Yazarlar
"Önce para-önce ben" felsefesinde gelinen son nokta!
2025.04.03 16:15 - Son Güncellenme: 2025.04.03 16:15Bugünlerden yıllar önceydi. Altıparmak Caddesi'nde eski Yazıcıoğlu Sineması önündeki kırmızı ışıkta beklerken,bir yazı dikkatimi çekti.Önümde duran ve yeşil ışığın yanmasını bekleyen lüks kırmızı otomobilin arka camına ilginç bir mesaj yazılmıştı.Otomobilin arka camına yapıştırılmış etikette:"I'll do anything for money, except work" gibi İngilizce bir cümle yer alıyordu. Mesaj: "Para için her şeyi yaparım, çalışmaktan başka" şeklinde tercüme edilebilirdi. Yani kırmızı otomobili kullanan yakışıklı delikanlı,para kazanmak için çalışmaktan başka her türlü işi yaptığını/yapabileceğini açık ve net bir şekilde beyan ediyordu herkese...
Yeşil ışık yandı ve 34 plakalı pahalı otomobil, hızlı bir biçimde yola koyuldu . Ben otomobilimi daha ikinci vitese almaya çalışırken,"para kazanmak için her şeyi yapmaya hazır genç" gözden kaybolmuştu bile...Belli ki "tabakhaneye bir şeyler yetiştirecek" ve böylece paraya para demeyerek, belki de başka bir isim bulacaktı.
NE OLDU BÖYLE BİZE, BİR BİLEN VAR MI?
Farkında mısınız bilmiyorum ?
80'li yıllar ile birlikte toplumun yakasına farklı bir etiket yapıştı. Adı yükselen değerler olarak konumlandırılan bu etiket, her geçen gün değerlerimizden bir bölümünü daha götürüyor ve yerine bizim değerlerimize hiç de benzemeyen başka bir şeyler koydu/koyuyor.
Adeta bazı değerler yükseliyor. Ama dostluk, arkadaşlık, sevgi, saygı, sevda komşuluk, çalışkanlık, onur, gurur, hoşgörü ve mütevazilik gibi önemli insani değerler de hızlı bir tempoda iniş gösteriyor.
On yıllar önce Altıparmak Caddesi'nde rastladığım bu sürücü genç; olası yaşam felsefesi, davranışları ve kamuoyuna sunduğu mesajlarla ülkemizi etkisi altına alan "yükselen değer furyasının" bir temsilcisiydi. O ve onun gibi düşünenler "önce para/önce ben" diyerek ülkemizin köklü ve geleneksel değerlerinin altına dinamit koyup patlatırlarken,yerine kendi yükselen değerlerini koydular/koyuyorlar acımasızca...
İnsana ve emeğe değer vermeyen, geleneksel güzelliklerimizi yok etmeye çalışan, paylaşımcılığı ve yardımlaşmayı reddeden, sevdalara / aşka gülüp geçen ve paranın her kapıya açacağını zanneden bencil bir yaşam şekli bu...
Şiirlere, şarkılara, romanlara, filmlere, bestelere ve güftelere hiç de önem vermeyen, "paramla her şeyi satın alırım" diyen bir düşünce tarzı...
Kır şişeyi, dön köşeyi mantalitesi yani!
Kendimize özgü renk ve kokuları, saygı ile güzelleşen sevgileri, yılların dostluklarını, sıkı akrabalık ilişkilerini ve saygıdeğer komşulukları da yok eden " yükselen değerler " adındaki bu yeni yaşam sistemi, toplumsal kirlenmenin önünü açan bir rol de oynuyor.İşte bundan dolayı; daha 20-25 yaşındaki gençlerde "para kazanmak için her şeyi yaparım, çalışmaktan başka" diyerek geziniyorlar orta yerlerde...
EGOİST YAŞAM FELSEFESİ, EROZYONA UĞRAYAN İLİŞKİLER
Biz eskiden böyle değildik ama!
Eskiden insanları severek parayı kullanan bizler, şimdi parayı seven ve insanları kullanan bir kimliğe ulaştık.
Kim getirdi bu hale bizi..Kimler geleneksel değerlerimizi yok etti?
"Kullan at/kullan değiştir " felsefesinin mimarı kim?
Yepyeni dünya sistemi...Değişen değerler...Düğünlerde hava atmak için ortaya saçılan dolarlar/eurolar...Caddelerdeki son model arazi taşıtları...Egoist yaşam felsefesi...Gençlerin hedeflerinde; yalılar, katlar ve yatlar...Erozyona uğramış insan ilişkileri...Köşe dönücü ticaret...Plastik çiçekler ve hatta yürekler...Sanatta-sporda-müzikte kolaycılık ve kopyacılık....Para kazanmak için her şeyi -olur-sayan bir mantık...Her alanda tüketim çılgınlığı...TV'lerdeki dizilerde; HEP bol paralı delikanlılar, her zaman şık giyinen güzel kadınlar, altlarında son model SUV arabalar, deniz kenarındaki villalar/yalılar...
Çok daha önemlisi; herkesi maske takarak yaşamaya zorlayan ikiyüzlü bir hayat seçeneği...
Eğer bunlar bugün hayatlarımızı etkileyen yükselen birer değer ise, bu yükselmenin kararını kimler verdi. Bu aceleci toplumsal değişim neden..?
Sahi...Ne oldu bize...Ve daha da neler olacak kim bilir ?
Bundan sonra...Daha neler yaşayacağız acaba?
Erdem ve ikiyüzlülük arasında ne kadar bocalayacağız.
Evet...Daha ne kadar yıpranacağız?
Yazarın diğer yazıları
- İspanya'nın şampiyonluğunda toplam kalite farkı! 21 Temmuz 2026 Salı, 13:12
- Her 10 kişiden biri zehirleniyorsa eğer..! 19 Temmuz 2026 Pazar, 17:03
- Beton binaların gölgesinde sağlığımızı mı kaybediyoruz? 16 Temmuz 2026 Perşembe, 08:48
- Gıda denetlemelerinde hareketli bir dönem... 14 Temmuz 2026 Salı, 11:04
- Sıkıcı geçen düğünlere bir inovasyon şart olmuştur artık! 10 Temmuz 2026 Cuma, 08:48
- Yaşama dair reçetelere de ihtiyacımız vardır artık! 06 Temmuz 2026 Pazartesi, 13:13
- Münih'teki emekliler neden çöpçülük yapıyor? 02 Temmuz 2026 Perşembe, 15:10
- Kültür, sanat ve edebiyatın yeni merkezi; Tirilye 29 Haziran 2026 Pazartesi, 15:48
- Tirilye'de bu kez sanat rüzgarları esecek! 24 Haziran 2026 Çarşamba, 11:14
- Her şeyin bir fiyatı var mıdır artık? 18 Haziran 2026 Perşembe, 09:46
Yazarlar
- NATO zirvesinde Bursa detayı Hasan Boztürk
- Bursa'nın dağ ilçelerinde her yıl aynı sorun... Hasan Yalçın
- SGK'da kritik denge! Elif Didem Danacıoğlu
- Daha iyi bir Bursa mümkün Prof. Dr. Murat Taş
- Hedef şampiyonluk, sürprize yer yok! Çetin Sabırlı
- Bursaspor ve pilot takımda sıcak gelişmeler! Cevdet Altınel
- Bu yaz, o yaz... Bursa'da müzik şöleni yarın... Aylin Tekir
- Bursa'nın havası hareketli, yeri sessiz! İsmail Arslan
- Bursa'da gündeme bomba gibi düşen iddia: Ücr... E. Pınar Turan Kahraman
- İspanya'nın şampiyonluğunda toplam kalite fa... Binay Kazan
- Acemler'de yeni emeğin yalnızlığı Prof. Dr. Celalettin Yanık
- Memur emeklisi soruyor: Seyyanen zam neden yok? Ferdi Sönmez
- İklim değişirse tabağımız ne olur? Ramazan Başan
- Çocuklar geleceğimizin teminatıdır... Tolga Bahadır Şimşek
- Süresiz nafaka dönemi bitiyor mu? Av. Ezgi Ay Sayma
- Yapay zekâ ile daire sunumları Yeşim Mutlu
- Karagöz: Hayal İçinde Hayal sergisi Kamuran Vatansever
- Kabine değişikliği ve Mehmet Şimşek'in durumu Metehan Demir
- Kazanan yine kasa! Emre Özpeynirci
- Yarın faiz kararı ne yönde olacak? Levent Yılmaz
- Zeynep Sönmez Türk tenisinde bir ilke imza attı Engin Aksöz