CHP Bursa İl Başkanı Özdemir: Demokrasinin güvencesi Cumhuriyet Halk Partisi'dir

CHP Bursa İl Başkanı Özdemir: Demokrasinin güvencesi Cumhuriyet Halk Partisi'dir

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa Milletvekilleri ve İlçe Başkanlarının da katılımıyla 15 Temmuz Darbe girişimi ve OHAL ilan edilmesiyle ilgili olarak basın toplantısı düzenledi. Cumhuriyet rejiminin ve Türkiye'nin büyük bir tehlike atlattığını ifade eden İl Başkanı Şadi Özdemir; "15 Temmuz gecesi, devlette her kademeyi bir virüs gibi ele geçirmiş bir çetenin devlete karşı, demokrasiye karşı saldırısını yaşadık" dedi.

2016.07.23 10:45 - Son Güncellenme: 2016.07.23 10:45 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
CHP Bursa İl Başkanı Özdemir: Demokrasinin güvencesi Cumhuriyet Halk Partisi'dir

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, 15 Temmuz Darbe girişimi ve OHAL ilan edilmesiyle ilgili olarak İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenledi. 15 Temmuz Darbe girişimi ve OHAL ilan edilmesi gündeminde gerçekleşen toplantıya CHP Bursa Milletvekilleri Orhan Sarıbal, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Erkan Aydın ve Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık ve İlçe Başkanları katıldı. Cumhuriyet rejiminin ve Türkiye'nin büyük bir tehlike atlattığını ifade eden İl Başkanı Şadi Özdemir; "15 Temmuz gecesi, devlette her kademeyi bir virüs gibi ele geçirmiş bir çetenin devlete karşı, demokrasiye karşı saldırısını yaşadık. Burada Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları ve bütün partiler el birliğince demokrasiye sahip çıkıp, hep birlikte sokakları, siyaseti, meclisi örgütleyip bir karşı duruş sergilemiş ve bunun sonucunda darbe girişimini başarısızlığa uğratmıştır. Ülkemize ve milletimize geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Bu süreçte özellikle meclise yapılan saldırıyı, ulusal egemenliğimize yapılmış bir saldırı olarak da görüyoruz. Burada parlamenter demokrasinin, laik, çağdaş hukuk devletinin ve özgür medyanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha yaşamış ve görmüş oluyoruz" dedi.

 "DÖRT ELLE SARILMALIYIZ"

 "Dolayısıyla biz demokrasiye yine dört elle sarılmak durumundayız" diyen Özdemir; "Yasama, yürütme, yargı ve medyanın bağımsızlığını ve bağımsız biçimde örgütlenmesini sonuna kadar da desteklemeli ve güçlendirmeliyiz. Partimiz, darbeye karşı duruşunu sergilemiştir. Zaman zaman AK Partili yöneticilerimiz arayarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne teşekkür ediyor. Aslında bu Cumhuriyet Halk Partisi için teşekkür edilecek bir durum değildir. Demokrasiyi bu ülkeye getiren, bu ülkeyi kuran, bu ülkeyi çok partili rejime taşıyan, demokrasinin her zaman güvencesi ve bekçisi olan parti, Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi asli görevini yapmıştır. Demokrasi dışı davranan insanların kendi davranışlarını bir kez daha gözden geçirmelerinde fayda vardır" diye konuştu.

"ORTAK DURUŞ SERGİLEDİK"

15 Temmuz gecesi parti araçlarına saldırmak gibi bir takım provokasyonların da olduğunu belirten Özdemir; "Ancak bunları münferit olarak değerlendirip meseleyi kapattık. Çünkü burada esas olan bu ülkeye, millete yönelik yapılan saldırıya karşı ortak bir duruş sergilemekti. O yüzden bu olayları politik malzeme yapmamak gerektiğinin bilincinde olarak davrandık" dedi. Darbelerin, toplumu her zaman geriye ittiğini ifade eden Özdemir; "Geçmişte de yapılan her darbenin sonucunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin büyük zarar gördüğünü söyleyebiliriz. Her darbe sonucunda sağ partiler iktidar olmuştur. Darbe sağa gösterip her zaman sola vurmuştur. Önemli olan darbenin sonunda ülkenin kazançlı çıkmasıdır. Ve bu durumda öyle görünüyor" açıklamasında bulundu.

