Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

02 Ekim 2020 Cuma, 12:35

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Mehmet Ali Ekmekçi

Bu yazıyı 'şiddet'le tavsiye ediyorum!

Mehmet Ali Ekmekçi

mehmetaliekmekci@bursadabugun.com

Başımızın belası
Tatlısından değil hem de
En acısından, ağrılısından
Türkiye'nin başını öne eğdireninden
Ülke vizyonumuzu yanlış tanıtanından
Yüz kızartıcı suçumuz
Şiddet...
Sabıka kaydımız
Ahlaki çöküntümüz
Birilerine göre apolet olsa da
Aslında yerin dibine girişimiz
Parmaklıklar ardında biten hikayemiz
Bursa'da bu konuyu ulusal anlamda işleyen bir akademisyen
BTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. İpek Beyza Altıparmak...
Kıymetli görüşlerini paylaştı bizimle...
Araştırmalarına devam ediyor İpek Hoca...
Coronavirüs'ten daha karamsar bir tablonun varlığından muzdarip...
Şiddet olgusu çok eski yıllara dayandığını vurguluyor Doç. Dr. İpek Beyza Altıparmak
İlk çağlardan beri var...
Dünya genelinde var...
Ancak bizim yaramız hem de iyileş(e)meyen yaramız...
Dokundukça daha çok kanıyor...
İşte İpek Hoca'nın söylemlerinden konu başlıkları...
"Şiddet alışkanlığımızı sürdürüyoruz. Şiddet bizimle şekil değiştiriyor. Dijital çağı yaşamadan önce 'dijital şiddet' diye bir kavram bilmiyorduk. Çok yönlü parametrelerden oluşuyor şiddet, fazla kaynaktan beslenen bir parazit. Bu kültürel kodlar sürdüğü sürece her sabah yeni bir kadın şiddeti veya cinayeti haberine uyanabiliriz. Sadece aile ve eğitimle çözülemez."
Toplumun birçok alanında olduğu gibi zihinsel dönüşüme ihtiyaç duyulduğunu savunuyor Doç. Dr. İpek Beyza Altıparmak...
"Savaşmamız lazım. Çok yerde mücadele edilmeli. Şiddetin akış kaynaklarını kesmeliyiz. Sosyal öğrenme boyutu da önemli. Çocuklar ailede şiddet görüyor. Eğer bir yaptırım olmazsa, çocuk da bu bilinçle büyür. Yaptırımlar uygulanmadıkça bizler de farkında olarak ya da olmayarak şiddeti öğreniyoruz. Siyaset de bu işin parçası... Politikada şiddete karşı bir dil kullanmak halkın bilinçaltında olumsuz bir etki yaratıyor."
Ve bir de iğne medya dünyasına geliyor elbette...
"Türk dizilerinin çoğunda kadına şiddet, kadının ezikliği ve ötekileştirilmesi konu alınıyor. Bu da çok konuşuluyor. Bu kolaycılığa kaçmaktır. Töre ve cinayeti çıkarınca az sayıda medyatik done kalıyor. Halbuki kadınlara yönelik şiddet uygulandığında alınacak ağır cezalar ve ödenecek bedeller dizilerde konu edilse, bu da farklı bir etki yapar izleyici gözünde."
Son dönemde TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un yeniden gündeme getirdiği 'ölüm cezası' yani idam...
"İdam cezası uluslararası alanda sorunlar olur. Konu iyi irdelenmeli" diyor Doç. Dr. Altıparmak...
Ve ekliyor...
"İdama gelinceye kadar esas sorulması gereken soru şu, 'Türkiye'de kadına yönelik verilen cezalar caydırıcı mıdır, hukuki yaptırımları tam olarak uyguladık mı?'
Şiddet uygulayanlar şunu bilmeli. Kadın, çocuk, hayvan, engelli veya yaşlıya yani kendinden daha güçsüze şiddet uyguladığımda bana ağır cezalar uygulanır. Yargıya güven çok önemli. Kadınlar, şiddet uygulandığında yargının arkasında durduğuna inanması halinde elinden gelen tüm çaba ve cesareti daha rahat gösterir. Kadın, çocuk, hayvan, engelli veya yaşlılar dezavantajlı gruplardır. Buna eğilmemiz gerekir
."
BTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. İpek Beyza Altıparmak hız kesmeden devam ediyor...
"6284 sayılı kadına yönelik şiddet kanunumuz da var...
Ancak korkutucu tablo şudur...
Buna rağmen 2016 yılından beri kadın cinayetlerinde yükselen bir grafik var...
2019 yılında 474 kadın cinayete kurban gitmiş...
Coronavirüs'ten daha tehlikeli...
Çünkü salgının PİK noktası var ama şiddetin PİK noktası yok, gittikçe artıyor...

10 kadından 5'i fiziksel şiddete maruz kalıyor...
Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Aile İçi Şiddet Araştırması var...
Oldukça detaylı...
O araştırmaya göre Türkiye'de batıdan doğuya gittikçe şiddet artıyor. Harita belli...
Bölgelerle ilgili il bazlı risk analizi yapılıyor. Mahalle ve hatta semt düzeyinde mikroya inilebilir.
Kültürel kodlar mutlaka değerlendirilmeli...
Toplumsal cinsiyet eşitliği çok önemli...
Erkeklerin kendilerini daha üstün görme eğilimi...
Boşanma kararının kadına değil erkeğe verilmesi gibi düşünülmesi de etmen...
'Kadın evden gelinlikle çıkarsa, kefenle dönebilir' tabusu...
Birkaç cümleyle de şu tartışmalara konu olan
İstanbul Sözleşmesi'ni aktardı İpek Hoca...
"ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı'nın kurucularından Bursa oğumlu Ayşe Feride Acar tarafından hazırlanan İstanbul Sözleşmesi 2011 yılında imzalandı. Türkiye'de 2014'te yürürlüğe girdi. 45 ülke ve AB imzacılar arasında yer alıyor. Sözleşmeyi ilk imzalayan ve TBMM'den hızla geçiren ilk ülkeyiz. Sözleşmeler imzalandığı yerin adını taşıdığı için İstanbul sözleşmesidir. Kadınların haklarını uluslararası arenada savunan ilk sözleşme. 4'ncü madde 3'ncü bendi tartışma konusu oldu. Bu bent de yer alan sabit tanımlamalar içerisinde 'cinsel yönelim' kavramı rahatsızlık yaratıyor... Ancak araştırmaya konu Türk kadınlarının yarısından fazlası sözleşmeden çekilmememiz gerektiğini söyledi."
Ve final bölümü
"Aralarında Bursa'nın da olduğu farklı illerde Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi var. Avukat, hekim ve barınma hizmeti veriliyor. Daha fazla kadının bilinçlenmesi ve bu konuya ulaşması gerekir. Alo 183 hattı da unutulmamalı."
Keyifsiz bir konuydu;
Ancak gündem yine maalesef
Kadın cinayeti olunca
Uzmanına sorduk
Yorumları için BTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. İpek Beyza Altıparmak'a teşekkürler...