Türkiye'den Akdeniz için COP31 hamlesi: İklim mücadelesinde yeni dönem
Türkiye, Antalya'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Akdeniz ülkeleriyle iklim değişikliği konusunda ortak çalışma yürütüyor. Türkiye'nin güvenlik alanında öne çıkardığı "bölgesel sahiplenme" yaklaşımının iklim kriziyle mücadelede de uygulanması ve bölge ülkelerinin ortak sorunlara birlikte çözüm üretmesi hedefleniyor.
2026.09.06 19:38 - Son Güncellenme: 2026.09.06 19:38 - Spor - İHA
Bu kapsamda Türkiye'nin COP31 dönem başkanlığı ile Akdeniz İçin Birlik (UfM) işbirliğinde yürütülen "Antalya Akdeniz İklim Diyaloğu" toplantılarının yedincisi Ürdün'ün başkenti Amman'da düzenlendi. Türkiye'nin Amman Büyükelçiliğinde gerçekleştirilen istişare toplantısında, Akdeniz havzasının karşı karşıya bulunduğu iklim kaynaklı riskler ve bu sorunlara yönelik ortak çalışmalar ele alındı.
Toplantıda bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi, iklim değişikliğinin toplumlar üzerindeki etkilerinin azaltılması ve ülkeler arasında ortak projeler geliştirilmesi konuları öne çıktı.
Akdeniz ülkeleri iklim sorunlarına ortak çözüm arıyor
Amman'daki toplantıya farklı alanlardan önemli isimler katıldı. COP İklim Mirası Ağı Özel Temsilcisi, UNESCO Kültürel Miras İyi Niyet Elçisi ve Ürdün Prensesi Dana Firas'ın yanı sıra Ürdün Çevre Bakanı Eymen Süleyman da toplantıda yer aldı.
Akdeniz İçin Birlik adına İstikrar ve Dayanıklılıktan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Joan Borrell toplantıya katılırken, Türkiye'yi ise Amman Büyükelçiliği geçici Maslahatgüzarı Mehmet Taylan Tokmak temsil etti.
Görüşmelerde Akdeniz havzasında iklim değişikliğinin oluşturduğu baskının ülkeler üzerindeki etkileri değerlendirilirken, bölgesel düzeyde ortak hareket edilmesinin önemi üzerinde duruldu. Türkiye, COP31 sürecinde gerçekleştirilen bu istişarelerle farklı Akdeniz ülkelerinin önceliklerini bir araya getirmeyi ve konferans sonrasında da sürdürülebilecek işbirliklerinin temelini oluşturmayı amaçlıyor.
Türkiye'den "bölgesel sahiplenme" vurgusu
Türkiye'nin COP31 dönem başkanlığı kapsamında ortaya koyduğu yaklaşımın önemli başlıklarından birini "bölgesel sahiplenme" oluşturuyor. Bu anlayış yalnızca güvenlik sorunlarıyla sınırlı tutulmayarak iklim değişikliğinin meydana getirdiği ekonomik, sosyal ve çevresel sorunların çözümünde de uygulanmak isteniyor.
Mehmet Taylan Tokmak, Antalya Akdeniz İklim Diyaloğu kapsamında yapılan görüşmelerin sonuçlarının bir araya getirileceğini ve bölgenin ihtiyaçlarına yönelik somut projelerin geliştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Türkiye'nin yaklaşımında, iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca uluslararası toplantılarda alınan kararların yeterli olmadığı, bunların sahada uygulanabilir çalışmalara dönüştürülmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu doğrultuda Akdeniz ülkeleri arasında kurulacak daha güçlü işbirliğinin, bölgenin ortak iklim sorunlarına yönelik uygulamaların geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Akdeniz, iklim değişikliğinin etkilerini daha fazla hissediyor
Akdeniz havzası, küresel sıcaklık artışının etkilerinin yoğun biçimde hissedildiği bölgeler arasında bulunuyor. Türkiye'nin değerlendirmelerine göre Akdeniz, küresel ısınmadan dünyanın diğer bölgelerine kıyasla yüzde 20 daha fazla etkileniyor.
Artan sıcaklıklar, kuraklık, su kaynakları üzerindeki baskı, orman yangınları ve aşırı hava olayları Akdeniz ülkelerinin ortak gündeminde yer alıyor. Bu nedenle bölge ülkelerinin iklim değişikliğiyle mücadelede birlikte hareket etmesi, COP31 sürecinin önemli başlıkları arasında gösteriliyor.
Türkiye, COP31 dönem başkanlığı sayesinde Akdeniz havzasındaki iklim sorunlarının daha kapsamlı biçimde ele alınmasını ve bölgesel önceliklerin küresel iklim gündemine taşınmasını hedefliyor. Antalya'da yapılacak konferansın da bu kapsamda ülkelerin ortak sorunlarını doğrudan gündeme getirebilecekleri önemli bir platform olması planlanıyor.