Ne 'ÇEK'tiniz be kızlar! - ÖZEL HABER
Bursa'nın çevre köylerinde yaşayıp, maddi imkansızlıklar nedeniyle okuyamayan, ancak içi okuma ateşiyle yanıp tutuşan kız çocuklarına kucak açan Çağdaş Eğitim Kooperatifi Mustafa Dörtçelik Kız Öğrenci Yurdu; geleceğin güçlü, ayakları yere sağlam basan, hayata karşı dik duran çağdaş kadınlarını yetiştiriyor.
2013.09.18 12:11 - Son Güncellenme: 2013.09.18 12:13 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Rabia DENİZ/BURSADABUGUN.COM
Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK) Mustafa Dörtçelik Kız Öğrenci Yurdu, öğrencilere Atatürk ilkeleri ve devrimleri doğrultusunda çağdaş bir eğitim veriyor. Aynı zamanda evlerinden uzak yaşayan bu kız çocuklarına bir aile ortamı sunuyor. Her biri yurda geldiklerinden bu yana büyük yol kat eden, hedeflerini her geçen gün daha da yükselten, geleceğe umutla bakan bu azimli ve cesaretli kızlar, Türkiye'nin güzel yarınlarını temsil ediyor.
HAYATI BURADA ÖĞRENDİM!
Munise Durak;
Orhaneli'nin Sırıl Köyü'nden geliyor.
Cumhuriyet Lisesi
Çağdaş Eğitim Kooperatifi ile yollarınız nasıl kesişti?
Buraya gelmeden önce bir yıl okula ara verdim. Ailem okumamı istemiyordu. Bizim köyde pek fazla okuyan kız yoktu. Buraya gelmeden önce OKS sınavına girmiştim. Gürsu Sağlık Meslek Lisesi'ni kazandım. Ancak maddi yetersizlikler yüzünden gidemedim. Ama çok okumak istiyordum. Babama çok ısrar edince o da beni Orhaneli İmam Hatip Lisesi'ne yazdırdı. Bir sene orada okudum. Devlet yurdu olarak gittiğim yurt, tarikat yurdu çıktı! Yurtta ailemden çok bağımsızdım, burada kaldığım yurttan çok daha farklıydı. Dışarı çıkamıyordum, mesela gece tuvalete gideceğim zaman üzerime etek giyip öyle gidiyordum. Baya bir baskı vardı. Daha sonra orada hoca olmamı istediler. Babam da "ben hoca yapmak için kız okutmuyorum" dedi ve beni okuldan aldı. Sonra bir sene evde bekledim. Ama okuma hevesim hiç kırılmadı. Köyümüze Orhaneli Vakıf Müdürü Ertuğrul (Tunca) Bey gelmişti. Bana yardımcı olabileceğini düşündüm. Görüşmek istedim, ama Orhaneli'ye de tek başıma gidemezdim, çünkü köyde göndermezlerdi. Aileme 'ben hastayım' dedim ve bunun üzerine babamla beraber Orhaneli'ye hastaneye gittik. Babam hastanede tahlil sonucu beklerken, ben gizlice Ertuğrul Bey'in yanına gittim. Okumak istediğimi söyledim. Daha sonra babam da geldi, babamı da ikna etti. Sonra ÇEK'te son bir tane boş yer olduğunu öğrendik, ertesi gün hemen Bursa'ya geldik. Ama okul kayıtları bitmişti, üstünden bir hafta geçmişti. Sonra bir şekilde okula kaydımı yaptırdık ve başladım.
Okula başladığında neler hissettin, zorlandın mı?
Çok zorlandım, derslerim çok ağır geldi. Başaramayacağım diye çok korktum. İlk dönem çok zayıf notum gelmişti, ama yurt müdürümüz Sema Üçok her gün yanıma geliyordu; "Yapacaksın biliyorum, başaracaksın, sana inanıyorum" diyerek teselli ediyordu beni. Ben de "Madem buraya kadar geldim, başaracağım." Çok çabaladım, oldu da!
Bu kadar süre içinde burada neler öğrendin?
Hayatı burada öğrendim diyebilirim. Birçok ilkimi burada yaşadım. Buraya gelmeden önce hiçbir şey bilmiyordum. Birisinin karşısında nasıl cümle kurulur, nasıl oturulur, nasıl kalkılır, toplum içine girdiğinde nasıl davranılır... Mesela sinemaya ilk defa burada gittim. Salonda oturacağım koltuğu nasıl bulacağımı dahi bilmiyordum. Burada her şeyi öğrendim, öğretmenlerimiz sağ olsunlar çok emek verdiler bize.
Köye gittiğinde nasıl tepkilerle karşılaşıyorsun?
Köye gittiğimde çok farklı tepkilerle karşılaşıyorum. İlk sene geldiğimde, babama "Kızını gönderdin, açılacak, saçılacak" diyenler, şimdi eve gittiğimde beni görmeye geliyorlar. Beni okula gönderdiği için babama köyde hep laf söylediler. Ama şuanda bir iş yapacakları zaman, bizim eve gelip, "Biz böyle böyle bir şey düşünüyoruz, acaba doğru olur mu?" diye benim fikrimi alıyorlar. Mesela babam da bir iş yapacağı zaman ilk bana soruyor; "Sen okuyorsun, önce senin fikrini alayım" diyor. Fikirlerime değer veriyorlar yani. Bu da beni çok mutlu ediyor.
Okumak isteyen kızlara ne gibi tavsiyelerde bulunursun?
Biraz şartları zorlasınlar. Çünkü ucunda gerçekten muhteşem bir hayat var. Şartları zorlarlarsa başaramayacakları hiçbir şey yok.
Bundan sonraki hedeflerin neler?
Polis Akademisi'ne gitmek istiyorum. Vatanıma milletime hayırlı bir insan olmak istiyorum. Daha sonra da köyde okuyamayan kız çocuklarına yardım etmek istiyorum.
BAŞTA OKUMAMI İSTEMEYEN BABAM BİLE ŞUAN BENİMLE GURUR DUYUYOR
Köyde şöyle bir algı var; "Kız dediğin erkeğin karşısında konuşmaz, babaya karşı gelmez, baba ne derse o olur." Benim arkadaşlarımın birçoğu korktuğu için okumadı, evlendi. Köye gittiğimde şimdi arkadaşlarım diyorlar ki; "Keşke biz de okusaydık". Ben bir tane arkadaşımla paylaşmıştım, "Ben gideceğim okuyacağım" diye, bana "Hayal kurma" demişti. Bana şuan diyor ki; "Keşke seninle birlikte ben de gelseydim." Şuan tarlada çalışıyor ve çok çok pişman okumadığı için. Şimdi köyde duyuyorum, benden küçükler hep; "Biz de okuyacağız, Minuse abla gibi olacağız" diyorlarmış. Kahvede bile konuşuyorlarmış; "Biz başaramaz diyorduk ama başardı. Bizim çocuklarımız neden başaramasın!" Babam, "Seninle gurur duyuyorum" diyor, "Sen başardın, herkes seni örnek alıyor şuanda" diyor. Başta okumamı istemeyen babam bile, şuan benimle gurur duyuyor.
HİÇBİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİL!
Saniye Özkan;
İznik Müşküle Köyü'nden geliyor.
Necati Bey Kız Meslek Lisesi
ÇEK Mustafa Dörtçelik Kız Yurdu'na gelene kadar neler yaşadın?
Ben 8. sınıftan sonra köyde okula devam edemedim. Ailemin maddi durumundan dolayı 3 yıl ara vermek zorunda kaldım. Babama okumak istediğimi söyledim, o da bana; "Ben kız peşinde koşamam, seni nasıl okutacağım?" dedi. Zaten o dönemde dedemin rahatsızlığı vardı, ona bakıyordum. Annemler de tarlada çalışıyordu. Evde 3 yıl boyunca dedeme baktım, daha sonra hayatını kaybetti. O süre içinde hiçbir zaman okuma hevesimi kaybetmedim. Küçüklüğümden beri hep okul öncesi öğretmeni olmak istiyordum. Çocukları çok fazla seviyorum. Daha sonra burasıyla görüştüm. Sema Üçok, beni Zübeyde Hanım Lisesi'ne yönlendirdi. Eğer bir yıl daha bekleseydim 18 yaşıma girecektim ve okuma şansımı kaybedecektim. 17 yaşımda 9. sınıfa başladım. Okul öncesi öğretmenlik okumayı çok istiyordum. Belli bir süre sonra Necati Bey Kız Meslek Lisesi, çocuk gelişimi bölümüne yerleştim.
Burası sana ne kattı?
Ben çok aşırı duygusal biriydim, en ufak bir şey olduğunda hemen üzülür, ağlardım. Ama artık öyle değilim. Burada kendimi ifade etmeyi öğrendim, bir birey olarak bir şeyleri başarabileceğimi gördüm. Şuan kendime baktığımda bir şeyleri başarabileceğime inanıyorum. Kendime olan güvenim arttı.
Yaşıtlarınla aranda bir fark görüyor musun?
Kendimi onlara karşı biraz daha olgun hissediyorum, çünkü düşünceleri bana göre biraz "küçük". Benim hedeflerim daha büyük hedefler olarak geliyor onlara. Okul öncesi öğretmenliği düşünüyorum. Boğaziçi Üniversitesi'nde bu bölümü okumak istiyorum. Okuyamayan ve okumak isteyen o kadar çok insan var ki, bir şeylerin çabasındalar ama bir türlü başaramıyorlar, böyle insanlara yardım etmek istiyorum. Şuan benim yaşımda olan köydeki arkadaşlarımın çoğu evlenmiş durumda. Hatta bazılarının çocukları bile var. Köye gittiğimde bana diyorlar ki; "Daha kaç yaşına kadar okuyacaksın, bunun daha üniversitesi var." Ben hiçbir şey için geç değil diye düşünüyorum. Hayal etmeden hiçbir şey olmaz! Odaklandığın zaman istediğin her şeyi elde edebilirsin. Şuan Türkiye açısından olsun, köyler açısından olsun çok kötü bir doğrultuda ilerliyoruz, bunun farkındayım. Ama inanıyorum ki, bizim gibi yetişen bireyler, "yetiştireceğim bireyler" sayesinde umarım bu durum düzelecek!
OKULA GİTMEK İSTİYORDUM, ÇÜNKÜ OKUMAM GEREKİYORDU!
Melek Uysal,
Keles'in Kozbudaklar Köyü'nden geliyor.
Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi, Çocuk Gelişimi Bölümü
ÇEK'te okuma şansını elde edene kadar ne gibi zorluklar çektin?
Bu yurtta da okulumda da yeniyim. Bu sene geldim. Ben de hayatım boyunca hep savrulan öğrencilerden biriyim. İlkokulda da hiç şansım yoktu, hep okul değiştiriyordum. Lisede de, burada Hüseyin Özdilek Meslek Lisesi'ni kazandım ama yurt olmadığı için gidemedim. Babam da dedi ki; "Seni Keles'te imam hatip lisesine yazdıralım. Bir yıl oku, seneye araştırırız, meslek lisesine geçiş yaparsın." Ben de kabul ettim, zaten okumak istiyordum, "İmam hatip lisesiyle başlarım, sonra geçiş yaparım" dedim. Ama benim hayalim hiçbir zaman imam hatip lisesinde okumak olmamıştı. Ben de çocuk gelişimi okumak istiyordum. İmam hatip lisesine başladım, başta her şey güzel, teşekkür belgesi falan aldım. Sonra yurtta çok üstüme gelmeye başladılar. Camdan bakmak yasak, telefon yasak, birileriyle konuşmak yasak... Her şey yasaktı! Ben de "İmam hatip lisesi okuyacağıma hiç okumam" dedim. Birinci sınıfı bitirince okulu bıraktım. Yazın da meslek lisesine geçiş yapmayı düşünüyordum. Babam tekrardan aynı liseye devam etmemi istedi, ben de "Oraya gitmeyeceğim" dedim. O sene okula gidemedim. Bir sene evde geçirdim ama neler çektiğimi gelin bir de bana sorun! Hep ağlıyordum... Okula gitmek istiyordum, çünkü okumam gerekiyordu! Köyde durarak elime hiçbir şey geçmeyecekti. Sonra babamla tekrardan konuştum, kırmadı beni. Bu yurtta kalmayı çok istedim, çünkü buradaki disiplini ve eğitim kalitesini duydum. Ve belirli kişiler alınıyor buraya. Sonra başladım buraya. Başta benim için çok uğraştılar, çünkü ben de son zamanlarda gelmiştim. Ben gerçekten buraya gelene kadar çok savrulmuştum, kendime güvenimi kaybetmiştim. "Okumak senin neyine" dediğim bile oldu. Çünkü her gittiğim yerde bir olumsuzlukla karşılaşıyordum.
Burada nasıl bir ortamda yaşıyorsunuz?
Kimse arasında bir fark yok burada! Herkes köyden, herkes zor koşullar içinden çıkıp gelmiş. Ben burada kendimi buldum, topladım. Tekrardan kendime güvenimi kazandım. Biz burada sadece okula gidip gelmiyoruz. Sosyal ve sanatsal etkinliklere de katılıyoruz. Gösteriler yapıyoruz, yeni insanlarla tanışıyoruz. Şiir okuyoruz, şarkı söylüyoruz...
Şuan okumuyorsa olsaydın, ne yapıyor olurdun?
Eğer şuan okuyamıyorsa olsaydım, köyde tarladan gelmiş ve yorgun argın yatıyor olacaktım. Sabahın köründe de kalkıp yine tarlaya gidecektim. Akşam 8'de de eve gelecektim. Böyle olacaktı hayat!
Sen liseye gittikten sonra köyde senden etkilenenler oldu mu?
Ben 9. sınıfa başladığımda, bizim köydeki kızlar genelde okumuyordu. Ama ben liseye gittikten sonra herkes liseye gitmeye başladı. Artık üniversite kazananlar da çok bizim orada. Yani artık kız-erkek demeden herkes okuyor. Ama kızlar şuan daha çok okuyor.
İleride hangi mesleği yapmak istiyorsun?
Liderlik duygusu var ben de. Sanat, siyaset, spor... Bireysel başarı gerektiren bir meslek yapmak istiyorum. Babam kaymakam olmamı çok istiyor. Ama ben avukat olmak istiyorum, siyasetle de ilgilenebilirim.
BİZ BURADA HAYALLERİMİZİ FİLİZLENDİRDİK!
Zalenur Çakır,
İznik Müşküle Köyü'nden geliyor.
Senin nasıl bir hikayen var?
Ben çok küçükken annemle babam ayrılmıştı. O yüzden hep üzerimde; "kendi ayaklarımın üzerinde durmam gerektiği" düşüncesi vardı." Kimseye muhtaç olmadan anneme ve kendime güzel bir hayat sunmak istiyordum. Sınavlara girdiğim zaman, SBS'ye, hep Bursa'ya gelmek istiyordum. Bursa'da okuma hayalim vardı, çünkü diğer türlü her gün İznik'e otobüsle gidip gelmek çok zor olacaktı benim için. Bursa-İznik arasında gidip gelince bu sefer ders çalışmaya vaktim olmayacaktı. Daha sonra dedeme açtım bu konuyu. Sağ olsun o da destek verdi bana. Bir tanıdık aracılığıyla bu yurdu bulduk. Sonra da kayıt yaptırdık buraya. Şimdi de çok mutluyum burada kaldığım için.
Bu yurda geldikten sonra hayatında neler değişti?
Mesela buraya ilk geldiğimde çok heyecanlanıyordum, konuşamıyordum, direklere bakıyordum... Bu durumu yavaş yavaş yendim. İlk geldiğimizde şiir dinletisi vardı, beni de seçmişlerdi. "Eyvah, nasıl yapacağım?" diye düşünüyordum. Provalara gelmek istemiyordum, her zaman bir mani buluyordum. Sonra alıştım yavaş yavaş, şiir de okudum... Geçen konuşma da yaptım. Buradaki öğretmenlerimizin destekleriyle, biraz da kendi çabamla başardım!
Devlet yurtlarıyla ÇEK'in yurtları arasında ne gibi farklar var?
Devlet yurtlarında öğrencilere, bizim burada yurtta gördüğümüz kadar özen göstermiyorlar. Burada diğer teorik derslerin dışında sanat alanında da bir çok çalışma var. Yani kendinizi geliştirebileceğiniz her türlü imkan var. Burası hepimiz için bir dönüm noktası oldu. Burada hayallerimizi filizlendirdik, kendimize daha büyük hedefler koyduk. Benim her zaman bir hedefim vardı; okuyamayan kızlar ya da sokak çocukları için her zaman bir şeyler yapmak istedim. Benim siyasi hedeflerim de vardı. Çok seviyorum siyasetle ilgilenmeyi. Her zaman konuşmayı, tartışmayı, bir kere gidip insanları etkilemeyi çok isterim. Doğru yolu göstermeyi.