'ın egemenlik haklarını ihlal ettiğini söyledi. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.

* Türkiye Doğu Akdeniz'de kendi belirlediği BM'ye kaydettirdiği alan içinde haklarını arıyor. Biz Kıbrıs'ta hakça paylaşımdan, uluslararası hukuktan bahsediyoruz. Kendinize göre yorumlayabilirsiniz Lozan ve diğer anlaşmalarda silahsızlandırılmış adaların statüsü var, bunları da ihlal ediyorsunuz. Ege konularında, hava sahası konusunda, adaların silahsızlandırılmış statüsü konusunda mahkemenin yetkisini tanımıyorsunuz. Burada karşılıklı suçlamalara girdiğimiz zaman birbirimize anlatacağımız çok şey var.

* Biz bu konularda görüş ayrılığımız olduğunu ve bundan sonra bu konuları kendi aramızda görüşmemiz konusunda mutabık kaldığımız halde ben bunun cevabını vermek durumunda kalırım. Biz Rum Ortodoks azınlığı Rum Ortodoks olarak kabul ediyoruz ama 'Biz Türküz' diyen azınlığı Türk olarak kabul etmemeniz insani değildir. Bunların Türk ismini kullanmasına müsaade etmiyorsunuz. Bunlar Rum Müslümanlar mı? Bunu böyle kabul etmek zorundasınız.

* Anlaşmalar konusunda farklı düşünebiliriz, Libya'yla olan anlaşmalar. Fakat AB Komisyonu'nun bunu kınaması bir şey ifade etmez. AB'nin deniz yetki alanlarıyla ilgili bir rolü, yetkisi yoktur. 

*Göç konusunu biz ne AB'ye ne Yunanistan'a karşı kullandık. Göç konusunda insani davrandık ve mutabakatı harfiyen uyguladık. Biz içeride bunları konuştuk ve dört yılda 80 bin insanı denize ittiğinizi konuştuk ama basının önünde konuşmadık.

* Ama buraya çıkıyorsunuz basının önünde mesaj vermek için böyle konuşuyorsunuz. Tüm bunlara rağmen Türkiye olarak 3. taraflar olmadan iki ülke arasında bu konularda görüş ayrılıklarımızı azaltmaya hazırız. Ama basının önünde ülkemi ağır bir şekilde itham edersiniz bunun da cevabını vermek durumundayım.'

HERŞEY ORTADA 

Görüyor musunuz?!

Yunanistan Dışişleri Bakanı geliyor burada gözümüzün içine baka baka Türkiye saldırıyor. 

Ama Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'ndan da en ağır yanıtı alıyor. 

Peki bunlar ne anlama geliyor? 

Öncelikle, Yunanistan ay sonunda Kıbrıs için Cenevre'de yapılacak görüşmeler için şimdiden bir olası uzlaşmanın imkansız hale gelmesini garantiliyor. 

Geçenlerde 62.si yapılan 1999'dan beri Türkiye Yunanistan arasındaki yeni adıyla istişari eski adıyla istikşafi görüşmeler olarak bilinen süreçte bundan sonra da hiç bir yere varılamayacağını resmen ilan ediyor. 

Ortalığı gereksiz yere velveleye vererek ve provoke ederek Avrupa Birliği ile Ankara arasındaki mevcut yumuşak yeni ilişkileri tekrar dinamiklemek istiyor. 

DAHA NELER YAPAR

Son dönemlerde Ege'de Arap ülkeleri ile yaptığı askeri tatbikatlar. Amerika'ya dikkat çekici şekilde yanaşmasını da arkasına alarak kendi kafasına göre Türkiye karşı taşeron provakatörlük yapıyor. Ki daha da göreceksiniz Ege ve Akdeniz'de neler yapacak! 

Bu ziyarette Dendias'ın her provokatif açıklaması inanın Türkiye gelmeden önce kelime kelime planlanmıştır. 

Ve açıkça iddia ediyorum; Yunanistan'ın kafası ile Ankara'nın tamamen uluslararası hukuka göre de haklı görüldüğü konularda bir ortak çözüme varılması imkansızdır.

Çünkü; Atina kafası tamamen Türkiye takık bir şekilde politikalarına devam edecektir. 

Bu şartlar altında Türkiye korkusunu düşmanlığını pompalayarak yardımlar alan geçimini populizmini neredeyse Türkiye ajitasyonu ile sağlayan Yunanistan siyasetinin, megalo idea saplantılı Atina'nın bir çözüm için masaya samimi bir şekilde gelmesi mümkün müdür !

Keşke bazılarının söyledigi gibi 'mesele siyasiler arasında; aslında Türkiye Yunanistan arasında sorun morun yok' kadar iş basit olsa. 

İşi sadece cacıki ile, sirtaki ve imam bayıldı ile çözebilsek. 

Hele hele bugünlerde karasularını 12 mile çıkaracağını ima eden Atina'nın kafasında ileride neler planlanıyor bunu zaman gösterecek.

Unutmadan söyleyelim, Türkiye Yunanistan bunu yaparsa açıkça savaş sebebi saydığını defalarca söyledi. Garp cephesinde yeni birşey yok. Bakmayın pembe rüyacılara. 

Sağlıkla kalın.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları