KESK Bursa Şubeler Platformu'ndan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na tepki!

KESK Bursa Şubeler Platformu'ndan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na tepki!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından düzenlenen 2025 yılı bütçesinde sağlık çalışanlarının olmamasına ilişkin Kamu Emekçileri Sendikaları (KESK) Bursa Şubeler Platformu tarafından basın açıklaması düzenlendi.

2024.11.27 12:56 - Son Güncellenme: 2024.11.27 13:29 - Bursa Bölge - MAHMUT VURAL
A
KESK Bursa Şubeler Platformu'ndan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na tepki!

MAHMUT VURAL / BURSADA BUGÜN 

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından düzenlenen 2025 yılı bütçesinde sağlık çalışanlarının olmamasına ilişkin KESK Bursa Şubeler Platformu tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi.

Yapılan açıklamaya Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Eş Başkanı Alican Özden ve sendika üyeleri katılım gösterdi. 

KESK Bursa Şubeler Platformu adına açıklamalarda bulunan SES Eş Başkanı Alican Özden'in açıklamasından satır başları şöyle; 

Ülkemizde 2024 yılı; kadının, çocuğun, yaşlı ve engelli bireylerin, göçmen ve sığınmacıların haklarının ihlal edildiği, derin yoksulluğun önlenmediği, ekolojinin özel sermaye eliyle talan edilmeye devam ettiği bir yıl olarak kayda geçmiştir.  Bununla birlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde hizmet veren emekçilerin, maaşlarının yoksulluk sınırının çok altında kalmaya devam etmiş, riskli alanlarda çalışmalarına, tekrarlanan travmalara maruz kalmalarına rağmen yıpranma payı, sosyal hizmet tazminatı gibi emekliliğe de yansıyacak iyileştirmelerden faydalanamadıkları bir yıl olmuştur. 

"İSTİHDAM MODELİ GELİŞTİRİLMELİDİR"

Planlanan bütçede Aile Destek Programı ile 2025/2026/2027 yıllarında Ulaşılması Hedeflenen Hane Sayısında yıllara oranla hedeflenen sayının değişmediği ve bu sayının 900.000 olarak hedeflendiği görülmüştür. TÜİK'e göre 2023 yılı itibarıyla 0-17 yaş grubunda 7.03 milyon yoksul çocuk bulunmaktadır. Bu yaklaşık her üç çocuktan birinin yoksul olduğu anlamına geliyor. Keza TÜİK rakamları baz alındığında yoksulluk sınırının 70 Bin TL'yi geçtiği görülmekteyken yıllık 900.000 bin haneye ASDEP taraması yapılmasının yeterli olmadığı görülmektedir. Mevcut şartlarda Aile Destek Programı kapsamında istihdam edilen meslek elemanlarının çoğunlukla evde bakım birimleri, korunmaya ihtiyacı olan çocuklar, yaşlı ve engelli birimleri gibi farklı birimlerde istihdam edildikleri, yıllık hedeflenen hane sayısının yakalanması için anketör görevi üstlenmelerinin istendiği bilinmektedir. Sosyal hizmet politikaları, nitelikli ve bilimsel bir çalışmayı gerektiren hak temelli bir uygulamayı gerektirir. Bu kapsamda çocukların ve ailelerin doğal ortamlarında takiplerini güçlendirecek Okul Sosyal Hizmeti uygulamasının ya da Aile Sağlığı Merkezlerinde; sosyal hizmet uzmanı, psikolog, çocuk gelişimcisi istihdam edilmesine yönelik projeler ve istihdam modelleri geliştirilmelidir.

Madde bağımlılığının ülkemizde yaygınlaştığı, madde kullanım yaşının düştüğü gerçeği, AMATEM ve ÇAMATEM merkezlerine yapılan başvuruların arttığı gerçeğini göz önüne alarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aşağıdaki sorulara cevap vermesi gerektiğini düşünmekteyiz:

Çocuk Kuruluşlarına kabulü yapılan kaç çocuğun madde kullanım deneyimi bulunmaktadır? Bakanlığın bu konuda istatistiki verileri mevcut mudur? Madde bağımlılığı nedeniyle yılda kaç birey hakkında mesleki çalışma yapılmaktadır? Bu kişilerden kaçı Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlara yönlendirilmektedir?

Madde bağımlılığına bağlı olarak parçalanmış aile sayısında, kurum bakımına alınan çocuk sayısında artış mevcut mudur? Mevcut ise Bakanlık Bünyesinde Bağımlılık Daire Başkanlığının kurulması ve çalışmalarının Sağlık Bakanlığının ilgili birimleri ile entegre şekilde çalışması neden düşünülmemektedir?

"YAŞLILARIN TOPLUMDAN İZOLE OLMALARI ENGELLENMELİDİR"

Maalesef artan yoksulluk, yükselen enflasyon, artan kiraları, sağlık imkanlarına erişimde zorluklar, yaşlıların huzurevi taleplerini arttırmıştır. Bakanlık, yaşlıların huzurevlerine yerleşmelerini engellemek, sosyal entegrasyonlarını kuvvetlendirmek adına önleyici politikaları devreye sokmalı ve yaşımı kolaylaştırıcı politikaları devreye sokmalıdır. Yaşlılara yönelik yoksulluk yardımları arttırılmalı, kira destekleri sunulmalı, sağlık imkanlarına erişim arttırılmalı, bu şekilde yaşlıların toplumdan izole olmaları engellenmelidir.

"KREŞ HİZMETİ TÜM KESİMLERE ÜCRETSİZ OLARAK SUNULMALIDIR"

Bugün Türkiye'de Aile Bakanlığına ait kreş hizmeti bulunmamasının nedenini merak etmekteyiz? Özel teşebbüsler aracılığıyla yürütülen kreş hizmetlerinde yoksul ailelere ayrılan kontenjanlar yetersizdir. Ayrıca yoksul ailelerin yaşadıkları bölgelere servis hizmeti olmaması durumunda kontenjan olsa dahi çocuklar kreşe gidememektedir. Bu durumda çocuklarını gündüz saatlerinde sokakta bırakmayacak anneler çalışmayıp erkek şiddetine boyun etmekte ya da İzmir Yangını örneğinde olduğu gibi çocuklarının üstüne kapıyı kitleyerek hurda toplamaya çıkmaktadır. Tüm bunların yanında 2023 yılı başında imzalanan protokol ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından işletilen 3-6 yaş arası kreşlere 2024 yılının ilk dokuz ayında 41 Milyon 367 Bin 150 TL ödeme yapmıştır. Çocuklarımızın hayatını ideolojiye kurban eden zihniyete derhal son verilmeli, hak temelli sosyal politikaların gereği olan kreş hizmeti, tüm kesimlere ücretsiz olarak sunulmalıdır.

KESK BURSA ŞUBELER PLATFORMU İSTEKLERİNİ SIRALADI

İşkolundaki tüm emekçiler arasında, aylık 10 bin TL ye varan ücret farkları ortadan kaldırılmalı, emekliliğe yansıyan yoksulluk sınırı üzerinde temel ücret olmalı, eğitim durumu, hizmet yılı, yapılan işin niteliği, riski, sosyal hizmet tazminatı vb. Kriterler eklenerek giydirilmiş ücretler belirlenmelidir. Bütçede personel ödemelerinde personel açığı düşünülerek, kadrolu ve güvenceli istihdamla personel açığının hızlı bir şekilde giderilmesi için ödenek artırılmalıdır. ASDEP, ASDU, ek ders, sözleşmeli vb. Adlar altında çalışma biçimleri kaldırılarak işkolu emekçilerinin güvenceli, kadrolu çalışması sağlanmalıdır.

Sahada birçok soruna neden olduğu açık olan, kişilerin bilgi, beceri ve formasyonlarına uygun işi yapmalarını engelleyen, mesleki sorumluluk sınırlarını ortadan kaldıran, kişilere görevi ve yetkisi olmayan işlerin yaptırılmasına zemin hazırlayan "sosyal çalışma görevlisi" tanımı ortadan kaldırılmalıdır. İcap Nöbeti adı altında angarya çalışmaya dönen, izin ya da ücret karşılığı olmayan uygulamalara son verilmeli, bilimsel ve emeğin karşılığı olan çalışma sistemleri inşaa edilmelidir. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında mülakat kaldırılmalıdır. İdarecilik kadrolarına liyakat ve seçim yöntemi ile atama yapılmalı, atama ve yer değiştirme yönetmeliği değiştirilmelidir. Atama ve yer değiştirmelerde hiçbir kurumda olmayan, idarecilerin personele yönelik insanlık dışı baskısına dönüşen koşul ve kriterler ortadan kaldırılmalıdır. Sosyal Hizmetler risk ve tehdidin yüksek olduğu çalışma alanları olduğundan, sosyal incelemeler, evde hizmet verilmesi gereken durumlar, güvenlik riski olanlara yönelik kurumlarda yapılan çalışmalar sırasında çalışanlara yönelik tehlike ve risklere karşı iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmalıdır. Sosyal hizmetler işkolunda çalışan emekçilerin ikincil travmaya maruz kalma riski oldukça yüksektir. Araştırmalarla ortaya konulan bu bilgi ışığında alanda çalışan emekçilerin çalışma koşulları ve emeklerinin ücretlendirilmesi açısından sübvansiyonel düzenlemeleri derhal hayata geçirilmelidir. Sarı sendikaların arka bahçesi haline gelen, seçim dönemlerinde siyasi rant devşirmek için aracı kılınan sosyal hizmet kuruluşları adil, demokratik ve bağımsız bir şekilde yönetilmelidir.

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2024.11.27 12:56 - Son Güncellenme: 2024.11.27 13:29 - MAHMUT VURAL
A