Zekeriya Birkan'dan çarpıcı açıklamalar- ÖZEL HABER
Bursa Barosu Başkanı ve Başkan Adayı Av. Zekeriya Birkan, İDO'nun hala hak yediğini ve konunun takipçisi olduklarını söyledi. Yeni adliye sarayına Baro Evi yapacaklarını belirten Birkan, gelecek dönemde vatandaşın adliyeye avukatsız gelmemesi için yasal düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.
2012.10.08 08:45 - Son Güncellenme: 2013.03.15 09:23 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Barbaros KOÇANALI-Mesut DEMİR/BURSADABUGUN.COM
Bursa Barosu Başkanı ve Başkan Adayı Av. Zekeriya Birkan, genel kurul öncesine Bursada Bugün'a önemli açıklamalarda bulundu.
Bursa Barosu'nun 104 yıllık köklü bir kurum olduğuna işaret eden Başkan Birkan, "Biz seçildiğimizde ara bir dönem olarak farklı bir yönetim kurulu ile çalışmak zorunda kaldık. Ancak şunu gördüm ki, herkesin beklentisi, bizim bu yönetim kurulu ile kavga yapacağımız şeklindeydi. Tamamen farklı listelerden gelmiştik. 1,5 yıl boyunca Bursa Barosu'nda çok iyi hizmetler yaptığımızı düşünüyorum. Yeni dönemde özellikle birçok işi başardığımıza inanıyorum. Mevcut yönetim kurulu arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum" dedi.
"YENİ ADLİYE BİNASININ YERİNDE SON SÖZÜ BURSA BAROSU SÖYLEDİ"
Göreve gelmeden önce avukatlar için en önemli sorunun yeni adliye binasının yapılacağı yer konusu olduğunu belirten Birkan, "Bizde 'Baro Başkanı seçilirsem yeni adliye binasının yeri konusunda son sözü Bursa Barosu söyleyecek' demiştik. Çok şükür yeni adliye konusunda son sözü biz söyledik. Yeni adliye binasının yeri Otosansit'ten alındı, BUTTİM'e inşasına karar verildi. Projeleri 1-2 ay içerisinde bitecek olan yeni adliye binası kampüs şeklinde olacak. İstinaf Mahkemesi dahil, Adli Tıp Kurumu, sosyal alanlarıyla birlikte Bursa'nın gelecek 50 yılına hitap edecek muhteşem bir Adliye Kompleksi olacağı kanaatindeyim. Projenin uzamasındaki neden, İstanbul ve İzmir'de yapılan adliye binalarında yapılan hataların Bursa'da yapılmaması için projelendirme konusunda sıkıntı yaşandı. Sayın Cumhuriyet Başsavcımız ve Adalet Bakanımız ile yaptığımız görüşmede 1-2 aya kadar adliye binası projesinin tamamlanacağı, Mart ayında da temelinin atılacağı kanaatindeyiz" diye konuştu.
"ADLİYENİN DÖRDE BÖLÜNMESİNİ ENGELLEYEMEDİK"
Bursa Barosu avukatlarına konut imkanı sağlayan TOKİ projesiyle ilgili de ciddi aşamalar kaydettiklerinin altını çizen Zekeriya Birkan, " 1-2 aya kadar konut ile ilgili talepleri almaya başlayacağız. Göreve geldiğimizden buyana Bursa Barosu'nda daha kaliteli bir yönetim sergilemeye çalıştık. Başkanlığım döneminde sürekli kanunlar değişti. Her hafta meslek içi eğitim seminerleri düzenledik. Adliyenin dörde bölünmesini engellemedik ama dörde bölünmeden kaynaklanan sıkıntıları gidermek için servis gibi birçok önlem aldık" şeklinde konuştu.
"İDO HALA HAK YEMEYE DEVAM EDİYOR"
"Daima demokrasiden, insan haklarından, özgürlükten ve hukukun üstünlüğünden yana olduk" diyen Birkan, şunları söyledi;
"Bütün açıklamalarımızı da bu doğrultuda yaptık. Hiçbir zaman hiç kimsenin ideolojinin angajesine girmedik. Açıklamalarımızı günübirlik değil, daima hukuk odaklı ve hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi odaklı yaptık. Baromuzdaki 32 komisyon ile bizzat yakından ilgilendim. Bu komisyonlardaki arkadaşlarımızla güzel çalışmalar yaptık. Bursa Barosu olarak şehitlerimizi yalnız bırakmadık. Her şehit cenazesine katıldık, şehit ailelerimizin yanında olduk. İDO ve UEDAŞ'ın yapmış olduğu haksızlıklara karşı ciddi eleştirilerimiz oldu. Bu konuları da takip ediyoruz. Maalesef İDO ile ilgili evrakların tamamı hala elimize gelmedi. İDO hala hak yemeye devam ediyor."
"ANKETLE AVUKATLARIN SORUNLARINI TESPİT ETTİK"
Bursa Barosu'nun meslek dayanışması açısından iyi bir kurum olduğunu vurgulayan Birkan, "Ben yapamayacağımız şeyi yapacağız diyen biri değilim. Ben daha çok somut, kendi mesleğimiz ve meslektaşlarımızın sorunlarıyla ilgili sorun tespiti ve çözümü yapan birisiyim. Daha önceki seçim çalışmasında da bunu yapmıştık. Geçen seçimde adaylık sürecinde neyi söylediysek onu yaptık. Bu dönemde de arkadaşlarımızla birlikte anket yapıp, birebir konuşarak sorunları tespit ettik. Hukukun üstünlüğü, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler bizim zaten ortak paydamız. Bursa Barosu'nda kim gelirse gelsin bu ortak paydanın dışına çıkmamıştır. Bu bağlamda biz sorunları tespit ettik ve çözüm önerilerimizi sunduk" dedi.
"YENİ ADLİYE SARAYINA MÜSTAKİL BARO EVİ YAPACAĞIZ"
Avukatların en önemli sorunu olan yeni adliye sarayını bu dönemde bitirmek istediklerini ifade eden Birkan, "Çünkü yeni adliye binası olmadan Bursa'da adaletin bir ayağının eksik olacağına inanıyorum. Bursa Barosu 2 binin üzerinde üyesiyle Türkiye'de dördüncü büyük baro. Her yıl 200 tane stajyer avukat yetiştiriyoruz. Biz bu stajyer avukatlara adam gibi eğitim vermek istiyoruz. Adliyenin sığıntı odalarında değil, yeni yapılacak olan adliye binasında 5-6 bin metrekare büyüklüğünde içinde kafeteryası, sosyal alanlarının olacağı müstakil bir Baro Evi'nin sözünü veriyoruz" diye konuştu.
"MESİRE ALANI ŞEKLİNDE BARO ORMANI YAPACAĞIZ"
Bursa'da mesire alanı şeklinde bir Baro Ormanı yapmayı düşündüklerini dile getiren Başkan Birkan, sözlerini şöyle sürdürdü;
"Bu sadece bir Baro Ormanı değil, aynı zamanda meslektaşlarımızın hafta sonu ailesiyle gidebileceği, doğa ile başbaşa olabileceği, sıkıntı ve stres atabileceği büyük bir mesire alanını baromuza kazandırmak istiyoruz. Meslektaşlarımızın sorunlarını şuandaki avukatlık yasası ile çözmek istiyoruz. Türkiye'deki bazı baroların bütün engellemelerine rağmen taslağı geçirdik ve şuanda Adalet Bakanımızın önünde. Yeni dönemde Meclis'te bunu takipçisi olacağız."
"AVUKATLIK SINAVI YAPILMALI"
"Türkiye'de en çok ve kolay açılan hukuk fakültesidir" diyen Birkan, "Şuanda 100'e yakın hukuk fakülteleri açılmış durumda. Her yıl 12 bin avukat okulu bitirip barolara staj için başvuruyor. Şuanda Türkiye'de hiçbir sınava girmeden girilebilen meslek avukatlıktır. Biz tabi ki hiç kimsenin hukuku okumasına karşı değiliz. Ama burada mutlaka belli bir kalitenin yakalanması gerekiyor. Akademisyeni olmayan üniversitelerde meslektaşlarımız eksik bilgilerle mezun oluyor. Staja gelen meslektaşlarımızla eğitim verirken zorlanmaktayız. Bunun biran önce düzenlenmesi gerekiyor. Mutlaka avukatlık sınavı yapılması ve stajın 2 yıla çıkarılması gerekiyor. Dünyanın hiçbir yerinde 20 yaşında avukat, savcı, hakim olunmuyor. Bu yaş sınırının en az 25 yaşına çıkarılması gerekiyor. Çünkü biz insanların haklarını korurken, insanların bütün hayatlarıyla ilgili kararlar üzerine çalışmalar yapıyoruz" şeklinde konuştu.
