Yürek burkan 4 kadın hikâyesi!
'Kızıma sarıldım buz gibiydi korktum, kızım ölmüştü'
2012.08.13 07:24 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Yaşam - HABER MERKEZİ
4 yaşındaki kızının süt içtiği biberona ezip toz haline getirdiği hapları koyarak kızını zehirlediği öne sürülen Nur Şahin (32), hep bu iddianın doğru olmadığını savundu. Bacaklarında ve omurgasında kırıklar bulunan Şahin halen Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin tutuklu bölümünde tedavi görüyor. Son olarak Nur Şahin'in yaşadıklarını not ettiği bir defter ortaya çıktı. O notlara HABERTÜRK ulaştı. İşte bunalımdaki bir genç annenin kaleminden, 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüyle sonuçlanan acı hikayenin detayları:
HEM ALDATIYOR HEM AYRILMIYOR
"Ayhan ile 5 yıl önce tanıştık ve 2-3 ay içinde evlendik. Yurtdışına yerleşmek istiyordu. Formalite icabı boşanacak, orada para karşılığı evlenecekti. 31 Aralık 2011'de boşandık, gitti. Almanya'dan geldikten sonra barlarda Alman bir kızla buluşmaya başladığını söyledi. Sözde Almanca öğrenecekti. Ama yeni aşıklar gibiydiler. 'Yaptığımdan utanıyorum, yüzüne bakamıyorum' diyordu. Aldatılıyordum. 'İstersen bitirelim' dedim. 'Karar veremiyorum, biraz daha bekle' deyip durdurdu."
'KÜRTAJ OLDUĞUM GÜN DÖVDÜ'
"4-5 haftalık hamile olduğumu öğrendim. Ama çocuğu aldırmamı istiyordu. 10 Temmuz'da bir klinikte kürtaj oldum, ağlayarak eve geldim. Ayhan eve gelince sinir krizi geçirmeye başladı. Boğazımdan tutup duvara yapıştırdı, yere düştüm. Sonra bıçağını kendisine tuttu. Ardından 'istemeyerek oldu' deyip sarıldı. Ne beni aldatması, ne de kürtaj olmak, beni dövmesinden daha çok rahatsız etmedi. Ayhan gittikten sonra çok sinirlenmiştim, ne kadar eşyası varsa kırdım. Sonra kızımla tatile çıkmayı düşündüm."
'KIZIMIN YANINA UZANDIM'
"Tanya Su'yu babaannesinden aldım. Uçakla Muğla'ya gidip tatil yapacaktık. O gün önce Nişantaşı'nı, sonra Sultanahmet'i gezdik. Bir otele kaydımızı yaptırdık. Odamızda yemeğimizi yedik. Oyun oynadık, eğlendik. Kızım çizgi film izlemeye başladı. Ben banyoya gidip sigara içmeye başladım. Sonra duş aldım. Çantamın içi hap doluydu. Çantamı karıştıracağı hiç aklıma gelmedi. Çünkü hiç yapmamıştı. İşim bitince kızımın yanına uzandım. Kızıma sarıldım, buz gibiydi. Korktum, kızım ölmüştü, nefes almıyordu. Yüzü kireç gibiydi. Nabzına, kalbine baktım, ses yok."
'HAPLARI KENDİME ALMIŞTIM'
"O hapları kendime almıştım. Tatilimizi yaptıktan sonra Tanya Su'yu babasına yollayacak, sonra da intihar edecektim. Kızım ölmüştü, çok korkuyordum. Önce Ayhan'ı, sonra sevgilisini aradım, açmadı. Kanlı yastığını alıp, temizini koydum. Yüzüne havlu örttüm. Kızımın yüzünün o şekilde görülmesini istemedim. Pencerenin yanına gidip camı açtım. Aşağı atladım, ama ölemedim."
'Düzeleyim bebeğimin yanında olacağım'
"Kendimi öldürecektim. Ama hemen değil. Önce kızımın beni unutmayacağı anılar yapacaktım, olmadı. Ben şu an ayakta ölüyüm. İki ayağımda ve omuriliğimde kırıklar var. Bir iki aya kadar yürüyüp yürüyemeyeceğim belli olacak. Düzeleyim, yine bebeğimin yanında olacağım."
ÖZ AĞABEYİNİN TECAVÜZÜNE UĞRAYINCA ÖRGÜTE KATILDI
MART ayında PKK'ya karşı düzenlenen operasyonda ölü ele geçen 15 kadın teröristin bağlı oldukları kişilere yazdıkları raporlar, Türkiye'deki aile içi cinsel istismar gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Mizgin-Garzan kod adlı Şükriye İ.'nin (22), yazdığı özeleştiri raporunda örgüte öz abisinin tecavüzlerinden kurtulmak için katıldığını anlattığı ortaya çıktı. Yaşadıklarının ailesine yansıtılmamasını isteyen Şükriye İ., çocuk yaşlarda başlayan tecavüzleri önce oyun sandığını ifade etti.
'AİLEM DUYSA ÖLDÜRÜRDÜ'
Şükriye İ. içinde bulunduğu çaresizliği ve kendisini örgüte katılmaya iten nedeni ise şu cümlelerle açıkladı: "Söyleyemedim kimseye. Çünkü aile içerisinde böyle bir şeyin duyulması demek mutlaka birilerinin ölmesi demekti. Kurtululuşu ondan kaçmakta buldum." (Bedirhan ÖZYİĞİT/ANKARA)
KIZLARI TERÖR ÖRGÜTÜNDEN KURTARMAK İÇİN BÜYÜK YARIŞ
İzmir'de aileleri terör konusunda bilgilendermek için ev ziyaretlerinde bulunan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Konak'ta gittikleri komşu iki evde aynı gün lise öğrencisi kızları Ş.E. ve R.A.'nın terör örgütü PKK'ye katılmak için evden kaçtıklarını öğrenince zamana karışı amansız yarış başlattı. Polis, mahkemede hemen karar alarak genç kızların telefon konuşmalarını ve arkadaşlarını çevresi mercek altına aldı. Çalışmalar sonucu Ş.E. ve R.A.'nin Haftanin Kampı'na gitmek için Kuzey Irak'taki Zaho kentine gidecekleri tespit edildi. Konuyla ilgili zaman geçirmeden sınırdaki güvenlik güçleri ile istihbarat birimleri bilgilendirildi. İki liseli kız evden ayrıldıktan 48 saat sonra sınırda yakalandı. İzmir'e getirilen kızlar, "Pişmanız. Kandırıldık" dedi.
"KADINA ŞİDDETİ BİTİRECEĞİZ DİYENLER TELEFONLA BİLE ARAMIYOR"
Manisa'da ayrılmak istediği nişanlısı tarafından 15 bıçak darbesi ile ağır yaralanan, dişleri ve bacağı kırılan, kolu felç olan iki çocuk annesi M.Ş. (Münevver Şavk) yaşadığı dehşeti Habertürk'e anlattı. Şiddetin ve işkencenin izlerini vücudunda taşıyan M.Ş., vücudundaki 140'a yakın dikişle güçlükle ayakta duruyor.
'ŞİDDETİN İZİ YÜZÜMDE'
Eşimden ayrıldıktan sonra yeni bir hayat kurmak için nişanlandım ama olmadı. Şu an fizik tedavi ve psikolojik tedavi görüyorum. İşkence ve şiddetin izini yüzümde ve vücudumda taşıyorum. O şahıs en ağır cezayı çeksin. Benim çenemi, yüzümü mahvetti. Ayağımı kırdı. Konuşmakta bile zorluk çekiyorum. Bütün geleceğimi aldı."
'KADINA ŞİDDET ÖNLENSİN'
15 gün yoğun bakımda kaldım. 3 ay çalışamaz raporu verildi. Çalışamadığım için zor durumdayım. Sosyal güvencem de yok. Liseye giden ve üniversiteyi bitirip iş bulamayan kızlarımla beraber evde oturuyorum. 'Kadına şiddeti önleyeceğiz, kadının yanında olacağız' diyenler şimdi telefonla bile aramıyor. Umarım şiddet gören son kadın ben olurum. Cumhurbaşkanı ve Başbakan kadına şiddetin durması için çaba göstersin. Yoksa, daha çok kadınlar benim gibi bu duruma düşer" dedi.