Yazarlar
Kat mülkiyeti sorunu! Bundan 100 yıl önce bir apartman dairesine sahip olamazdınız
2026.04.04 22:37 - Son Güncellenme: 2026.04.04 22:37Modern toplu yaşamın önünü açan yasa olarak bilinen kat mülkiyeti kanunu Türkiye'de bina üretiminin bir yatırım ürünü olmasının yolunu açarak inşaat üzerinden para kazanmak için müteahhitlik yapmanın zeminini hazırladı.
Bireysel mülkiyet hakkı ile ortak yaşam düzeni kurmayı hedefleyen bu kanun, hızlı kentleşme ile artan çok katlı yapılaşmada mülkiyet sorunu kaosunu önlemiş, mülkiyet haklarını tapu siciline tescil ederek güvence altına almıştır.
Çünkü kat mülkiyeti olarak bilinen mülkiyet hakkı henüz gelişmemişti. Yani bir apartmana sahip olabilir, ancak apartmandaki bir dairenin sahibi olamazdınız. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra konut sıkıntısı yaşayan ülkeler zamanla kat mülkiyeti kanunu çıkarttılar. Türkiye'de ise bu kanun 1965 yılında çıkarıldı. Ev ve inşaat konusundaki zihniyetimiz de bu süreçten sonra hızla bozuldu. Çünkü bir apartman sahibi kullanmadığı daireleri satıp para kazanabilecekti. Bunun sonucunda arsa rantı dediğimiz kavram ortaya çıktı. Böylelikle daha yüksek katlı bina yapılmasına izin verilen ya da şehir merkezine daha yakın olan arsaların değeri giderek arttı. Ev ve arsa yaşanılan bir yuva olmaktan çıkmış para kazanılan bir yatırım aracı haline dönüşmüştü. Herkes büyükşehirlerde ev ya da arsa alıp bekliyor, değeri artınca da satıyordu. 1960'lardan sonra köyden kente göçle birlikte özellikle İstanbul gibi büyük kentlerde nüfus patlaması yaşanıyordu. Büyük şehir merkezleri kalabalıklaşınca bina yapılacak arsalar azaldı. Arsalar azaldıkça değerlendi ve değerlendikçe de konut fiyatları sürekli arttı. Mesela on katlı bir apartmanın bir deprem anında hasar aldığını ve tekrar yapılacağını düşünün. Daire sahipleri inşaatı ya bir araya gelip kendileri yapacaklar ya da bir müteahhitle anlaşmak zorunda kalacaklardı.
Kat mülkiyeti kanununun getirdiği anlayış değişikliğine ilave olarak ülkemiz yine aynı yıllarda planlı döneme geçti. Kalkınma planlarının yerleşimlerdeki yansıması, şehir planları şeklinde olmaya başladı. Şehirlerin insanların yaşaması için doğal kaynakların koruma altına alınarak tüm ihtiyaçların karşılandığı sağlıklı, düzenli, çevreci, yaşanabilir çevreler olarak planlanması ve yerleşimlerin buna göre yapılması anlayışı gelişme göstermesi beklenirken kat mülkiyeti kanununun bir yansıması olarak şehirlerde değerlenen araziler para kazanma ve zenginleşme aracı olarak gelişmeye evrildi. Artık şehirler öncelikli olarak insanların yaşaması için değil para kazanmak isteyenlerin amacına hizmet eder şekilde planlanmaya başladı. Gelir seviyesi bu kazancı karşılamaya yetmeyenler ise yerleşimlerde kendi mekansal ihtiyaçlarını kendileri giderme yoluna gitmeye başladı. Sonuçta özetle yaşamsal düzenimizde ve şehirlerde ortaya bugünkü kötü tablo çıktı diyebiliriz. Şehirlerdeki çarpıklıklar, doğal kaynakların tüketilmesi, imar yolu ile elde edilen gelirlerin adaletsiz dağılımı, giderek artan ulaşım sorunları, binalarda deprem riskinin hatta sel risklerinin artması gibi sorunlar katlanarak artmaktadır. İçinden geçtiğimiz şu hassas dönemlerde bu işlere siyasetin nasıl dahil olduğuna şimdilik girmeyeceğim, ilerleyen zamanlarda bu konudaki görüşlerimi de sizlerle paylamaya çalışacağım. Tüm bu sorunların çözümü için bu işlerle ilgili köklü düzenlemelere gidilmesi kaçınılmazdır.