"ÇOĞUNLUKÇU DEĞİL, ÇOĞULCU ANLAYIŞ"

Fethullah Gülen cemaatinin devletteki yapılanmaları ve PKK mücadelesiyle ilgili yapmış oldukları uyarıları geçmişteki ve mevcut hükümetin hiçbir zaman dikkate almadığını belirten Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü; "Yaşananlar, bundan sonra bunun dikkate alınması gerektiğini de ortaya çıkarmıştır. 2007 yılı ve daha öncesinde, bugün devletten temizlenmeye çalışılan bu paralel yapı, o gün için Türkiye cumhuriyeti ordusunu ve muhalif aydınların bir kısmını tasfiye ederken, biz bu konuda uyarılar yaptık. O gün bizi anlamayanlar, 'Biz bu operasyonun savcısıyız' diyenler bugün, bu gerçeği tehdit kendilerine yönelince görmüştür. Bundan sonraki süreçte çoğunlukçu değil, çoğulcu bir anlayışla ülkeyi yönetmek gerekiyor. 'Çoğunluk benim, dilediğimi yaparım, istediğim gibi davranırım' değil, çoğulcu tutuma dönüp, demokratik kanalları işletmek gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken konulardan biri de belli makamlara, kendinden olanı yerleştirme kültüründen uzaklaşıp, yeniden liyakata göre görevlendirme sistemine dönülmesi gerekmektedir. Hem orduda hem kamu bürokrasisinde bunlara göre davranmak gerekiyor."

"ONLAR HEPİMİZİN ÇOCUĞU OLABİLİRDİ"

 "Bu süreçte birçok acı olay yaşandı" diyen Özdemir;  "Öncelikle yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, acılı yakınlarına başsağlığı diliyorum. Ancak devam eden süreçte kaygılandığımız durumlar var. Bir taraftan paralel yapı operasyonunu temizlerken, diğer taraftan da Türk Silahlı Kuvvetlerini itibarsızlaştırma durumuna getirmemek gerekiyor. Ne yazık ki öyle görüntüler de var. Özellikle emir eri olmaktan başka bir rolü olmayan er ve erbaşlar üzerinden bir takım görüntüleri yayarak, büyük bir saldırı da yapılıyor. O insanlar verilen emri yerine getirmekten başka şansı olmayan ve kandırıldıkları ortaya çıkan çocuklar. Onlar hepimizin çocuğu olabilirdi. Onları korumak gerekiyor" dedi.

"DİKKATLİ OLMALARINI BEKLİYORUZ"

Pek çok şikayet aldıklarını ifade eden Özdemir;  "Özellikle kamudan, emniyetten, İç İşleri Bakanlığı'ndan, diğer tüm kamu kurumlarından temizlenmeye çalışılan bu paralel yapı operasyonu sırasında, bu yapıyla alakası olmadığını bildiğimiz birçok insanın da, belki yanlış istihbaratla ama bu vesileyle görevlerinden uzaklaştırıldığı, gözaltına alındığını ya da tutuklandığı bilgilerini alıyoruz. Hükümetin özellikle bu operasyonlarını yürüten kamu görevlilerinin dikkat etmeleri şarttır. Kurunun yanında yaş da yansın kültürü olmamalıdır. Fethullah Gülen terör örgütünün bütün izlerini kamudan temizlemek gerekiyor ama bu bir anlamda muhalefeti de, kendi görüşünden olmayanı da tasfiye etme hareketine de dönüşmemelidir. Bundan sonra daha dikkatli olmalarını bekliyoruz" diye konuştu.  

"İSİMLERİ BİLE ANILMASIN"

24 Temmuz Pazar günü İstanbul Taksim Meydanı'nda büyük bir miting organize ettiklerini ve bu mitinge Bursa'dan büyük bir katılım gerçekleşeceğini belirten Özdemir; "Bursa'daki bütün demokratları, aydınları, üreticileri, köylüleri esnafları, çiftçileri pazar günü yapılacak olan mitinge katılmaya davet ediyorum. İl Binası'ndan hareketimiz saat 11.00'de olacak, mitingimiz saat 18.00'de başlayacaktır. Organizasyonumuz, otobüslerimiz hazır. yurttaşlarımızın isimlerinin yazdırmaları yeterli olacak. Bu bir kırıma noktasıdır. Buradan ötesi yoktur. Geçmiş darbelerin bazılarını özellikle 12 Eylül darbesini yaşamış, darbenin ne demek olduğunu, darbenin Türkiye'yi nerelere ittiğini bilen bir arkadaşınız olarak, bu darbelerin bir daha isminin bile anılmaması için, hep birlikte Cumhuriyet'e ve demokrasiye sahip çıkmak için İstanbul'a Taksim Meydanı'na Bursalıları davet ediyorum" açıklamasında bulundu.

"O GECE PARTİ AYRIMI YOKTU"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık da 15 Temmuz akşamı yaşanan darbe girişiminin ardından yaşanan birlik ve beraberliğe değindi. Karabıyık; "15 Temmuz akşamı bir darbe girişimi yaşandı ve milletimiz özellikle de siyaset kurumu bu darbeye karşı çıktı. O geceyle ilgili öncelikle ifade etmek istediğim şu ki; o gece parti ayrımı yoktu. Meclisi açarak bütün Ankara'da bulunan vekiller parlamenter demokrasiyi devam ettirmek için vedarbe girişimine karşı çıkmak için biraraya geldiler. Bu önemli bir direniş ruhudur. Bu ruhtan çıkarmamız gereken bazı dersler vardır. Suçlu olanların cezalandırması gerekiyor. Biz bu aşamaya hesaplaşma aşaması diyoruz. Ancak altını çizerek belirtmek gerekiyor ki bu aşamanın hukuk sınırları dahilinde ve evrensel boyutlarda olması gerekiyor. Yeni bunun aksi durum olduğunda, kurunun yanında yaş da yandığında veya hukuk çerçevesi dışına çıkıldığında uygulamanın darbecilerin yaptığından bir farkı kalmayacak. Siyaset kurumunun vatandaşları sükunete davet etmesi de bu bağlamda çok önemli" dedi.

"İZLEME KOMİSYONU OLUŞTURDUK"

OHAL kararıyla ilgili de açıklamada bulunan Lale Karabıyık; "Bu sürecin bir normalleşme süreci olacak. Ancak biz bunun olağan usullerle olmasını tercih ederdik. Olağanüstü Hal uygulaması Anayasada var. Fakat bu uygulama o akşam bütün partilerin vekillerinin birlikte gösterdiği o birlikte direniş ruhuna asla uygun değil. Madem bir düzelme süreci yaşanacak, bir mücadele verilecek, bu mücadelenin birlikte dayanışma içerisinde yapılması gerekiyor. Bildiğiniz gibi OHAL süreçleri iktidar partisine tüm yetkileri verir ama bazen bu yetkinin gücü de güç zehirlemesine dönüşebilir. Eğer yanlış uygulamalarla başlanırsa, hesap vermeden, şeffaf olmadan bu süreç devam ederse, o zaman darbenin getireceği bir takım yan etkilerden daha kötü etkiler de olabilir. Bu nedenle biz isterdik ki normalleşme sürecini de birlikte mecliste OHAL olmadan, olağan koşullarda, parlamenter sistem içerisinde gerçekleştirebilelim. CHP olarak aldığımız karar gereğince bu süreci izleme komisyonu oluşturduk. Bu süreci yakından takip edeceğiz" ifadesini kullandı. 

"KUTUPLAŞMA ORTADAN KALKMALI"

Normalleşme sürecini OHAL ile değil meclis olarak birlikte götürmeyi umut ettiklerini ancak bunun gerçekleşmediğini ifade eden Lale Karabıyık; "Biliyorsunuz Fransa'da da bir OHAL süreci vardı ama ilerleyen zamanda yaşanan olayların ardından 84 kişi daha hayatını kaybetti. Yani demek istiyorum ki; güvenlik önlemleri ile insan hakları arasındaki o ince çizgiyi çok iyi düşünmek ve bu konuda duyarlı olmak gerekiyor. Kutuplaşmanın ortadan kalkması için bir eylem planına çok acil ihtiyaç var. CHP'nin şu anda yaptığı çalışmalardan birisi de budur. Biz şunu beklerdik esasında; Birlikte direnişimiz sonrasında mecliste bu normalleşme sürecini de birlikte götürebilmek. Hatta bu komisyonu sadece bizim yapmamamız gerekirdi. Mecliste bir komisyon oluşturulmalıydı. Bu durum daha şık ve daha etik olabilirdi. Suçlular cezalandırıldıktan, gerçek suçlular belirlendikten ve normalleşme süreci de başladıktan sonra demokrasiyi devam ettirme ve koruma noktasında bütün çabaları göstermek zorundayız. Ve buna meclisteki partiler de ortak bildirge ile imza attılar. Güçlü ve özgürlükçü demokrasinin önemini bir kez daha anlatmak için pazar günü alanlarda olacağız" açıklamasında bulundu. 

"TBMM'NİN ÖNÜ TIKANMAMALIYDI"

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, en kısa zamanda OHAL'in kaldırılması ve normale dönüşün gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. Aydın şöyle konuştu: "Bundan sonrası asıl önemli olan. O gece hafızalardan hiç silinmeyecek görüntülere şahit olduk. Darbeyi hiçbir şekilde kabul edemeyiz ve kınıyoruz. Zaten Genel Başkanımızın da uçaktan iner inmez o refleksi göstermesiyle de aslında ülkenin çok daha büyük uçuruma gitmesinin önü kesilmiş oldu. Aynı anda da Ankara'daki arkadaşlarımızın da parlamentoya giderek bu direnişi göstermiş olması aslında bir dönem noktasıydı. Bu darbenin önlenmesindeki en büyük paylardan biri de Ana Muhalefet Partisi CHP'nin de olduğunun hakkı teslim edilmeli. O gün darbecilerin yaptığı kesinlikle tasvip edilemez ama suçsuz, günahsız emir eri olanlara yapılanlar da affedilemez. Onların da aynı bu darbeciler gibi bulunup gerekli cezayı alması gerekiyor. Bu durumda ilan edilen OHAL'in de demokrasinin, parlamenter sistemin ve milletin meclisi olan TBMM'nin önünü tıkamaması gerekiyor. En kısa zamanda olağan şartlara geri dönülmesi, OHAL'in kaldırılması gerekiyor. Zaten yara alan bir demokrasi var. Bu durumda insanların psikolojisi bozuk durumda. Bunu bir an önce normale döndürmek gerekiyor. Milletimiz birlik beraberlik içerisinde bu işin önlenmesinde büyük bir katkı sağlamıştır. Pazar günü Taksim'de demokrasi ve Cumhuriyet buluşması adı altında tüm dünyaya tekrar göstereceğiz. Yoğun bir katılımla orada olacağız."

"MÜCADELE KARARLILIKLA SÜRMELİ"

Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu da "Biz her türlü darbenin her zaman karşısında olduk" diyerek sözlerine başlarken; "Öncelikle bu süreçte darbeye karşı direnirken yaşamlarını yitiren vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Yaralılara da acil şifalar diliyoruz. Bu darbe girişimini lanetliyoruz. Halkın üzerine tank süren, ateş eden, bomba yağdıran bu anlayışı kınıyoruz. Fakat bu süreç içerisinde OHAL birlikteliğimizi bir nevi geri itmiş oldu. Tabii ki devam edeceğiz darbe girişimiyle ilgili mücadelemize. Kanun hükmünde kararnameler meclis onayına sunulmak durumunda. Orada bu terör örgütü ile ilgili mücadelemize devam edeceğiz. Burada o sürekli bahsedilen 'kurunun yanında yaş da yanabilir' konusuna çok dikkat etmeliyiz. Gördük ki bu süreçte, Ergenekon, Balyoz davaları olurken de aynı şeyleri söylüyorduk. Evrensel değerlerden, hukukun genel ilkelerinden uzaklaşmamamız gerekiyor. Hukuk mutlaka herkese lazım oluyor. Bir gün mutlaka uzaklaşan ilkelerin ardından zulüm geliyor. Bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeliyiz. Partilimiz olan kişilerin küçük eleştirilerinin hatta eleştiri bile diyemeyeceğimiz sözlerin tutuklanmalarına sebep olduğunu görüyoruz. Bütün darbeye karşı olan herkesi pazar günkü mitingimize bekliyoruz" dedi. 