"ADLİYEYE GELEN HER VATANDAŞIN YANINDA AVUKAT OLMALI"
Gelecek dönemde topluma yönelik çalışmalarda daha fazla adım atmak istediklerini söyleyen Birkan, "Yeni Hukuk Üstünlüğü Muhakemeleri Kanunu değişti. 20 yılık avukat olarak, kitapları okumama ve seminerlere gitmeme rağmen usul konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktayız. Hukuku bilenlerin dahi zorluk yaşadığı Hukuk Üstünlüğü Muhakemeleri Kanunu'nda maalesef vatandaşlarımızın dilekçe yazdırıp haklarının helak edildiğini, sıkıntıya girdiklerini görüyoruz. Davaları usulden reddediliyor, haklıyken haklarını kaybediyorlar. Bu ciddi toplumsal sorun ve kanayan yara haline gelmiştir. Biz Bursa Barosu olarak gelecek dönemde bunun startını vereceğiz. Avukatsız hiçbir davanın takip edilmeyeceği bir yasal düzenleme için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Eğer biz söz vermişsek, sözümüzü yerine getiririz. Burada da amaç şu, hiçbir vatandaşımız avukatsız adliyeye gelmesin. Parası olan için sorun yok, parası olmayan için ne olacak? Bu noktada adli yardım dediğimiz kurum başlayacak. Ona Bursa Barosu olarak avukat tahsis edeceğiz" dedi.
"HUKUKİ YARDIM PRİMLERİ ALINMALI"
SSK'da her vatandaşın hizmetten faydalandığına işaret eden Birkan, "Kesilen primlerde çok cüz-i miktarda hukuki yardım kesilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu prim kesildiği zaman herhangi bir vatandaşımız başına bir hal geldiğinde, adliyede devlet ile bir işi olduğu zaman hemen avukat yanı başında olacak. Bununla kimsenin hakkı, haklı olduğu halde kaybolmamış olacak" şeklinde konuştu.
"AYARINI BOZDUĞUN KANTAR GÜN GELİR SENİ DE TARTAR"
Türkiye'de yaşanan hukuksal sorunların temelinde darbeci anayasa olduğuna dikkat çeken Birkan, "Bir söz var, 'Ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar'. Türkiye'de maalesef 1960, 1971, 28 şubat süreci, 1980 ihtilali ve 27 Nisan muhtıralarıyla darbeci gelenek devam etti. Darbeleri devam ettirmek için de sürekli sivil üzerinde askeri vesayet oluşturuldu. Askeri vesayet sisteminin en önemli ayakları da hukuk sistemi üzerinde oluşturuldu. Çünkü herkesin başına bir asker dikemezsin ama genelde hukuku düzenleyerek anti demokratik şekilde devam etti. Anti demokratik hukuk sistemi olunca sorunların çıkmaması mümkün değil. Bunlar yeni çıkan kanunlar değil, bunlar 20 yıldır yürürlükte olan kanunlar. Bütün bunların temelinde 1982 yılında yapılmış olan darbe anayasası yatıyor. Ben Bursa Barosu Başkanı olarak her konuşmamda 1982 darbe anayasasının değişmesi gerektiğini söyledim. Çünkü anayasa bir çatıdır ve anayasa yapıldıktan sonra bütün yasalar o çatıya göre yapılır. Anayasayı kim yaparsa, anayasaya ruhunu verir. Yeni bir anayasanın biran önce çıkması gerekiyor. Yeni anayasa çıktıktan sonra Türkiye'de hukukun bu kadar konuşulacağı kanaatinde değilim. Öyle bir sistem var ki Türkiye'de ne davayı kazanan memnun, ne kaybeden. Devam eden davaların kamuoyu nezdinde suç olmasına rağmen bu kadar tartışılıyor. Yargılama mahkeme salonlarında değil televizyonlarda yapılıyor. Yeni anayasa çıktıktan sonra bunların olmayacağı kanaatindeyim" diye konuştu.