Torbacıyla değil içiciyle savaş

Torbacıyla değil içiciyle savaş

45 yıl boyunca 28 ülkede uyuşturucu tacirlerine operasyon düzenleyen ABD'li DEA ajanı Michael Levine'dan bonzaiyle mücadele tüyoları.

2014.10.20 08:22 - Son Güncellenme: 2014.10.20 08:23 - Yaşam - HABER MERKEZİ
A
Torbacıyla değil içiciyle savaş

Alıcıyı ıslah edip durdursanız, satıcıya alan kalmaz. Uyuşturucuya olan talebi kesmek torbacının açlıktan ölmesi anlamına gelir.

Geçen hafta Türk ve ABD'li yetkililer bir araya gelerek başta bonzai olmak üzere uyuşturucuyla mücadelede anlık istihbarat paylaşım yapmak için anlaştı. ABD'nin uyuşturucuyla savaş birimi DEA'de 45 yıl görev yapan efsane ajan Michael Levine, ortaklığın etkili olacağına inandığını belirterek, AKŞAM'a özel açıklamalarda bulundu.

İLK TANIŞTIRAN ARKADAŞTIR

Bugüne kadar katıldığım tüm operasyonlardan elde ettiğim deneyim bana uyuşturucuyla mücadelede asla çocukları ve toplumu hedef alamayacağımızı gösterdi. Uyuşturucuyla ilk kez tanışan çocuklarının yüzde 99'u, madde kullanmaya satıcıların değil arkadaşları aracılığıyla başlıyor. Eroin, kokain ya da bonzai kullanan bir çocuğu, uyuşturucu kullanmayan 10 çocuğun arasına bırakırsanız bir süre sonra diğer çocukların da bağımlı hale geldiklerini görürsünüz.

1 TRİLYON DOLAR HARCANDI

Uyuşturucuyla mücadelede kesinlikle unutulmaması gerekli olan şey, zehir tacirlerinin sadece uyuşturucuya talep olan yerlere gönderildikleri ve bu şekilde hali hazırda kurulu olan bir ortamda kendilerini güvene aldıkları gerçeğidir.
Bu talep önce birkaç kullanıcıyla oluşur sonrasında büyük kartel ve çetelerin ellerindeki malları toplu olarak dağıtabilecekleri kadar büyür. Uyuşturucu tacirlerinin, "belirli kişileri satış yapılacak insanlar olarak seçtikleri" iddiası bir hikayeden ibaret. Onlar bütün toplumu açık hedef olarak görürler. Başkan Nixon, 1971'de uyuşturucuya karşı savaş başlattı. Zehir tacirleriyle savaşmak için 1 trilyon dolardan fazla para harcandı. Bugün ABD'de en küçük kasabadan en büyük şehirlere kadar insanlar istedikleri şekilde uyuşturucu alabiliyorlar. Bu da ulusal çapta uyuşturucuyla topyekûn mücadelenin başarısız bir girişim olduğunun ispatıdır.

TALEBİ YOK ETMEK LAZIM

45 yılda 28 ülkede operasyonlar yaptım, dev kartel ve çetelerle savaştım. Deneyimlerim beni tek bir mantıklı çözüme götürdü. Hedef uyuşturucu kullanımını yayacak olan kullanıcılar olmalı. Bu kişilerin yakalanıp ıslah edilirken bir yandan da toplum eğitilmeli, vatandaşlar uyuşturucuyu dışlayacak hale getirmeli. Kullanıcı potansiyeline sahip kişilerin de gözü korkutulmalı. Uyuşturucunun en çok kullanıldığı muhitteki insanları ikna edip bölgeyi zehirden tamamen kurtarabilirsiniz. Elbette bir yandan da polis ve diğer güvenlik birimleri çetelerle mücadeleye devam edecek. Okullarda ve gençler arasında başında uzmanların ve polislerin olduğu ve aktif bilinçlendirme grupları oluşturarak çok etkin bir savaş yürütülebilir. Ancak satıcıyı korkutamaz ve bilinçlendiremezsiniz. Ama alıcıyı durdurursanız, satıcıya alan kalmaz.  Uyuşturucu talebini yok etmek uyuşturucu tacirlerini açlıktan ölüme terk etmek anlamına gelir ki bu şekilde satıcılarının kökünü kurutabilirsiniz.

Anlık istihbarat etkili bir yol

UYUŞTURUCUYLA mücadelede uluslararası destek ve gizli operasyonlar son derece önemlidir. 1987 yılında içinde 15 ton kokain olan bir Kolombiya uçağı Meksika-ABD sınırına yakın bir yere indi. Ancak Meksika hükümeti bizimle işbirliği yapmadı. Ülkenin eski devlet başkanlarından Venustiano Carranza'nın torunu Albay Jaime Carranza'yla
bağlantı kurduk. Kendimizi Porto Rikolu bir mafya grubu gibi tanıttık. Meksika'da polis ve asker, uyuşturucu tacirleri için kolayca avlanan ve rüşvet verilen kişilerdi. Carranza, bizden ton başına 1 milyon dolar istedi. Anlaştık ve malın ABD'ye intikalini sağladıktan sonra operasyon için düğmeye bastık. Anlık istihbarat paylaşımı son derece etkili bir yöntem. ABD ile Türkiye arasındaki bu anlaşmanın etkili olacağına inanıyorum. 

Diğer Yaşam Haberleri için tıklayın


2014.10.20 08:22 - Son Güncellenme: 2014.10.20 08:23 - HABER MERKEZİ
A