"İTİRAZIMIZA DEVAM EDİYORUZ"

Son olarak söz alan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise içinde binlerce cevaplanmamış soruyu barındıran bir süreci yaşadıklarını söyledi. Sarıbal; "Türkiye darbelerden çok çekti ama hakikaten karmakarışık bir süreç yaşıyoruz. Gerçekten bir darbe midir, isyan mıdır. gerçekten bir darbe nasıl olur bunları tartışmak gerekiyor. İçinde binlerce cevaplanmamış soruyu barındıran bir süreci yaşıyoruz. Biz özgürlüklerden ve demokrasiden yana bir partiyiz. Cumhuriyet Halk Partisi, bir darbenin ayak izleri üzerinden itiraz etti, itirazını da sürdürüyor. Geçmişte olduğu gibi aynı itirazımıza devam ediyoruz. Ama şunu görmek zorundayız; Bu darbe laik, demokratik, sosyal hukuk devletine karşı mı yapılmıştır? Ya da bu darbe girişimi toplumun bütün kesimlerinin mağdur olduğu, toplumun bütün kesimlerini sosyal, siyasal, ekonomik hakları üzerinden mağdur eden bir siyasal iktidara karşı mı yapılmıştır? Yoksa iki gerici anlayışın birbiriyle iktidar ve rant savaşı mıdır?" dedi.

"İKTİDARI TERK ETMELİLER"

Orhan Sarıbal, mevcut hükümetin yaşananlar sebebiyle ülkeye özür borcu olduğunu ve iktidarı terk etmesi gerektiğini sözlerine ekleyerek; "Bundan baskın çıkan birinin bunu bir toplumun, bir ülkenin, bir milletin bütün meselesi gibi gösterip, onun üzerinden siyasal partilerden aldığı destekle OHAL'i hayata geçirip gerçekten yeni bir faşizm, yeni bir dikdatörlük meselesine devam etmekten mi geçmektedir. Tam da budur ve bunu tartışmak lazım. Eğer gerçekten bir dayanışmadan, parlamenter sistemin kurtuluşundan demokrasinin kurtuluşundan bahsediyorsa, siyasi iktidarın kafasını kaldırıp, özeleştiri yapıp, 2002 yılında askeriyede, eğitimde kadrolaştırdığı bu FETÖ örgütünü nasıl ve neden oraya yerleştirdiğinin hesabını vermeli. Hatta ileri gidip bu toplumdan özür dileyerek elini vicdanına koyarak iktidarı terk etmesi gerekmektedir. Tam da ülkenin kurtuluşu buradadır. Bu anlamda bir kez daha gördük ki Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin gerçek demokrasi örgütüdür. O yüzden CHP silahlı darbelere, hem faşizan gerici sivil darbelere, hem diktatoryaya, hem bugün yaşadığımız esasında rejimi fiilen yok etmiş kağıt üzerinde tutan saray darbesine karşı dik ve onurlu durmaktadır. 24 Temmuz'da saat 18.00'de Taksim'de Cumhuriyet Halk Partisi esasında bunu söyleyecektir. Demokrasiyi söyleyecektir. Kiminle, bütün toplumla" açıklamasını yaptı. 

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2016.07.23 10:45 - Son Güncellenme: 2016.07.23 10:45 - HABER MERKEZİ
A