Türkiye için kritik yıl
Yurtiçine yönelik risklerin etkisiyle diğer gelişmekte olan ülkelerden negatif ayrışan Türkiye'yi yoğun haber akışının yaşanacağı bir yıl bekliyor.
2014.01.03 07:26 - Son Güncellenme: 2014.01.03 07:31 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
Geçtiğimiz yılı hüsranla uğurlayan gelişmekte olan ülkelerde gözler bu sene seçimler ile FED'in adımlarında olacak.
Merkez Bankalarının politikalarını sindirmeye çalışan gelişmekte olan ülkeler diğer yandan siyasi risklerle mücadele ediyor. FED'in çıkışına ilişkin beklentileri en sert fiyatlayan ülkeler arasında yer alan Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye'de 2014 seçim yılı olacak.
Yurtiçine yönelik risklerin etkisiyle diğer gelişmekte olan ülkelerden negatif ayrışan Türkiye'yi yoğun haber akışının yaşanacağı bir yıl bekliyor.
Yurtdışı borsaların yeniden satışa döndüğü, ABD 10 yıllıkları tarafında yüzde 3 seviyesinin aşıldığı, Türk Lirası'nın tarihi düşük seviyelerinde bulunduğu ve borsada satışın durmak bilmediği bu dönemde ekonominin seyrini, siyasi gelişmeler ile FED'in kararları belirleyecek.
Türkiye'yi zorlu bir yılın beklediğine dikkat çeken piyasa uzmanları, risklerin artmasıyla Merkez Bankası'nın faiz artışına gitmek durumunda kalacağını belirtiyor.
''DÖVİZ SEPETİNDE RİSKLER YUKARI YÖNLÜ''
Saxo Capital Uluslararası Piyasalar Müdürü Özgür Hatipoğlu, Türkiye'de hareketlenmelerin yurtiçi dinamiklerin canlanmasıyla olduğunu kaydederek 2014 senesi için yurtiçinde izlenecek en önemli faktörün iç siyaset olduğunu söyledi.
Siyasi istikrarın sağlanıp sağlanmaması, seçimlere kadar neler yaşanacağı konularının önemini vurgulayan Hatipoğlu 2014 için diğer bir korkulu rüyanın ise 'tapering' olduğunu ifade etti. FED'in tahvil alımlarında azaltıma gitmesinin piyasada dolar miktarının azalarak, doların dünyada tüm para birimlerine karşı değer kazanmasını beraberinde getireceğini bildiren Hatipoğlu, döviz sepetinde risklerin yukarı yönlü olduğunu ifade etti. O noktada Merkez Bankası'nın baskıcı olması gerektiğine dikkat çeken Hatipoğlu, Merkez Bankası politikalarının yakından izleneceğini savundu.
FED'in 10 milyar dolarlık azaltım kararının ardından piyasanın çok kötü etkilenmediğini hatırlatan Hatipoğlu, FED'in ekonomik şartlara bakarak gidişarı belirleyeceğini söyledi.
Verilerin iyi gelmesi durumunda piyasada 10 milyar dolar veya daha fazla miktarda azaltımın söz konusu olabileceğini kaydeden Hatipoğlu, ''Veriler kötü gelirse muhtemelen azlatımı bir sonraki toplantıya bırakırlar veya biz zaten buna başlamıştık yanılmadık kararımızda, verilerin kötü gelmesi geçicidir gibi bir ifade kullanabilirler. Örneğin 5 milyar dolar azaltım yapma yoluna gidebilirler.'' değerlendirmesinde bulundu.
ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde 3,5-4 seviyelerinin görülebileceğini bildiren Hatipoğlu, ''10 yıllıklarda çok büyük bir oyun planı var.2006- 2007 senesinde faizler yüzde 5,5 seviyesindeydi, sonra düşmeye başladılar ve 2012'lere kadar düşerek geldiler. Piyasalarda gevşeme durumu söz konusuydu. Oyunun kuralı uzun vadede faizlerin yükseleceği yönünde. Faizlerde 4 bölgesi önemli bir seviye. Faizin yükseleceğini düşünüyoruz ama aşağıya gelmemesine de şaşırmamak lazım. Örneğin 3,5 seviyesini gördükten sonra 3'e kadar geri çekilebilir. Böyle hareketler de görmemiz mümkün.'' diye konuştu.
''MERKEZ BANKASI'NIN FAİZ ARTTIRMASI GEREK''
Erste Yatırım Başekonomisti Nilüfer Sezgin politik gelişmeler ile FED kararlarının yıla yön vereceğini belirtti. FED'in kararlarının tüm gelişmekte olan ülkeleri etkilediği gibi Türkiye'yi de etkilediğini kaydeden Sezgin, politik gelişmelerden bağımsız olarak Türkiye için zor bir yıl olmasını beklediğini ifade etti.
Sezgin sözlerini şöyle sürdürdü: ''Örneğin beklentimiz 2014 yılı boyunca ABD 10 yıllıklarının yüzde 3'ün üzerinde kalmayacağı yönündeydi. Daha yıl başlamadan yüzde 3'ün üstüne attı. Orada öngördüğümüzden daha fazla bir baskı var. Politik belirsizliklerin de eklenmesi, piyasaların benzer gelişmekte olan ülkelere göre daha kötü performans göstermesine yol açıyor. Yeni yıla girmeden önce kurda gelişmekte olan ülkelere göre yüzde 4 olumsuz performans vardı. Eğer iyileşme olmazsa,
belirsizlikler azalmazsa yurtdışında da pozitif olası gelişmeler yararlanma imkanını azaltıyor ve baskının devam etme ihtimalini artırıyor.''
Hem gelinen kur seviyeleri, hem de son ÖTV artışlarının yarattığı enflasyonist baskılar sebebiyle Merkez Bankası'nın faiz artırması gerekeceği görüşünü paylaşan Sezgin, ''Önceden belirttiği minimum 100 milyon dolar döviz satım ihale miktarını değiştirmedi. normalde bu şartlarda daha fazla satış olmasını beklerdim. Döviz satım ihale miktarının arttırılmaması da döviz satımlarıyla değil daha çok faizle Merkez Bankası'nın bu baskıyı bertaraf etme ihtimalini artırıyor gibi görünüyor.'' dedi.
Merkez Bankası'nın toplamda 3 milyar dolarlık söylemini koruyacağı görüşünde olduğunu bildiren Sezgin, ocak ayında minimum 100 milyon dolar, ek parasal sıkılaştırma günlerinde 100 milyonun üzerinde satışlar görüleceğine dikkat çekti. Sezgin, politikanın faiz artışıyla desteklenebileceğini sözlerine ekledi.
''BIST İÇİN 60.000 SEVİYESİ KRİTİK''
Anadolu Yatırım Araştırma Müdürü Gülizar Özdemir Türk, 2014'de hem iç politika hem de dışarısının etkili olacağını belirtti.
2013'ün son günlerinde artan politik riskler ve TL'deki değer kaybının negatif etkisinin görüldüğünü kaydeden Türk, 2014'te de kurlar ve faizleri izlemeye devam edileceğini belirtti.
ABD 10 yıllıkları tarafında yüzde 3 seviyesinin aşıldığını dile getiren Türk, 2014 sonunda yüzde 3,5 seviyesinin rahatça görülebileceğini söyledi.
Yurt içinde ise cari açık ve enflasyonun etkili olacağını bildiren Türk sözlerini şöyle sürdürdü: ''Önümüzde Mart ayı secimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Seçimler de yurt içi piyasaların gidişatı üzerinde etkili olacak; fakat bizim yurt dışı piyasalarından tamamen ayrı hareket etmemiz mümkün değil. Politik riskler nedeniyle yurt dışı piyasalarından negatif bir ayrısmamız olabilir gibi gözüküyor. ABD yükselirse 65.000-70.000 bandına çıkabiliriz. 60.000 seviyesinin ise kritik olduğunu düşünüyoruz.''
''30 MART EKONOMİ İÇİN ÖNEMLİ''
Yatırım şirketi Ashmore'un Araştırma Bölümü Başkanı Jan Dehn, 2014 yerel seçimlerinin Türkiye ekonomisinin geleceği açısından önemli olduğunu belirtti.
Ashmore'un araştırma bölümü başkanı Jan Dehn, Mart seçiminde AK Parti´nin zayıf bir sonuç elde etmesi halinde Erdoğan'ın parlamento seçimi ve ekonomik reformlar için bir an önce harekete geçmek isteyebileceğini belirtirken baz senaryolarının ise yaşanan son çalkantıya rağmen Mart seçimlerin AK Parti zaferi ile sonuçlanacağı yönünde olduğu kaydedildi.
Dehn'e göre, bu da parlamento seçimlerinin planlandığı gibi 2015'te gerçekleşeceği anlamına geliyor. Dolayısıyla o tarihe dek ciddi bir ekonomik reform ve parasal politika değişikliği beklenmiyor.