Eczacıbaşı maçının düşündürdükleri...

2023.01.30 17:56 - Son Güncellenme: 2023.01.30 17:56
A

Hafta sonu Bursa'daki Nilüfer Belediyespor maçına tartışmasız favori olarak çıktı Sultanlar Ligi'nin yenilgisiz tek takımı Eczacıbaşı Dynavit.

İki takım arasındaki sıklet farkı böyle bir yorum yaparak başlamama neden oldu.

Müthiş bir kadro derinliğine sahipti her şeyden önce Eczacıbaşı.

Yerli, yabancı oyuncularının kalitesi tartışılamaz.

Sistem voleybolu oynarken, oyun disiplininden de hiç taviz vermiyorlar.

Skor ne olursa olsun rakibi ciddiye almak en karakteristik farklılıklarıydı ki; büyüğüne de, küçüğüne de ayni tarife çıkartarak mücadele ediyorlar.

En sonunda 'deneme, yanılma metodu' ile aradıkları coachu da bulmuşlar.

Bana göre de en isabetli seçim olmuş Eczacıbaşı camiası için Ferhan Akbaş.

'Rahmetli Cengiz Göllü'nün yerini kimse dolduramaz' dense de; iki sezondur oyuncularıyla kat ettiği mesafe başarısının en önemli göstergesi.

Cengiz ağabey 70-80'li yıllarda o günlerde rengi lacivert beyaz olan formalar giyen kızlarıyla 17 yıl üst üste şampiyon olarak hem kendi ismini, hem de kulübünü voleybol tarihine altın harflerle yazdırmıştı.

 'Bu rekor dışarıyı bilemem ama; içeride kırılabilir mi?'

'Zor' değil adeta imkansız.

'Neden' diye sorarsanız;

 O yıllarda Eczacıbaşı kalibresinde bir tek Deniz Dosdoğru Karamehmet'in oynadığı Galatasaray vardı;

Ayni kalibrede oyuncu olarak da bir tek Deniz; başkaca da yoktu; (bugün 63 yaşında, 1960 doğumlu)

Fenerbahçe'nin voleybolla yeni yeni tanışması nedeniyle yatırım düşünmediği bir dönemden söz ediyorum.

Henüz Vakıfbank yok, THY yok, yerine Modaspor, İÜSBK, Şişli, Ankara'dan Ankara DSİ var;

İzmir yok; Bursa yok; bugünkü gibi şehir odaklı belediye kulüpleri yok;

Yok oğlu yok yani!

Öyle olunca da Eczacıbaşı'nın bu garip guraba ortamda önüne çıkanı vurup geçmesinden daha doğal ne olabilir di ki?

Eczacıbaşı denince sadece bugüne değil, mazisine bakmak da önemlidir;

Türkiye'ye Avrupa'da ilk kupayı getirmiş takım olduğu için.

1980 yılında Çekoslovakya'da yapılan dörtlü finalden Avrupa ikincisi olarak dönen o kadro; benim gibi voleybola ilgi duymuş yaştakilerin hala aklındadır; öyle kolay kolay unutulmaz.

Sayalım isterseniz;

Nurdan Ayçelik, Selcan Teoman (gözlükle oynardı), Lilia Venkova (Bulgaristan), Hülya Erçin (rahmetli oldu. Eczacıbaşılı basketbolcu Melih Erçin'in eşiydi) Arzu Bağdatlıoğlu, Sibel Bileke, Aylin Üstündağ, Çiğdem Erman, Meral Kalfaoğlu, Hülya Odabaşı, Meral Özdemir, Violet Kostande (Yunanistan. Hala İstanbul'da yaşamaya devam ediyor).

Sonraki yıllarda da rahmetli milli basketbolcu Doğan Hakyemez'in (Dodo) eşi Filiz Hakyemez'de oynamıştı Cengiz ağabeyin çalıştırdığı Eczacıbaşı'nda.

Eskileri, Cengiz ağabeyi andık;

Dileriz Ferhat Akbaş'da 'yerini kimse dolduramaz' denilen Cengiz Göllü ağabey gibi uzun ömürlü olmayı başarır camiada.

17 sezon olmasa da; olabildiğince zorlasın zirveyi ve orada kalabilmeyi. Başarılı oldukça kendiliğinden uzar süresi, niye değiştirsinler ki?

Nilüfer Belediyesi-Eczacıbaşı Dynavit maçını yazacaktık değil mi?

Maç  Bursa'da oynansa da; neredeyse tamamı dolu tribünlerin dörtte üçü Eczacıbaşı taraftarı demeyelim de; sempatizanlarıyla kaynıyordu adeta.

Sakatlığı nedeniyle oynayamayan Hande Baladın arkadaşlarını tribünden izledi.

Dünyaca ünlü Sırp pasör çaprazı Tıjana Boskovic'i de Ferhan Akbaş Avrupa Kupası maçını düşünerek kenarda oturtsa da, hiç oyuna sokmadı.

Zaten bu iki oyuncu olmadan da kazanacak kadar kapasiteliydi kadrosu Eczacıbaşı'nın.

Beyza Arıcı, Saliha Şahin, Samatha Fabris, Yaprak Erkek, Jack Kısal Sıneal; skor üzerinde soru işareti bırakmadan maçı sürükleyen isimler oldu.

Beyza ortadan, Jack Sineal  2 numaradan yaptığı tek ayak üstü smaçlarıyla Nilüfer Belediyesi'nin maça ortak olmasına izin vermedi.

Saliha her pozisyondan top öldüren önemli bir jokeriydi kadronun.

Pasör Maja Ognjenovic pozisyonunda neden dünyanın en iyilerinden birisi olduğunu bu maçta da adrese teslim paslarıyla bir kez daha sergiledi.

Parmak hassasiyeti bu kadar mükemmel ki; o pasları öldürememek bir smaçör için en büyük ayıp!.

Gelelim Nilüfer Belediyespor'a;

Kazanamayacaklarını bile bile sonuna kadar bırakmadılar maçı kızlar.

Sıla Çalışkan yine maestro gibi oynattı arkadaşlarını.

Deniz Uyanık, İlayda Uçak, Milanova Aleksandra kapasiteleri kadar katkıda bulundular maça.

Güç ve kalite farkı bu kadar büyük olmasa; en azından bir set alınabilirdi ama; Eczacıbaşı buna bile izin  vermedi.

Yeni Amerikalı için de bir kaç kelime söz edelim.

Nuneviller'in savunma ve manşet performansı tam Nilüferlik. Blok arkasına atılan plaselerde yay gibi uzanıyor toplara. Manşetleri de tam Sıla'ya göre.

Boyunun kısalığı hücumda daha aktif görünmesine büyük engel.

Bu maç takımın hedefinde zaten yoktu.

Artık kendi seviyesindeki maçlara odaklanmalı.

Nilüfer alt yapısının hocaları nezaretinde maçlara getirilmesini çok önemsiyorum.

Bu gruptan yarının voleybolcuları çıkacaktır;

Salonda izledikleri maçlar hepsi için uygulamalı ders niteliğinde.

Başarılı pasör Sıla Çalışkan için transfer dedikoduları çok  erken başladı.

Yeni sezon için THY ile anlaştığı söyleniyor.

Sözleşmesi tek senelik olduğu için tutmak biraz  zor gibi.

Yıllar sonra bu pozisyonda iyi bir isim yakalanmışken, yönetim de özveride bulunarak Sıla ile yeniden anlaşmak için nabız yoklamaya başlamalıdır.

Yazımı bitirirken; yeni seçilen kulüp yönetimiyle; başkan Tamer İşler'e görevlerinde başarılar diliyorum.

 

 


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları