Bursa'nın okulları

02 Haziran 2021 Çarşamba, 08:20
A

Klişe belli. Eğitim şart!

Ama nasıl bir eğitim?

Her sene değişen sistemlere göre mi yetişecek çocuklar ve gençler?

Yoksa on yıllar sonrasını öngören sistemlerle mi uzun yıllar boyu yol alınmalı?

Peki ya eğitim fiziki şartları?

Ya öğretmenlerin kalitesi?

Bütün bu soruların genelde negatif yanıtlarla buluştuğu zamanlardayız!

Geleceği ıskalayan sistemlerimiz, yetersiz okul imkanları ve eğitim kadrolarıyla ne kadar ileri gidebilir?

Şanslı azınlıkların elindeki fırsatlarla fırsat eşitliğini giderek daha fazla bozması ise ayrı bir tartışma konusu!

Pandemiyle birlikte daha da derinleşen bir uçurum var artık.

Peki ne yapmalı?

Klişeleşmiş ama tazeliğini koruyan yanıtlar belli.

Öncelikle...

Aldığı eğitimle hayatın hiçbir kademesinde başarı sağlayamayacak nesilleri yetiştirmekten vazgeçmeliyiz.

Nasıl mı?

Tabela üniversitelerin ya rehabilite edilmesi, ya da kapatılması elzem.

Akademik kadroların kalitesi artırılmalı. Laboratuvar olanakları çoğaltılmalı.

Reel ekonominin gerçekleriyle uyumlu ve gelecekteki dönüşümleri ıskalamayan müfredat da şart elbette!

Ortaöğretim tarafında ise öğretmenlerin maddi manevi desteklenmesi öncelikli olmalı.

Fırsat eşitliğine bir nebze de olsa yaklaşabilmek için pozitif ayrımcılığın teşvik edilmesi şart.

Sadece parası olanın iyi bir eğitim almasının açmakta olduğu derin sosyal yaranın tedavisi çok zor olur çünkü!

Ezberciliğin geri plana itildiği odağında yaşam olan uygulamaların her eğitim kademesinde öne çıktığı bir düzeni kurmak zorundayız.

Bu süreçte mesleki eğitim olanakları da maksimize edilmeli.

Derslik ve öğretmen sayıları da maksimizasyon gerektiren konuların başında gelmekte!

Ana çerçeve belli.

Zaman, para ve istikrarsa başarı için elzem olan temel unsurlar.

Kısacası ne istediğimize ve nasıl yapacağımıza karar verip gereken kaynağı yaratmalı... Sonrası ise sabırla ve inatla uygulamaların hayata geçtiği bir dönem olmalı.

Eğitimde sabırla güzel günleri beklerken kapıya dayanmış acil sorunlara da el atmak şart tabii ki!

Pandemi hasarlarının nasıl giderileceği gibi...

Bu pazar yapılacak LGS ve haziranın son hafta sonu yapılacak üniversite sınavlarına nasıl bir ortamda girileceği gibi...

Eylüldeki yüzyüze buluşma umudunun sağlıklı bir mutlu sonla buluşması gibi...

Hem eğitimin hem de sağlığımızın test edileceği kritik süreçler var önümüzde!

İlgili kurumlara, okul yönetimlerine ve elbette ki veli ve öğrencilere büyük görevler düşmekte.

Maske, mesafe ve temizlikten taviz vermeden eğitim hakkının köküne kadar kullanılması ve de kullandırılması için çaba harcamalı herkes.

Pandemi sonrasında ise yine yetersiz eğitim olanakları ile boğuşmaya devam etmek zorundayız!

Bursa örneğinden tabloya baktığımızda derslik sayıları ve diğer fiziki ihtiyaçlar açısından bölgesel dengesizlikle göze çarpmakta.

Üstelik bu manzara hem devlet okulları hem de özel okullar için geçerli.

Şehrin batısı okul kaynarken doğusu yokluk çekiyor.

Neyse ki son yıllarda doğuyu keşfeden eğitimciler de sahne almaya başladı!

Hayırsever iş insanlarının zaman zaman devlete sunduğu katkı da biraz nefes aldırmakta.

Ama tablo hala çok yetersiz.

Diğer yandan bina ve öğretmen kalitesi olarak yetersiz kalan özel okulların varlığı düşündürücü.

Devletin sağladığı yatırım avantajlarını kullanmak isteyenlerin sektöre akın etmesi kalite çıtasını da düşürdü haliyle!

Bilen de bilmeyen de özel okul sahibi oldu.

Bursa'da sayıca hayli tatminkar hale gelen özel okulların kaliteli diyebileceğimiz adedi ise ne yazık ki bir elin parmakları kadar!

Marka okul sayısının azlığı bir yana Bursa dışına taşabilen bir markamızın olmayışı da üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

Buna karşın dershane mantığının dışına çıkamayıp uygulamalı akademik eğitimin kenarından bile geçmeyen sayısız okul var kentimizde.

Ailelerin parası yüksek diploma notu dışında genellikle boşa gitmekte bu okullarda. Orta öğretim başarı puanı meselesinin nasıl bir haksız rekabete yol açtığı ise apayrı bir mesele!

Mesleki eğitimde ise son yıllarda yakalanan havanın olumlu olmasına karşın hala alınacak yol olduğu aşikar.

Öte yandan Bursa'nın üniversiteleşme alanında da yeterli hıza ulaşamadığı açık.

Daha on yıl öncesine kadar sadece tek üniversitemiz vardı.

Şu anda kentimizi temsil eden iki devlet üniversitesinin varlığı da ihtiyacı karşılamaktan uzak...

Büyük kentler arasında özel üniversitesi olmayan nadir şehirlerden biriyiz!

Bursa adına hem devlet hem de özel üniversitelere olan acil ihtiyaç ortada.

Özel üniversiteler için yürütülen çalışmaların pandemiye takılmış olması üzücü.

Umarız ki bir an önce öğrenci kabulüne hazır hale gelir başlamış olan üniversite projeleri.

Böylece milyonlarca lira başka kentlere okumaya giden geçlerle beraber uçup gitmez!

Neticede ekonomik ve sosyal açıdan baktığımızda Bursa'nın bir üniversite kenti olması şart görünüyor.

Ancak, mevcut iki okulun öğrencilerine yeterli yurt sağlayamadığımız gerçeği üzerinden planlamaların yapılması da şart.

Kısacası hem kamuya hem de özel sektöre ciddi görevler düşmekte! 


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları