Levent Yılmaz

Levent Yılmaz

Neden gözümüz sürekli ekranın sağ alt köşesinde?

2022.07.19 21:15 - Son Güncellenme: 2022.07.19 21:22
A

Dünya ekonomisi şiddetli bir türbülansın içinden geçiyor. Önce Covid19 pandemisi sonrasında Rusya-Ukrayna Savaşı ile oluşan riskler ve belirsizlikler öngörme kabiliyetimizi ortadan kaldırıyor. Tabi bu belirsizlik yaratan etkenlere ABD Merkez Bankası Fed'i eklemezsek olmaz. Zira Fed'in politikalarının etkilerinin Covid19 ve savaştan aşağı kalır yanı yok. Nasıl mı?

Her ne kadar son dönemde alternatif kurlarla ticaret artsa da ve bazı merkez bankaları rezerv olarak artık daha az dolar tutsa da ABD Doları halen egemen para birimi. ABD bu gücü 1944 yılında İkinci Dünya Savaşı bitmeden hemen önce Bretton Woods Konferansı ile elde etti. Kolay kolay bu gücü vermek istemeyecektir. Ancak bugün konumuz bu değil.

Hali hazırda küresel ticarete konu olan emtiaların fiyatlamaları ABD Dolar'ı üzerinden yapılıyor. Merkez bankaları ağırlıklı olarak rezervlerini dolar cinsinden tutuyor. Diğer en önemli rezerv olan altının fiyatlaması da dolar ile yapılıyor. Küresel ticarette en çok dolar kullanılıyor ve dahası IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar hesaplarını dolar üzerinden tutup kullandırımlarını dolar üzerinden yapıyor. Yani hiçbir ülke benim dolarla işim yok diyemiyor.

ABD Doları'nın diğer para birimleri karşısındaki değerini Dolar Endeksi'ne bakarak görüyoruz. Dolar endeksi, ABD Doları'nın dünyada en çok işlem gören 6 farklı para biriminin karşısındaki değerini gösteriyor ama genel durumu görmek için bu 6 para birimi son derece yeterli. Endekse konu olan söz konusu 6 para birimi ise şunlar: Euro, Japon Yeni, İngiliz Poundu, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı. Endeksteki her bir para biriminin farklı ağırlıkları var. Bunlar Euro için %57.6, Japon Yeni için %13.6, İngiliz Paundu için %11.9, Kanada Doları için %9.1, İsveç Kronu için %4.2, İsviçre Frangı için %3.6. Elbette Avrupa Birliği kurulmadan önce Euro'nun yerine, Alman Markı, Fransız Frangı, İtalyan Lireti, Hollanda Guldeni ve Belçika Frangı farklı ağırlıklarla endeksin içindeydi.

Fed faizleri ve para miktarını belirleyerek doların değerine etki ediyor. Genellikle kriz dönemlerinde doların değerini düşüren, krizden çıkışta ise doların değerini artıran para politikaları izliyor. Örneğin pandeminin hemen başında faizleri düşürüp bilançosunu genişletti. Tıpkı 2008 Küresel Finansal Krizi'nde yaptığı gibi. Aşağıda Fed'in bilançosunu görüyorsunuz. Kabaca bu Fed'in basıp piyasaya enjekte ettiği dolar olarak görülebilir.

Fed'in faizleri indirip bilançosunu genişlettiği dönemlerde Dolar Endeksi düşerken, faizleri artırıp bilanço daraltmaya başladığı dönemlerde endeks artıyor.

Endeks artınca da dünyanın geri kalanındaki ülkeler yükselen Dolar kurunun riskleri ile karşı karşıya kalıyor. Bundan da en çok gelişmekte olan ekonomiler etkileniyor.

ABD enflasyonun geldiği seviye 1981 Kasım ayından bu yana en yüksek seviye oldu. %9,1 gibi ABD ekonomisi için olağanüstü yüksek bu enflasyonla mücadele edebilmek için Fed faizleri artırıp bilanço daraltıyor. Dahası bunu çok sert ve hızlı bir şekilde yapıyor. Bu yüzden ekonomik durgunluk yani resesyon ihtimali de giderek artıyor.

ABD ekonomisi durgunluğu girince dünyanın geri kalanının bundan olumsuz etkilenmemesi, Dolar da bu kadar hızlı değerlenince gelişmekte olan ekonomilerin bundan zarar görmemesi mümkün değil. Yani mesele dolar alım satımından elde edilecek gelirden çok daha teknik. Bu yüzden bugün uzun uzun sürekli televizyon ekranının sağ alt köşesindeki kuru takip etmemizin sebebinin arkasındaki hikâyeyi anlatmak istedim.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları