Herkesin Acelesi Var, Kimsenin Sabrı Yok

2026.11.01 08:43 - Son Güncellenme: 2026.11.01 08:43
A

Sokakta, trafikte, markette, toplu taşımada insanlar neden birbirine karşı bu kadar sabırsız? Küçük bir tartışma neden büyüyor, basit bir yanlış anlaşılma neden kavgaya dönüşüyor?

Artık kavga etmekten korkar olduk. Bir tartışmanın ardından neler yaşanacağını, karşımızdaki kişinin nasıl bir tepki vereceğini, başımıza ne geleceğini düşünür olduk. Bırakın kendimiz tartışmaya girmeyi, başkaları kavga etse bile araya girmekten çekiniyoruz.

Zaman zaman kendime soruyorum: Eskiden de böyle miydi? Elbette eskiden de tartışmalar, kavgalar olurdu. Yollarda, sokaklarda kavgalara rastlar, haberlerde izlerdik. Kavganın her türlüsü kötüydü, ancak bugün yaşanan olayların boyutu insanı düşündürüyor.

Peki, saygıya ne oldu? Ne büyüğün küçüğe ne de küçüğün büyüğe eskisi gibi saygısı kaldı. Sırada beklemek istemiyoruz, trafikte yol vermek istemiyoruz, en küçük olayda sinirlerimiz geriliyor. Herkesin acelesi var, herkesin söyleyecek bir sözü var ama kimsenin karşısındakini dinlemeye sabrı yok. İnsanlar tartışmaya, hatta kavga etmeye her zamankinden daha meyilli görünüyor.

Herkes bir geçim sıkıntısının içinde, herkes para kazanmanın ve hayatını sürdürmenin peşinde. Mesaiyle çalışan, işini kaybetme korkusu yaşayan insanlar var. İşvereninin baskısı altında ezilen, haksızlığa uğradığı hâlde sırf işinden olmamak için sessiz kalmak zorunda hisseden insanlar var.

Ne oldu bize? Nasıl bu hâle geldik? Neden birbirimize karşı bu kadar tahammülsüz olduk?

Kiminle konuşsak kendisini haklı görüyor. Herkesin bir başkasından, bir olaydan ya da yaşadığı bir durumdan şikâyeti var. Elbette herkesin kendince haklı sebepleri olabilir. Ancak herkesin haklı olduğu bir yerde neden bu kadar çok kırgınlık, öfke ve huzursuzluk var?

Üstelik bu değişim yalnızca sokaklarda ve trafikte yaşanmıyor. Okullarda, komşuluk ilişkilerinde, aile içinde ve iş hayatında da kendisini gösteriyor. Birbirimizi anlamak yerine yargılıyor, dinlemek yerine cevap vermeye hazırlanıyoruz. Bazen karşımızdaki insanın ne yaşadığını, neden böyle davrandığını bile düşünmeden hüküm veriyoruz.

Unutmayalım ki trafikte tartıştığımız kişi de bir evin evladı, bir annenin ya da babanın çocuğu. Markette sabırsızlandığımız insanın da belki zor bir günü var. Herkesin hayatı zor olabilir ama bu zorlukları birbirimize daha fazla zorluk yaşatarak aşamayız.

Belki de artık biraz yavaşlamaya, dinlemeye, anlamaya ve en önemlisi birbirimize saygı duymaya ihtiyacımız var. Çünkü bir toplumda insanlar birbirinden korkmaya, birbirine yardım etmekten çekinmeye başladıysa orada yalnızca sabır değil, güven de kayboluyor demektir.

Peki, biz birbirimize ne zaman bu kadar yabancılaştık?


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları