"Soruşturma sektör açısından hayırlı değil"

"Soruşturma sektör açısından hayırlı değil"

Bankalar ile ilgili başlatılan soruşturmada çıkan ilginç detaylar sonrasında süreçte güvenin unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Yavuz Semerci, bu konunun tartışılıyor olmasının bile bankacılık sektörü açısından hayırlı olmadığını dile getirdi.

2013.02.27 14:53 - Son Güncellenme: 2013.02.27 14:53 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
A
"Soruşturma sektör açısından hayırlı değil"

Yavuz Semerci'nin, BloombergHT'deki Yatırım Bülteni programında Rekabet Kurumu'nun bankalar hakkında 2011 yılında başlattığı soruşturmaya dair yaptığı değerlendirmede, sürecin yatırımcıları çok yakından ilgilendiren bir konu olduğunu, konuşulan rakamların son derece yüksek bir meblağlar olduğunu dile getirdi.

Semerci yaptığı açıklamada; rakamlar noktasında netlik olmadığına, 4 milyar liraya kadar çıkan rakamların gündeme geldiğine dikkat çekti. Prosedür ile ilgili olarak Rekabet Kurumu eski Başkanı CHP İstanbul milletvekili Aydın Ayaydın'ı aradığını açıklayan Semerci şöyle devam etti:

"Açıklığa kavuşturmak istediğim ilk konu soruşturma sonucu çıkacak kararın İdare Mahkemesine mi yoksa Kabahatler Kanunu çerçevesinde Sulh Ceza Mahkemesine mi taşınağı idi. Eğer Kabahatler Kanunu'na göre bir ceza verilirse o zaman Sulh Ceza Mahkemesine itiraz ediliyor, itiraz kabul edilmezse ceza hemen ödeniyor.  Bu soruyu sordum çünkü önümüzdeki günlerde bu olayın borsanın performansını dikkate değer şekilde etkileyeceğini düşünüyordum. Aydın Ayaydın ilk şıkkı işaret etti. Ayaydın eskiden bu davaların Danıştay 13. Dairesince görüldüğünü fakat çıkarılan bir Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) artık İdare Mahkemesine gidildiğini söyledi. Dolayısıyla soruşturma sonunda bir ceza çıkarsa bankalar dava açacak ama öncelikle bu kararın yürütmesinin durdurulması için İdare Mahkemesi'ne gidecek. Aydın Ayaydın İdare Mahkemelerinde genelde Rekabet Kurumu kararlarına karşı idare yürütmenin durdurulması kararı verildiğini söyledi. Dolayısıyla yürütmenin durdurulması kararı alındıktan sonra iki, iki buçuk yıl sürecek bir dava devam edecek. Rekabet Kurumu'nun verdiği böyle büyük cezalara ilişkin davalarda da mesela çimento, akaryakıt istasyonları ve akaryakıt dağıtım şirketleri için verilen kararlarda süreç çok uzun işlemişti. Bunun da farklı olması düşünülmüyor."

Bu süreçte bankalara ceza gelmesini beklediğini kaydeden Yavuz Semeci, her bankaya gelen ceza farklı olacağını, kimisine kartel oluşturma ile ilgili maddeden kimisine başka bir maddeden ceza geleceğine dikkat çekti. Ceza gelmesi durumunda bankaların buna karşılık ayırmak zorunda kalacağına da vurgu yapan Semerci; "İşte bu şartlarda bankaların 2013 yılı karını etkileyebilecek nitelikte bir sonuç da çıkabilir dolayısıyla banka yatırımcılarının, borsa yatırımcıların ve bankanın hisse senetlerine yatırım yapanların bu gelişmeyi dikkate alarak fiyatlama yapmasında fayda var." dedi.

Konu ile ilgili bir başka hususun da üzerinde önemle durulması gerektiğini belirten Semerci, sözlerine şöyle devam etti: "Ben bu programda bu işin nasıl başladığını söylemiştim. Bir banka yöneticisini diğer bir banka yöneticisine attığı elektronik posta mesajından bahsetmiştim. O banka Yapı Kredi Bankası idi. Bugünkü Sabah Gazetesi'nde aynen okuyorum: "Savunma sırasında Yapı Kredi anlaşmanın kendilerince teklif edildiğini kabul etti ancak bunun hayata geçirilmediğini ifade etti."  Aynı yazıda Vakıfbank ve Garanti'nin açıklamaları da var. Benim burada söylediğimi teyit eden bir duruma doğru gidiyoruz. O banka yöneticisi şu an görevde değil. Bu soruşturmaya neden olan mesajı gönderen kişi şu anda belki bankacı bile değil ama sektöre çok ağır bir ceza gelmesine yol açabilir diye düşünüyorum. Yapı Kredi evet o mesaj bizim yöneticimiz tarafından gönderildi ama bununla ilgili herhangi bir anlaşma yapılmadı diyor... Bankalar genelde suçu kabul ediyorlar ama verilecek cezanın biraz hafifletilmesi ve sektörü sıkıntıya sokmayacak nitelikte olması gerektiğini de vurguluyorlar."

Konuya dair yaptığı açıklamada Semerci TBB Başkanı Hüseyin Aydın'ın açıklamalarına da dikkat çekti. Yavuz Semerci, Aydın'ın "Bankaların özel durumu vardır diğer sektörler gibi yaklaşılmamalıdır." açıklaması üzerine bankacılık söz konusu olduğunda birtakım farklı duyarlılıklar gösterilmeli midir sorusuna vurgu yaptı. Bankacılığın bir göz gibi sakınılması gereken bir sektör olduğunu, çok iyi kontrol edilmesi gerektiğini, gözetim altında tutulması gerektiğini kaydeden Semerci, bankacılık işinin biraz da güvene dayandığının da unutulmaması gerektiğini söyledi.

Semerci değerlendirmesinde "Sektörün güvene dayalı çalışır o yüzden tüm devletler bankaya para yatıran insanların parasını belli bir oranda güvence altına alır çünkü herhangi bir ekonomik krizde ya da bir kriz atağında bugün dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin insanlar yatırdıkları parayı anında alamazlar çünkü öyle bir para yok. O para bir emisyon yaratıyor ve yarattığı emisyon nedeniyle de hacimler büyür. Yani ben bir para yatırıyorum, o parayı kredi olarak veriyor, kredi olarak alan iş yapıyor, benim para dönüyor dolaşıyor ikinci kişi tarafından tekrar bankaya yatırılıyor. Yani böyle bir dolaşımdaki kan gibi düşünün. O yüzden de bu atakları engellemek için de son derece dikkatli davranmak gerekir. Ekonomik krizler yahut bankaların sağlıkları kamunun birinci görevidir. O yüzden Rekabet Kurumu'nun bu işin neresinde olduğu veya bu işin neden BBDK kanalıyla yapılmadığı tartışılabilir. Rekabet Kurumu belki bankacılığın genel işleyişi ile ilgili bilgi sahibi değildir, bu da ayrı bir soru. Ortada kanuna bir aykırılık var ise en azından bu soruşturmanın bu kadar açık yapılması çok doğru değil. Gizli yapılabilirdi çünkü orada savunma verenler, iddia edenler ve bir heyet var. Bunun kamuoyunda bu şekilde tartışılıyor olması, benim bile burada geçmişte isim vermekten özellikle imtina ettiğim bir konuda gazetelerin açık açık yazılması göz gibi sakınılması gereken bir sektör açısından çok iyi gelişmeler değil. İnceleme yaparsınız, ceza verirsiniz vermezsiniz ama bunun bu kadar göz önünde yapılması yanlış. Eğer kırmızı ışıkta geçiliyorsa geçiş üstünlüğü olan ya da hassasiyeti olanlar geçebilir diğerleri geçemez denmemelidir. Rekabet her yerde rekabettir. Sonuçta bütün bunlar vatandaşlar açısından son derece önemli. Başka bir nokta daha var banka ciroları konusunda... Burada ciro üzerinden gittiğiniz zamanda karşınıza çok haksız bir ceza da çıkabilir. Çünkü oradaki ciro, bankanın gerçek durumunu göstermeyebilir ya da en azından o orantı bu kadar yüksek cirolu işlerde biraz daha düşük tutulabilir. Bu konunun bu kadar tartışılıyor olması bile bankacılık sektörü açısından hayırlı değil." dedi.

Diğer Ekonomi Haberleri için tıklayın


2013.02.27 14:53 - Son Güncellenme: 2013.02.27 14:53 - HABER MERKEZİ
A