Elif Didem Danacıoğlu

Elif Didem Danacıoğlu

elifdidemdanacioglu@gmail.com

Konkordato aynası!

2026.09.25 18:19 - Son Güncellenme: 2026.09.26 00:20
A

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

Ekonominin çarklarını konuşacaksak,önce reel sektörün fotoğrafına bakmak gerekiyor.

Fotoğraf: Bulanık!

Jeopolitik gelişmeler, kredi koşullarındaki sıkılaşma, artan maliyetler ve giderek yükselen belirsizlik algısı...

Tümü aynı karede...

Yüksek faiz, enflasyon ve döviz kuru kıskacındaki reel sektör, hayatta kalma sınavından geçiyor.

Bunun en somut göstergelerinden biri de konkordatolar... Çünkü konkordato, yalnızca bir şirketin finansal sıkıntısını anlatmıyor.

Nefes almakta zorlanan sektörlerin, firmaların ve illerin...

Başka bir ifadeyle...

Konkordato, reel sektörün aynası!

Gelin, konkordato fotoğrafına biraz daha yakından bakalım.

Konkordatotakip.com verilerine göre 31 Ağustos 2026 itibarıyla yılın ilk sekiz ayında;

1.334 dosyaya geçici mühlet, 992 dosyaya kesin mühlet, 1.225 dosyaya red kararı, 181 dosyaya iflas kararı ve 132 dosyaya ise tasdik kararı verilmiş.

Toplam karar sayısı 3 bin 864'e ulaşmış.

Rakamın kendisi kadar dağılımı da önemli...

Konkordatoda en riskli sektörlerin başında inşaat geliyor.Hemen arkasında tekstil var. Sonrasında metal ürün imalatı, tarım, nakliye, gıda...

Yani mesele yalnızca tek bir sektörün problemi değil. Üretimin farklı halkalarında finansman baskısının hissedildiği bir dönemden geçiliyor.

Peki iller?

En çok konkordato başvurusu yapılan illerde İstanbul ve Ankara'nın ardından İzmir üçüncü sırada. Dördüncü sırada Kocaeli ve beşinci sırada Bursa... Ardından Antalya, Tekirdağ, Denizli, Konya ve Balıkesir geliyor.

Bu tablo bize şunu söylüyor:

Sanayinin, ticaretin ve üretimin yoğunlaştığı merkezlerde finansman baskısı daha görünür hale geliyor.

Tam da bu noktada Bursa'dan gelen mesajlara kulak vermekte fayda var.

BURSA...

Dün akşam Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda (BTSO) 2022-2026 döneminin son meclis toplantısı gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, BTSO ev sahipliğinde Bursa iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi.

Cevdet Yılmaz'ın çizdiği küresel tablo, reel sektörün neden zorlandığını anlamak açısından önemli...

Jeopolitik gerilimler artıyor, rekabet sertleşiyor, savaşlar ve sıcak çatışmalar çoğalıyor, enerji ve ulaşım maliyetleri yükseliyor, sigortacılıktan finansa kadar pek çok alan bu gelişmelerden etkileniyor.

Üstelik dünyada yeni bir korumacı dalga yükseliyor. ABD ile Çin arasındaki tarife savaşları bunun en görünür örneklerinden.

Cevdet Yılmaz'ın verdiği rakam da Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki tabloyu ortaya koyuyor:

Bu yıl küresel büyümenin yaklaşık yüzde 3 olması bekleniyor. Türkiye'nin pazarlarındaki büyüme beklentisi ise yüzde 1,6 seviyesinde.

Dolayısıyla...

İhracatçı için dış talep tarafında da işler kolay değil. ABD için büyüme beklentisi yüzde 1,2. Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da ise daralma bekleniyor.

Yani Türkiye'nin ihracatçısı yalnızca içerideki finansman maliyetleriyle değil, dışarıdaki talep koşullarıyla da mücadele ediyor.

Gelelim enflasyona...

Cevdet Yılmaz, Merkez Bankası'nın fiyat istikrarına yönelik adımları ile hükümetin mali disiplin tedbirlerinin sonuç vermeye başladığını ve enflasyonda düşüş eğilimine girildiğini ifade etti. Orta vadede enflasyonu tek haneye indirme kararlılığının sürdüğünü vurguladı.

Cevdet Yılmaz'a göre enflasyon son dönemde yataylaşarak yüzde 31,5 seviyesine geldi.

Ve savaş kaynaklı kalemlerin etkisinin azalmasıyla birlikte aşağı yönlü hareketin devam etmesi bekleniyor.

Velhasıl...

Burada ekonomi yönetiminin mesajı net: Enflasyonla mücadele sürecek!

Ancak reel sektörün mesajı da aynı ölçüde net: Üretim ayakta kalmalı!

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın da dikkat çektiği gibi, artan maliyetler ve finansman yükü başta KOBİ'ler olmak üzere firmalar üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.

İbrahim Burkay'ın şu cümlesi aslında meselenin özeti:

"Bir üretim hattını kapatmak kolay, onu yeniden kurmak ve kaybedilen müşteriyi geri kazanmak yıllar alıyor."

İşte kritik nokta tam da burada...

Enflasyonla mücadele edilirken üretim kapasitesinin korunması, finansal istikrar sağlanırken işletmelerin finansmana erişiminin sürdürülmesi, maliyetler kontrol altına alınırken istihdamın korunması ve bütün bunlar yapılırken ihracatçının rekabet gücünün kaybedilmemesi...

Kolay bir denklem değil, ama reel sektör açısından denklem oldukça basit:

Finansmana erişim yoksa üretim zor!

Üretim yoksa istihdam zor!

İstihdam yoksa büyüme zor!

Dolayısıyla önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri, yalnızca enflasyonun kaç olacağı değil...

Reel sektörün bu mücadeleden hangi kapasiteyle çıkacağı olacak.

Çünkü konkordato rakamları bize bugünün fotoğrafını gösteriyor.

Asıl mesele ise yarının fotoğrafının nasıl çıkacağı...

Bulanık mı olacak, netleşecek mi?

Bunu belirleyecek olan yalnızca faiz ve enflasyon değil.

Üretimin, finansmanın ve güvenin aynı anda güçlenip güçlenemeyeceği olacak.

Ne dersiniz?


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları