Aylin Tekir

Aylin Tekir

a-tekir@hotmail.com

Uludağ'ın binlerce yıl önceki bilinen isimleri

2026.09.01 16:38 - Son Güncellenme: 2026.09.01 16:38
A

Hoş geldin Eylül...

Bolca sağlık, mutluluk, bolluk, bereket getirsin tüm hanelere...

Sosyal medyada da "Eylül" ayına ilişkin paylaşılan olumlama mesajları romantizm ayını ne kadar çok özlediğimizi gösteriyor sanki...

Yazın o kavurucu sıcağını yavaş yavaş uğurlarken, beraberinde günlerde kısalmaya başladı. Hele ki geceleri efil efil serinleten esintiyle uykularımız bile daha tatlı olmaya başladı.

Güneşin verdiği enerji ile bulunduğumuz yere sığamadık ve imkanlar dahilinde bu yıl da ailelerimizle neşe dolu anılar biriktirerek özlem giderdik. Yıllık izinler sevdiklerimizle vakit geçirmek için kaçınılmaz bir fırsat oldu her birimiz için. Sevdiklerimize sarılabildiğimiz için ne kadar şükretsek az.



Doğanın büyüleyici dönüşümü ile birlikte yapraklar sararmaya başlarken beraberinde günbatımı eşliğinde kahve ve çay buluşmaları da kaçınılmaz olacak.
Edilen sohbetlerde yaz dönemi değerlendirmeleri bence damga vurur diye düşünüyorum. Belki yeni başlayan bir aşkın filizlenişi, ya da yaz mevsimi gibi kısa süren gönül ilişkileri en temel konuların başında gelebilir.

Şimdi diyeceksiniz ki dünya da, yurtta ve kentte yaşanan önemli gelişmeler varken bu konular hafif kaçmaz mı? Evet haklısınız, isteyen istediği gibi sohbetini edebilir.
Yazılarımda her zaman doğal olmayı, keyif vermeyi ve okuyucuyu sıkmamayı ilke edindim. Her şey siz kıymetli okuyucularımız için...

Aslında doğanın döngüsüne bakacak olursak adeta bizlere mesaj veriyor sessizce... Bazen bizim bitti deyip karalar bağladığımız konular bir bakmışız yeniden hayat buluyor. Tıpkı sonbaharda sararıp dökülen yaprakların her ilkbahar döneminde bıkmadan usanmadan yeniden yeşermesi gibi. Unutmayın kalbimiz attığı sürece umut hep var...

Hüznün adı Eylül'de, Bursa'nın ve Türkiye'nin en önemli doğa ve kış turizmi merkezlerinden biri olan Uludağ'ın her mevsim sergilediği görsel şova ne demeli?
Kışın beyaza bürünürken, sonbahar ve ilkbahar da yeşilin tonları hayran bırakıyor kendine. Eteklerinde kenti besleyen sular ise en önemli can suyumuz...

Peki uğruna şiirler yazılan Uludağ'ın mitolojisini merak ettiniz mi hiç? Büyük bir zevkle sizler için araştırdım...

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Uludağ, sadece kayak pistleri, telesiyej, oteller ve teleferikten ibaret değil. Antik çağlardan günümüze uzanan köklü bir hikâyeye sahip.
Zirvenin hikâyesi, insanlık tarihinin çok eski dönemlerine kadar uzanıyor. Antik çağın ilk tarihçilerinden Herodot'un yazdığı Herodot Tarihi isimli kitabında, bu görkemli dağın adı "Olympos" olarak geçmiş.Ve rivayete göre Troya Savaşı'nı tanrılar buradan izlemiş.


Şimdi düşündüğümüzde bu bilgiler akıl ve mantık dışı olarak görünse de binlerce yıl önceki insanların hayal dünyasında tanrıların mekânı olarak yer almış.
Sonrasında geçen zaman ve medeniyetlerle birlikte isimler de değişmiş. Mısırlıların Mismos, Romalıların Calbyeers, Bizanslıların ise Misolymp adını verdiği Uludağ, bir dönem Bizanslı keşişlerin sığınak olarak kullandığı ve manastırlar kurduğu manevi bir merkez haline gelmiş. Bu nedenle yüzyıllar boyunca Keşiş Dağı olarak anılmış.

Orhan Gazi'nin Bursa'yı teslim almasından sonra ise dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken, bir kısmı da Duğlu Baba, Geyikli Baba, Abdal Murad gibi müslüman dervişlerin inziva yerleri olmuş. 1925 yılında Bursa Vilayeti Coğrafya Cemiyeti'nin girişimleri ve Büyük Önder Atatürk tarafından milletvekilliği görevine atanan Osman Şevki Bey'in önerisi ile de günümüzde kullanılan 'Uludağ' adını almış.

Duruşu, asaleti ve yükselen yamaçları ile şehrimize manevi bir güç katan Beyaz Cennet Uludağ'ın sıradan bir dağ olmadığını da öğrenmiş olduk. Zirve ve yamaçları kim bilir ne sırlara tanıklık etti...

Ve beraberinde inançlara, efsanelere, anılara...


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları