Elif Didem Danacıoğlu

Elif Didem Danacıoğlu

elifdidemdanacioglu@gmail.com

Ücretliye 1,2 trilyon TL'lik fatura!

2026.07.06 21:47 - Son Güncellenme: 2026.07.06 21:47
A

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

Üretim devam ediyor, ihracat artıyor...

Ancak işin diğer yüzünde, ücretli kesimin satın alma gücü her geçen ay biraz daha eriyor.

*******

Bu tabloyu ortaya koyan en çarpıcı verilerden biri de DİSK-AR'ın yayımladığı 'Ücret Kayıpları İzleme Raporu' (Temmuz 2026) oldu.

Rapor, enflasyon ve vergi kesintilerinin çalışanların gelirlerinde yarattığı erimeyi anlatıyor.

*******

1,2 trilyon TL kayıp!

Başka bir ifadeyle, 2026 yılının Haziran ayı itibarıyla işçi ücretlerinde oluşan toplam gelir kaybı en az 1 trilyon 167 milyar TL seviyesine ulaşmış.

Bu rakam yalnızca istatistiklerden ibaret değil; milyonlarca çalışanın cebinden eksilen satın alma gücünün ekonomik bilançosu.

*******

Rapora göre, 2026'nın ilk altı ayında enflasyon ve vergi politikalarının çalışanlar üzerinde oluşturduğu toplam gelir kaybı 1 trilyon 167 milyar lirayı aşmış.

En dikkat çekici başlıklardan biri ise, asgari ücrette yaşanan reel erime.

Yılın henüz altıncı ayında asgari ücretin alım gücü 4 bin 986 TL azalmış.

Yani yılbaşında belirlenen ücret, daha yılın ortasına gelmeden enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybetmiş durumda.

Üstelik gelir kaybının tek nedeni fiyat artışları değil.

Vergi kesintileri de çalışanların ücretlerindeki erimeyi hızlandırıyor.

Kısacası enflasyon ve vergi yükünün işçilere çıkardığı fatura bugün 1,2 trilyon TL'yi aşmış bulunuyor.

*******

Emekliler cephesindeki tablo ise daha da düşündürücü.

Çünkü en düşük emekli aylığının reel değeri Haziran ayı itibarıyla 16 bin 488 TL'ye kadar gerilemiş durumda.

Dolayısıyla yalnızca emekli aylığıyla geçinmeye çalışan milyonlarca kişi için bu rakam, sadece ekonomik bir gösterge değil.

Gıda, barınma ve sağlık gibi temel ihtiyaçlara ulaşmanın her geçen gün daha da zorlaştığının somut göstergesi.

*******

Velhasıl...

Sabit ücretliler açısından zaman, satın alma gücünün her ay biraz daha eridiği bir sürece dönüşüyor.

Maaşlar yılda bir ya da iki kez güncellenirken, örneğin gıda fiyatları neredeyse her gün değişiyor.

Aradaki bu fark ise yalnızca gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştirmiyor.

İç talep zayıflıyor ve hane halkının ekonomik güvenini de aşındırıyor.

Bugün ekonominin en kritik başlıklarından biri artık ücretlerin ne kadar arttığı değil.

Enflasyon karşısında ne kadar korunabildiği meselesi!

Çünkü enflasyon ve vergi yükü birlikte değerlendirildiğinde, reel gelirlerin desteklenmediği bir ekonomide refahın kalıcı hale gelmesi de mümkün görünmüyor.

Sonuç olarak;

Ekonomik büyüme yalnızca üretim yada ihracat rakamlarıyla ölçülemez.

Ekonomik büyümenin asgari ücretliye, emekliye ve dar gelirliye ne ölçüde yansıdığı da en az ekonomik göstergeler kadar önemli.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları