DOĞADER Yönetimi Kurulu Üyesi Murat Demir: Temiz havayı verebilen bir tek Uludağ kaldı
Aysın Komitgan'ın sunduğu 'Gün'Aysın' programının bugünkü konuğu DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir oldu. Murat Demir, "Madencilik kontrolsüzce yapılıyor, denetlemeler sıkı bir şekilde yapılmalı" açıklamalarında bulundu.
2024.02.19 12:13 - Son Güncellenme: 2024.02.19 13:18 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Gün'Aysın' programının bugünkü konuğu DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir oldu.

DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir'in açıklamalarından satır başları şöyle;
İKLİM SORUNUNA DEĞİNİLDİ
Kış bitmek üzere ve Bursa'ya kar yağmadı. Bursa artık tropikal iklim gibi yağmurla geçiştiriyor. İklim değişiyor. İklim değişikliği sebebiyle 15 gün yağması gereken yağmur 1 gün yağıyor. Seller felaketler ardı ardına geliyor. Hepsi bizim elimizde. Çevrecilerin yıllardır tesis başvuruları yapılırken bu kaygılarımızı hep dile getirdik fakat bir önlem alınmadı. Haklı olmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Güzel haberler duymak istiyorsak çevremizi, doğamızı koruyacağımız faaliyetlere dönmeliyiz.
"MADENCİLİK KONTROLSÜZCE YAPILIYOR"
Çevreciler madencilere karşı değil. Madencliğe karşı olmak gericiliktir. Bu bardağı tutabiliyorsak madenciliğin marifetlerinden dolayı. Bursa ve çevresinin 10 yıllık kalkınma planları yapılmalı ve ona göre madencilik planları yapılmalı. Tüm adımlara uygun yapılıp denetlenip öyle yapılmalı. Erzincan'daki kötü olayda gördüğümüz gibi madencilik kontrolsüzce yapılıyor. Geçen sene 7520 civarı ruhsat verilmiş. Bunu coğrafyamız, ormanlarımız bu kadar madencilik faaliyetini kaldırabilir mi? Bir arkadaşım Mustafakemalpaşa'daki madenlerin alanını ölçtü, Bursa şehir merkezi kadar zarar verdiği alanlar olmuş. Bunlar hızla artmaya devam ediyor.
"TESTİ KIRILMADAN ÖNCE KONUŞMALIYIZ"
Biz istiyoruz ki testi kırılmadan konuşsak keşke. Önlemleri felaketlerden önce almalıyız. Yasalar ve yönetmelikler çıkarmışız fakat uymuyoruz. Son 20 yılda madencilik kanunu çok kez değişmiş. Yasa ve prosedürlere takılmadan maden çıkartmak için. Son 10 yılda korumacılık kenarı itilip kullanmacılık öne çıkıyor. Böyle yaparsanız ülkenin doğal çevresi, havası, insan sağlığını tehlike altına almış olursunuz. Çınarcık Barajı'nda bir şirketin madencilik faaliyeti yüzünden tehlike altında. Denetlemeler geçiştiriliyor. Personelimiz az, sayımız az diye bahane üretiyorlar. Çat kapı madenlere denetim yapılmalı. Bursa'da bir firma geçen gün dereyi kırmızıya boyamıştı. Olmaması gereken yerlere fabrika açılmış, takip ediliyor, belediye görüyor. Bizim denetleme yeteneğimiz olanağımız yok. Yetkili kurumlar ilçe birimleriyle bunu takip etmelidir. Derenin dibine fabrika açmışlar. Haber yapmışsınız, haber sayesinde olay yerine gidip baktık.
"TEMİZ HAVAYI VEREBİLEN BİR TEK ULUDAĞ KALDI"
Bursa'nın havası bakıldığında sis tabakası altında. Çünkü Bursa'nın her tarafında sanayi var ve yoğun bir göç alıyor. Artan trafik, sanayileşme ve yoğunlaşmadan dolayı şehir kendini artık kaldıramıyor. Bursa'ya temiz havayı verebilen bir tek Uludağ kaldı. Dikkat etmezsek Uludağ'ı da kaybedeceğiz.
"KİMYASAL ARITMA TESİSLERİ YAPILMALI"
Yıllardır çözülemeyen sorunlardan biri de Nilüfer Çayı. Belediyeler arıtma kapasitelerini yükseltiyor. Çayı kirli akmaya devam ediyor. Yerinde çözüm üretmek lazım. Her yere ruhsatlı veya ruhsatsız fabrika açıp kirletici unsurlarda bulunursanız aratamazsınız. Marmara Denizi'ne kadar gider. DOSAB'ta arıtma tesisi bulunuyor ve işlevsel. Bunun gibi arıtma kapasitelerini yükseltmek lazım. Biraz yatırım istiyor fakat sanayiciler elini taşın altına koymalı. Kimyasal arıtma yapan arıtma tesisleri yapılmalı. Fabrikalarda makinalar kullanılmalı, su kullanan, daha az kirleten bir teknoloji, o kirli suyu da değerlendirecek bir çözüm üretmek lazım. Bu bütün bir sistemdir. Fabrika girişinden çıkışına kadar denetlemek ve takip etmek gerekiyor. Arıtma tesisleri yeterli değil ve hiç tesis olmayanlar da bulunuyor. Bunu bir bütün olarak çözmek lazım. İleri teknolojiye ve kimyasal atık arıtmaya geçmeliyiz. Daha çevreci yatırım ve üretimlerle çözmeliyiz.
"VERİLEN TAAHHÜTLER YERİNE GETİRİLMİYOR"
Erzincan'daki son ÇED başvurusunda 'Burada toprak kayması bulunmamaktadır' yazıyor. Fakat gördük. 2022 yılında siyanür borusu patladı, verilen taahhütlerde gayet güllük gülistanlık olduğu iddia ediliyor. Dönüp baktığımızda Nilüfer Çayı kirli, Bursa'da hava kirli. Su şehri olan Bursa'da su kaynakları kirletiliyor. Verilen taahhütler yerine getirilmediği için doğamızı ve çevremizi kaybediyoruz. Ormanlık alana kulübe koyuyorlar, ağaç kesip tarım alanı açıyorlar, tarım alanlarını yok edip plastikten beton atıp fabrikalar açıyorlar. Kanun çıkartıp bunları yasallaştırıyorlar, imar hakkı çıkartıyorlar. Sorun şurda; insanların görüp bildiği yerlerde bunlar oluyor. Buraya bir yere berber dükkanı açsanız kaç kez denetlemeye gelirler. Tarım alanları açılınca neden denetlemiyorlar? Bir sorun olduğunda günlerce uzmanlar televizyonlara çıkıp konuşuyor. Ruhsatlı, sigorta ödeyen kaçak olmayan bir fabrika olduğu için tedbir alınmıyor, 'nasıl olsa iş yapıyor' diye denetlenmiyorlar. Felaketler geneline baktığımızda tedbirsizlik var. İş güvenliğinden ve sağlığından feragat ediliyor. Maliyet hesaplarını indirmek için insan ve çevre sağlığını yok sayıyorlar. Sadece şirket ve kendi kazancınızı öne alırsanız daha çok sıkıntılar oluşur.
"MAHKEMELER UMARIM HAKLI GÖRÜŞLERİMİZİ CİDDİYE ALIR"
Bursa Yenişehir/Kirazlıyayla'da bakır, çinko, alüminyum ayrıştırma tesisi oluştu. Buna karşı davalar açıp önünde durduk ve sonucunda ÇED bunu iptal etti. Firma, faaliyeti durdurmak zorunda kaldı. Umuyoruz ki mahkemeler haklı görüşlerimizi ciddiye alıp bir daha faaliyetin bu alanda olmamasını sağlar. Kayaların ve toprakların üstünde fabrika kurulmuş, bölge deprem bölgesi, heyelan riskinin yüksek ve oldukça fazla atık çamur üretecek bir alandı. Fabrika faaliyete devam ederse Yenişehir Ovası büyük bir kısmı tarım yapamaz hale gelir. Çoğu maden şirketi çok uluslu şirketlerdir. Çok uluslu şirketlerin ticaretine izin vermemeliyiz. Kendi ihtiyacımız olan kadar ruhsat verip çok sıkı denetlemeliyiz.