Türkiye'de çocuklara doğru eğitim verilmiyor(ÖZEL HABER)

Türkiye'de çocuklara doğru eğitim verilmiyor(ÖZEL HABER)

Çocuk kitapları yazarı ve eğitmen Anıl Basılı, oyuncak sahibi olan miniklerin ihtiyaç sahibi arkadaşlarına notlarla gönderim yapmasına aracı olduğunu vurguladı. Eğitim sistemine dair değerlendirmelerde de bulunan Basılı, Türkiye'de çocukların doğru eğitilmediğini savundu.

2020.02.03 11:40 - Son Güncellenme: 2020.02.03 11:44 - Yaşam - HABER MERKEZİ
A
Türkiye'de çocuklara doğru eğitim verilmiyor(ÖZEL HABER)

HABERMERKEZİ/BURSADA BUGÜN

BKM Kitap'ta gerçekleştirilen atölye sonrasında Bursada Bugün'e özel açıklamalarda bulunan çocuk kitapları yazarı ve eğitmen Anıl Basılı, günümüze kadar 4 çocuk kitabı yazdığını hatırlattı. 98'den fazla okula bireysel olarak sosyal medya ve öğretmenlerin desteği ile yardımlarda bulunduklarını vurgulayan Basılı, "Gittiğimiz yerde kütüphane kuruyoruz ve oyuncaklar gönderiyoruz. Buradaki temel amaç şu sıfırdan bir şey almıyoruz çocuklar arasındaki o bağı kuvvetlendirmek için temiz kullanılabilir durumdaki eşyaları göndermeye çok özen gösteriyoruz" dedi.


OYUNCAKLAR ÇÖPE GİDİYOR

Oyuncakların içinde özel notlar bulunduğuna dikkat çeken Basılı, "Bunların içinde, 'ben bu oyuncağı çok sevdim, senin çok iyi bakacağına inanıyorum' gibi şeyler yazılıyor. Şanlıurfa'daki okula kitap gönderirken içine notlar yazıp gönderiyor çocuklar. Bazen mektup oluyor bu. Genel olarak amacımız ebeveynlerin kullanılabilir eşya veya kitapları çöpe ya da dışarı atmaması. Oyuncak fazla geldiği zaman bir sokak ötemizdeki çocuğu veya aileyi düşünmeden çöpe atıyoruz" diye konuştu.



SİİRT'TE ÇARPICI ANI

Çöpe atılan oyuncakların önüne geçmek için 1.5 yıl önce oyuncak partilerine başladığını kaydeden Anıl Basılı, "Partilere ilk yetişkinler ile başladım. Onlara 'gelin çocukluk dönemindeki o çizgi filmleri izleyelim, oyunlarımızı oynayalım ve yanınızda getirdiğiniz oyuncaklar ve kitaplar ile bir okula yardımcı olalım' dedim. O gün eve 14 büyük siyah poşet oyuncak ile ancak iki arabayla döndük.  Kardeş okullar gelmeye başladı. Sosyal medyada inanılmaz bir destek başladı. Çocuklardan bize fotoğraf geliyor. Bir gün Siirt'te bir okula 5 tanesi aynı evden 12 çocuğa oyuncak gönderdik. Akşam fotoğrafları geldi hepsi yer yatağında oyuncaklara sarılarak uyuyordu" açıklamasında bulundu.

HERKES HAYAL KURSUN

Ülkenin birçok noktasında dernekler ile birlikte yazarlık eğitimleri vermeye gittiğini ifade eden Basılı, "Çocukların eşit olmasını engelleyen nedenleri kapatamıyoruz ama belki çocuk dışarıdan biri ile tanışıyor ve o kişi ona umut taşımaya çalışıyor. Bırakın çocuklar hayal kursun, aslında bu sadece çocuklar için geçerli değil yetişkinlere de hatırlatacağımız bir şey. Yetişkinler çocukluklarına dair pek fazla şey hatırlamıyor" ifadelerini kullandı.

TAŞRADA KİTAP HALA LÜKS

Türkiye'de çocuk eğitiminde başarılı olmadığımızın altını çizen Anıl Basılı, "Bu sadece okulda gerçekleşen bir şey değil evde de doğru bir eğitim süreci gerekiyor. Aile kafasında okulu zorunlu bir yer olmaktan çıkartamıyor. Anaokulunda mesela çocuğunun üstü başı açık eve geldiğini görünce müthiş bir olay kopuyor. Arıyor hemen şikayetçi oluyor ve 'benim çocuğumun ayakkabısını nasıl bağlamaz' diyor oysaki İsveç'teki anaokullarının çoğunda çocuk eğer okula ayakkabı bağcığı açık bir şekilde gitmişse o bağcık bağlanmaz, öğretmen hiç oralı olmaz ve eve o şekilde geri döner çünkü öğrenmek zorunda. Çocuk 4-5 yaşında gelmişse yeteneklerini geliştirmek zorunda. Eğitimde de yanlışlar var. Bir kere ezberci eğitimdeyiz her zaman çocuğa kitap okuttururken bile doğru yönelgeleri veremiyoruz. Çocuk kitap okumayı sevdiği halde en son hangi kitabı okuduğunu bilmiyor. Taşrada hala kitap okumak bir lüks ayrıca.



ÇOCUKLARA KENDİ ANIMIZI YÜKLÜYORUZ

Kendisinin de eski kafalı bir öğretmenden eğitim aldığını hatırlatan Basılı, " Rekabeti çok hissetmiyorduk. Tek rekabetimiz sınıfta kurdele almak için okumayı sökmek için olandı. İlk okumayı söken kişi bendim ve müthiş hissetmiştim. Eve götürüp anneme göstermek istedim o kurdeleyi eve gittim montumu açtım ve kurdele orda yoktu, ağladım. Annem öğretmeni tanıdığı için onu aradı ve durumu anlattı. Diğer gün öğretmen bana kurdeleyi tekrar taktı fakat bir fark vardı. O gün herkes okumayı sökmüştü ve herkese kurdele takılmıştı. Ben ilk defa o hırsla o çocukluk döneminde tanıştım.



TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ

Çocukluktan beri kitap okumayı çok seven bir çocuktum. Hep kendi özel alanlarımı yaratırdım. Toplumda saçma sapan konuların konuşulduğu yerlerde bulunmayı istemezdim ama bu benim için bir tercihti. Lise benim dönüm noktam oldu ben o yanlış eğitimlerin yanlış ifade edilen her şeyin hatalı olduğunu lisede öğrendim.  Çocukların o döneminden itibaren tercihlerine saygı duymayı öğrenmeliyiz. Çocuklara yüzde 80 kendi anımızı yüklüyoruz, kendi çocukluğumuzda yapamadığımız şeyleri onlara yaptırmaya çalışıyoruz. Evde bir çocuğa, 'erkek ağlamaz, kız top oynamaz dersen' toplumsal cinsiyet eşitsizliği oluşur" açıklamasını yaptı.

 

Diğer Yaşam Haberleri için tıklayın


2020.02.03 11:40 - Son Güncellenme: 2020.02.03 11:44 - HABER MERKEZİ
A