İşte burada şöyle bir gerçeği artık anlamaya ihtiyacımız vardır ki o da şehirleşme, yapılaşma ve imar düzenimiz ile bina yapma alışkanlıklarımızı acilen yeniden yapılandırmaya ihtiyacımız olduğudur. Bu konuda en üst kademeden en alt kademeye karar vericilerimiz ve yöneticilerimizin bu durumu masaya yatırıp sektörün tüm dinamikleri ve uzmanlarla birlikte bu işin kurallarını yeniden yazmalıdır.
Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın, güvenle kalın, Allah'a emanet olun.
Yazarın diğer yazıları
- Bursamızın huzur dolu mekanları 06 Eylül 2026 Pazar, 21:36
- Bursa'mızda masada kalan projeler... 31 Ağustos 2026 Pazartesi, 12:20
- Bursamızda KOBİ'ler gerçekten taşınabilecek mi? 16 Ağustos 2026 Pazar, 21:52
- Herkes zirvelerde geziyor 10 Ağustos 2026 Pazartesi, 09:08
- Tarihi çarşı ve geleneksel hanlardan modern AVM'lere: Bursamızın alışveriş mekanları 02 Ağustos 2026 Pazar, 22:12
- Bursamızda yaşamın ev mimarisine yansıması Bursa evleri 26 Temmuz 2026 Pazar, 23:09
- Daha iyi bir Bursa mümkün 20 Temmuz 2026 Pazartesi, 08:40
- Bursamızda yaşam-şehir ve mimariden bir kesit... 12 Temmuz 2026 Pazar, 23:08
- Doldur boşalt Bursa Hanlar Bölgesi... 05 Temmuz 2026 Pazar, 23:03
- Bursamızda enginarın apartmanlarla mücadelesi 28 Haziran 2026 Pazar, 22:54
Yazarlar
- BTSO seçiminde kimler kaybeder? Hasan Boztürk
- Bursa'da yakılan meşale sönmüyor! Gençlere d... Hasan Yalçın
- Bursa'da şirketler dünyasında neler oluyor? Elif Didem Danacıoğlu
- Bursa'yı yakından ilgilendiren kabine kulisi! İsmail Arslan
- Bursa'da 1 milyon kişiyi buluşturan festival... E. Pınar Turan Kahraman
- Bursamızın huzur dolu mekanları Prof. Dr. Murat Taş
- Böyle santraforun olursa şampiyon olursun! Çetin Sabırlı
- TFF'nin cezaları ve futbolun çilesi! Cevdet Altınel
- Misi'de zamana yolculuk ettiren o müze Aylin Tekir
- Tavuklu pilav menülü düğün yemeklerine dikkat! Binay Kazan
- Bursa'nın görünmez duvarları ve kiracıları Prof. Dr. Celalettin Yanık
- Milyonlarca Bağ-Kur'lunun beklediği düzenlem... Ferdi Sönmez
- Festival üç gün, gastronomi 365 gün Ramazan Başan
- Kreşler küçük yaş almıyor, peki çalışan anne... Yeşim Mutlu
- KPSS 2026 lisans analizi: Beklentiler ve pla... Tolga Bahadır Şimşek
- Hakaret suçu Av. Ezgi Ay Sayma
- Kabine değişikliği ve Mehmet Şimşek'in durumu Metehan Demir
- Kazanan yine kasa! Emre Özpeynirci
- Yarın faiz kararı ne yönde olacak? Levent Yılmaz
- Zeynep Sönmez Türk tenisinde bir ilke imza attı Engin Aksöz