Ekonomi ne zaman normalleşecek?

25 Mayıs 2021 Salı, 07:24
A

Yaz ayları dinlenmenin, enerji toplamanın zamanıdır.

Tatille özdeşleşen yaz günleri bir sonbahar ve kışa hazırlık dönemidir aynı zamanda.

Ama bu yaz böyle bir şansımız yok...

Daha doğrusu dinlenme lüksümüz yok!

Çok daha fazla mücadele edip kışı kurtarmak üzere çalışmamız gerekiyor.

Bu anlamda haziran ayı çok kritik bir süreci temsil etmekte...

Eğer haziranda gereken adımlar atılırsa...

Hem bundan önce çektiğimiz çilelerin bir anlamı olur.

Hem de eylüle kadar sağlık ve ekonomiyi mevsim normallerine kavuşturma şansı elde etmiş oluruz.

Nasıl mı?

Hazirandan hızlı bir aşılama gerçekleşir ve devamını da temmuz ve ağustosa yayabilirsek sonbahar itibarıyla pandemi büyük oranda kontrol altına alınır!

Meşhur "sürü bağışıklığı" sağlanır çünkü...

Kapanmalar, tedbirler ve kısıtlamalar devre dışı kalır.

İş yerleri okullar tam olarak faaliyete geçer. Böylece normal diyebileceğimiz ekonomik faaliyetler de başlamış olur.

Yani eylülle beraber ciddi bir toparlanmanın da yaşanması teorik olarak mümkün demektir!

Ancak teorik olarak mümkün olsa da yakın tarihli pratik gerçeklik risklere de işaret etmekte.

Şu ana kadar yani yaklaşık 5 ay içinde 28 milyon doz aşı yapabilmişiz Sağlık Bakanlığı verilerine göre.

Her iki dozu da alan kişi sayısı ise 12 milyon civarı.

Hedeflediğimiz 50 milyon kişiye ulaşmamız mevcut hızla 2022'nin ilk yarısında mümkün görünüyor.

Çünkü günlük ortalama aşılama hızımız 200 bin civarında!

Ve geriye kalan 72 milyon dozluk aşılama hedefi söz konusu.

Dolayısıyla fazlasıyla hızlanmamız lazım.

Yoksa yaz ayları da sonbahar da uçup gider elimizden.

Ve muhtemelen 1 Haziran itibarıyla 5 bin civarına inecek olan günlük vaka sayısı da çok hızla yeniden artar. Ve normalleşme hayalleri kısa sürede yine suya düşer.

Peki şimdiye kadar niye yavaş oldu aşılama?

Yanıt basit!

Çünkü yeterince aşı bulamıyoruz.

Daha doğrusu aşı anlaşmaları yapılsa da zamanında tedarik gerçekleşmiyor.

Mesela Çin'le yapılan anlaşmaya göre nisan sonuna kadar 100 milyon doz aşı verilecekti Türkiye'ye!

Ama bu rakamın sadece beşte biri gelebildi şimdiye kadar.   

Daha önce adres gösterilen mayıs için umutlar tükendi.

Çin'den mayısta beklendiğimiz 10 milyon doz hala ufukta yok.

Keza Rus Sputnik aşısı da mayısta hayatımızın bir parçası olacaktı!

Ama onu gören de yok. Çünkü Rusya'nın üretimi talebe yetişmekten çok uzakta.

Rus aşısı isteyen ülkelerin hiçbiri henüz yeteri kadar doza kavuşamadı.

Ruslar bile!

Türkiye'deki ortak üretimin hayata geçmesi ise aylar gerektiren bir süreç.

Son umudumuz Alman BionTech 120 milyon dozu 4 ay içinde teslim anlaşması yaptı.

Umutların tazelendiği bir anlaşma bu.

Ve neticede Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 120 milyon Alman, 100 milyon Çin ve 50 milyon Rus aşısı için yapılan anlaşmaları gündeme taşıyıp "270 milyon doz nüfusumuzun 3 katından fazla aşı demektir. Bu güce güvenin." mesajını verdi.

Eğer anlaşmalar antikor üretseydi bu tespit kesinlikle doğru çıkardı!

Şimdiye kadar gördüğümüz manzara hiçbir takvime uyulmadığını ispatlıyor.

Üstelik her aşı için aynı şeyi söylemek mümkün.

Küresel çapta bir arz sıkıntısı var. Ve yıl boyunca da bu sıkıntı geçecek gibi görünmüyor.

Yani risklerin farkında olarak umutlanmalı.

Peki ne kadar şansımız var?

Görünen o ki; eğer haziranda söz verilen 30 milyon BionTech gelirse ve hızlı bir aşılama sağlayabilirsek ciddi bir zaman kazanabiliriz.

Bu aşının tek dozdaki koruyuculuğu temmuz ve ağustosta gelecek aşılara kadar büyük bir avantaj olabilir!

Ancak, unutmayalım ki biz hiç 30 milyonu birarada göremedik. Ve BionTech'inde ciddi bir soğuk zincir ihtiyacı da var.

Hadi aşılar gelse bile. Ki 15 günlük test süreci söz konusu. Hadi onu da geçelim. Eksi 70 derece ihtiyacı yüzünden sınırlı sayıda merkezde yapılacak aşıların ulaşacağı sayının sınırlı olacağı da aşikar!

Kısacası haziranda işimiz zor. Ama mücadeleyi yaza yayabilirsek yine de eylülde ekonomiyi epey rahatlatacak bir atmosfer oluşabilir.

Tabii ki haziranda ABD ile ilişkilerde yaşanabilecek olası kırılmaları da bir kenara not etmekte fayda var.

Ve unutmayalım ki; pandemi öncesinden miras kalan yapısal sorunlarımız yerli yerinde duruyor. Pandemide bir de yüksek faiz ve döviz kuru sarmalına küresel enflasyon eşliğinde bir kez daha girdik.

Sözü özü; gerçek bir toparlanma yakın gelecekte mümkün değil.

Hiç olmazsa normalleşme sürecine girmeyi başarmalıyız bu yıl!

 


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları