Yeşil Sol Parti Bursa'da 'hayır' dedi
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi(Yeşil Sol Parti) 4 Şubat tarihinde start verdiği referandum kampanyasını düzenlenen bir basın toplantısı ile Bursa kamuoyuna açıkladı. Yeşil Sol Parti Genel Eş Sözcüsü Naci Sönmez ile bazı merkez yöneticilerinin yer aldığı basın toplantısında basın mensupları yanında bazı sivil toplum ve sendika yöneticileri partililer yer aldı.
2017.02.11 11:15 - Son Güncellenme: 2017.02.11 11:17 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Bursa Akademik Odalar Birliği(BAOB) yerleşkesinde düzenlenen basın toplantısının açılışını Bursa eş sözcüsü Serdar Esen yaptı.
Açılışın ardından söz alan Naci Sönmez OHAL koşullarında, müzakere bile edilmeden dayatılan bu anayasa değişikliğini kabul etmenin mümkün olmadığını, 12 Eylül anayasasını daha da geri koşullara taşıyan bu değişikliğe açıkça hayır diyeceklerini söyledi.
Türkiye'de gerçek bir demokratikleşme için en acil ihtiyacın otoriter, baskıcı ve yasakçı niteliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olan 12 Eylül anayasanın temelden değiştirilmesi olduğunu ifade eden Naci Sönmez, "İç barışı tesis edecek, toplumun farklı kesimlerinin özgürce bir arada yaşayabilmesini sağlayacak, demokratik siyaseti ve güvenceli bir yaşamı kurmaya yol verecek toplumsal mutabakat sağlanmalı ve bu mutabakat çerçevesinde yeni bir anayasa hazırlanmalıdır." dedi.

Naci Sönmez konuşmasının devamında neden hayır diyeceklerini gerekçeleriyle açıkladı;
"Bütün yaşam alanlarımız ve hatta yaşam hakkımız saldırı altındadır. İnsanlarımız katledilip, bombalarla parçalanırken, derelerimiz, havamız, suyumuz da büyük bir kıyımla karşı karşıyadır. Her şeyi büyük bir kar hırsına kurban eden, canlı yaşamını yok sayan, gencecik insanların hayatını yok eden politikalarla oluşturulmuş korku ikliminde toplum gelecek umudunu kaybetmektedir. Barışı ve güvenceli yaşamı teminat altına almayan, gelecek umudumuzu yeniden kazanmamıza vesile olmayacak bu değişikliklere, barış içinde yaşam hakkımıza sahip çıkmak adına "hayır" diyoruz.
İhtiyacımızın, her kesimin mutabakatı ile hazırlanmış, eksenine doğayla uyumlu, bütüncül politikaları koyan, eşit, adil ve özgür bir ortamda yaşamı garanti altına alan, yetkileri tabana yayan, demokratik ve radikal bir toplumsal sözleşme olduğuna inanıyoruz. Bu toplumsal sözleşmede doğa bir özne olarak yer almalı, insanın doğanın efendisi değil, onun uyumlu bir parçası olduğu anlayışıyla dünya üzerindeki yaşamın bir bütün olduğu algısı yerleştirilmelidir. Tüm canlı bileşenleri, sosyal ve kültürel varlıkları ile doğa ve çevrenin hakları eksiksiz tanınmalıdır. Yaşamın tamamı bir yana, tek adam bir yana diyen değişiklik talebine elbette "hayır" diyoruz.
Ülkemizde artık hukuktan, adaletten bahsetmek mümkün değil. Muhalif olanlar, iktidar uygulamalarına ilişkin problem dile getirenler, yargının, kolluk güçlerinin marifetiyle susturulmakta, gözaltılar, tutuklamalar günlük yaşamımızın olağanlarından sayılmaktadır.
Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları evrensel hukuk kuralları çiğnenerek hapishanelere doldurulmakta, ülke nefes alamaz hale getirilmektedir. Gazeteciler, akademisyenler, yazarlar, siyasetçiler, sendikacılar, muhalif olan herkes iktidarın talimatlarıyla büyük bir saldırıya tabi tutulmaktadır.
Medya, siyasi tarihimizin görmüş olduğu en büyük baskı operasyonun kıskacındadır. Televizyon ve gazeteler, iktidarın direktifi ve yönlendirmesiyle yayın yapabilmekte, buna uymayanlar OHAL kapsamında kapatılmakta ve susturulmaktadır. Bu karanlık tablonun, her şeyi "tek adam iradesine" teslim edecek değişikliklerin gerçekleştirilmesi için yaratıldığını biliyor ve "hayır" diyoruz.
İktidar, daha merkezi ve daha otoriter bir sistem inşa etmek istemektedir. Meclisin iradesi tamamen başkan etrafına toplanmakta, yargı organları başkanın emrine verilmekte, demokrasinin vazgeçilmez ilkesi kuvvetler ayrılığı tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Kuvvetler arasındaki denge mekanizmalarını güçlendirmeyen, yasamanın yetkisini yürütmenin kullandığı, yargı kararlarının vesayet altında olduğu yeni rejim inşasına olurumuz yoktur. Bu nedenle bu referandumda yapılmak istenen değişikliklere etkin bir yasama ve bağımsız bir yargı talebimiz için "hayır" diyoruz.
Toplumun farklı kesimlerini yok sayan, yaşam alanlarının tümünde tekçi bir anlayışa bizi mahkum eden bu değişiklikleri kabullenmiyoruz. Kadınların, gençlerin, emekçilerin, engellilerin, LGBTİ bireylerin, etnik kimliklerin, inanç gruplarının, tüm ötekilerin kendi farklılıkları ve yaşam tarzlarını tanıyıp garanti altına almayan bu anayasa değişikliklerine itiraz ediyoruz.
Bu anayasa değişikliğine hayır diyecek olanlar şimdiden kazanmışlardır. Çünkü hayır diyenlerin birbirinden farklı yaşam tarzlarıyla, siyasi duruşlarıyla ve ortaya koydukları itiraz etme biçimleriyle Türkiye'nin çeşitliliğini, çok kimlikli gerçeğini temsil ettiklerini görmekteyiz. Hayır diyenler çoğulculuğu içinde barındırmaktadır. Çoğulcu, katılımcı, ekolojik, demokratik ve laik bir anayasa yapılmasındaki ısrarımızı sürdürüyor ve bu nedenle de "hayır" diyoruz.
Türkiye'de yapılan bütün anayasalar iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda hazırlanmıştır. Halkın yönetime katılma olanakları sınırlanmış ve temsili parlamenter sistemin açmazında siyasi partiler ve seçim sisteminin demokratik olmayan uygulamalarıyla halk sözde demokrasinin etkisiz elemanı haline getirilmiştir.
Artık, yeter diyerek, halkın her düzeyde etkin kılınacağı ve sözün, yetkinin, kararın halkta olacağı bir demokrasi için bu referandumda getirilmekte olan değişikliklere "hayır" diyoruz.
Türkiye toplumunun vicdanına, siyasi ferasetine, iktidarın antidemokratik uygulamalarına karşı koyabilme iradesine güveniyor ve bu referandumda "HAYIR" diyeceğine inanıyoruz.
Meclisten geçti, bizden geçmeyecek. Demokrasi, barış ve özgürce yaşam için bir hayır yeter".
Naci Sönmez'in konuşmasının ardından basın mensupları gündeme ilişkin sorular sordular. Sönmez, bir soruya verdiği yanıtta, referanduma kadar olan süreçte provakasyon ve benzeri olaylar olmazsa Hayır'ın %60'lara varan bir oranla kazanacağına inandığını belirtti.