Yazarlar
Ferdi Sönmez
dunyaemeklilik16@gmail.comEn düşük emekli aylığı 20 bin TL oldu: Sorun bitmedi
2026.01.22 19:08 - Son Güncellenme: 2026.01.22 19:08"En düşük emekli aylığı 20 bin TL oldu" denildiğinde, emeklilerin büyük bir kısmı sevinmiyor.
Aklından geçen cümle şu oluyor:
"Hiç yoktan iyidir... ama bu parayla hayat hâlâ çok zor."
Bu duygu çok anlaşılır. Çünkü yapılan artış, emeklinin yaşam koşullarında gerçek bir iyileşme yaratmıyor; yalnızca günlük baskıyı biraz hafifletiyor. Bir sosyal güvenlik müşaviri olarak şunu açıkça ifade etmem gerekir: Bu düzenleme çözüm değil; bu bir serumdur.
Serum hastayı ayakta tutar.
Ama hastalığı iyileştirmez.
Asıl mesele tam da burada başlıyor. Bu serum ne kadar süreyle verilecek? Ve biz emeklilik sistemini serumlarla mı ayakta tutacağız, yoksa gerçekten hastalığı tedavi etmeye mi karar vereceğiz?
Bugün kamuoyunda çoğu zaman gözden kaçan çok temel bir ayrım var.
Birincisi, en düşük emekli aylığını kanunla 20 bin TL'ye çıkarmak.
İkincisi ise, emeklinin hak ederek hesaplanan aylığının zaten bu seviyelerde olması.
Bu iki yaklaşım arasında ciddi bir fark bulunuyor.
En düşük emekli aylığını artırmak, kısa vadede geçici bir rahatlama sağlar. Kanuna bir satır eklenir: "En düşük aylık 20 bin TL'dir." Bitti. Kim ne kadar prim ödemiş, kaç gün çalışmış, sistemin matematiği ne söylüyor... Bunlar dikkate alınmaz.
Oysa kalıcı çözüm, emekli aylıklarının nasıl hesaplandığını baştan sona ele almayı gerektirir. Aylık bağlama oranları, güncelleme katsayıları ve sistemin aktüeryal dengesi yeniden kurgulanmadan yapılan her artış, sorunu sadece ileri bir tarihe ertelemekten ibarettir. Kalıcı bir çözüm ise matematik ister, aktüerya ister ve en önemlisi cesaret ister.
Sosyal güvenlik sistemi teoride çok nettir:
Bugün çalışanlardan alınan primler, gelecekte onlara benzer bir yaşam standardı sunmak üzere emanete alınır. Ancak yüksek enflasyon, faiz politikaları, kur dalgalanmaları ve hızla yaşlanan nüfus yapısı nedeniyle bu denge uzun süredir sağlanamıyor. Bugün yapılan geçici rahatlamaların her yıl daha sık tekrar etmesi de bunun sonucudur.
Bu süreç böyle devam ederse, emeklilik teknik bir konu olmaktan çıkacak ve tamamen siyasi bir alana dönüşecektir. Yakın gelecekte seçmenin büyük bir bölümünü emeklilerin oluşturacağı düşünüldüğünde, bu risk daha da büyüyor.
Bu nedenle çözüm ne yalnızca bütçede ne de günlük siyasi tartışmalarda aranmalıdır.
Asıl ihtiyaç duyulan, emekliliğe bakış açısını kökten değiştirmektir.
Emeklilik meselesi, "kaç lira maaş veriyoruz" sorusundan çıkarılıp,
"nasıl bir yaşlılık hayatı hedefliyoruz" sorusu üzerinden yeniden tanımlanmalıdır.
Bu farkındalığı oluşturacak olan da siyaset değil, bilimsel akıldır.
İşin ehli olanların ortaya koyacağı sosyal ve hakkaniyet temelli çerçeve olmadan kalıcı bir çözüm mümkün değildir.
Sonuç olarak soru şudur:
Emeklilik sistemini geçici rahatlamalarla mı ayakta tutacağız,
yoksa asıl hastalığı tedavi edecek cesur bir düzenlemeyle baştan mı ele alacağız?
Destekle yaşamak mümkündür.
Ama iyileşmek bambaşka bir şeydir
Yazarın diğer yazıları
- Memur emeklisi soruyor: Seyyanen zam neden yok? 01 Temmuz 2026 Çarşamba, 15:18
- Temmuzda maaş tablosu değişiyor: Milyonlarca çalışan sıfır zamla karşı karşıya 22 Haziran 2026 Pazartesi, 13:41
- EYT sonrası yeni kriz: İptal edilen sigortalılık süreleri geri gelebilir mi? 07 Haziran 2026 Pazar, 10:09
- Hizmet tespiti davalarında Yargıtay'ın yeni dönem yaklaşımı: "1 günlük sigorta", blok çalışma ve ... 23 Mayıs 2026 Cumartesi, 14:21
- Temmuz 2026 emekli zammı ne kadar olacak? 14 Mayıs 2026 Perşembe, 14:53
- Binlerce anne aynı soruyu soruyor: Primlerini geri alan anneler Almanya'dan emekli olabilir mi? 07 Mayıs 2026 Perşembe, 13:15
- Doğum izinlerinde yeni dönem: Anneler daha uzun izin kullanabilecek 12 Mart 2026 Perşembe, 13:39
- SGK prim borcu sağlık hakkınızı engeller mi? Kanser ilaçlarında bilmeniz gerekenler 05 Mart 2026 Perşembe, 11:42
- SGK'dan işverenlere nefes aldıran genelge 06 Şubat 2026 Cuma, 15:50
- En düşük emekli aylığı 20 bin TL oldu: Sorun bitmedi 22 Ocak 2026 Perşembe, 19:08
Yazarlar
- NATO zirvesinde Bursa detayı Hasan Boztürk
- Bursa'nın dağ ilçelerinde her yıl aynı sorun... Hasan Yalçın
- Dünya zorluyor! Elif Didem Danacıoğlu
- Daha iyi bir Bursa mümkün Prof. Dr. Murat Taş
- Hedef şampiyonluk, sürprize yer yok! Çetin Sabırlı
- Bursaspor ve pilot takımda sıcak gelişmeler! Cevdet Altınel
- Bursa'da Osmanlı döneminin birbirine güç ver... Aylin Tekir
- Bursa'nın havası hareketli, yeri sessiz! İsmail Arslan
- Bursa'da gündeme bomba gibi düşen iddia: Ücr... E. Pınar Turan Kahraman
- İspanya'nın şampiyonluğunda toplam kalite fa... Binay Kazan
- Acemler'de yeni emeğin yalnızlığı Prof. Dr. Celalettin Yanık
- Memur emeklisi soruyor: Seyyanen zam neden yok? Ferdi Sönmez
- İklim değişirse tabağımız ne olur? Ramazan Başan
- Süresiz nafaka dönemi bitiyor mu? Av. Ezgi Ay Sayma
- Huzursuzluğun adı ne? Yeşim Mutlu
- Karagöz: Hayal İçinde Hayal sergisi Kamuran Vatansever
- Çocuklar geleceğimizin teminatıdır... Tolga Bahadır Şimşek
- Kabine değişikliği ve Mehmet Şimşek'in durumu Metehan Demir
- Kazanan yine kasa! Emre Özpeynirci
- Yarın faiz kararı ne yönde olacak? Levent Yılmaz
- Zeynep Sönmez Türk tenisinde bir ilke imza attı Engin Aksöz