Soylu, PKK operasyonlarının bilançosunu açıkladı

Soylu, PKK operasyonlarının bilançosunu açıkladı

İçişleri Bakanı Soylu, son 8 ayda kırsalda 14 bin 662 operasyon gerçekleştirildiğini belirterek, "Toplam bin 127 barınağı imha ettik. 2 bin 896 silah, 915 el yapımı patlayıcı, 253.5 ton patlayıcı madde ele geçirdik" dedi.

2017.05.13 21:26 - Son Güncellenme: 2017.05.13 21:26 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
Soylu, PKK operasyonlarının bilançosunu açıkladı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Eğer siz doğuda da  batıda da aynı sevgiyi görüyor ama doğuya ve batıya aynı refah seviyesini temin  edemiyorsanız, aynı ihtimamı gösteremiyorsanız, bu ülkenin her köşesine aynı  hizmeti götüremiyorsanız işte o zaman siyasi olarak başarısızsınız demektir." dedi. 

Kars'taki programının ardından Iğdır'a gelen Soylu, Iğdır Üniversitesi  Karaağaç Kampüsü Toplantı Salonunda muhtarlarla görüştü.

Soylu, burada yaptığı konuşmada, Muğla'da meydana gelen trafik  kazasında hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet, ailelerine baş sağlığı diledi.

Trafik kazasında acı bir tabloyla karşılaşıldığını belirten Soylu, "Şu  ana kadar ulaşan rakam 23 vatandaşımız rahmete kavuştu, 11 vatandaşımızın da  yaralı olduğu yönünde. Gerek İzmir Valimiz, gerek Muğla Valimiz, gerek oradaki  arkadaşlarımız kazanın olduğu yerde olsun, hastanelerde olsun bu elim trafik  kazasının ortaya koymuş olduğu sonuçlarla ellerinden geldiğince çabalıyorlar ve  uğraşıyorlar. Elbetteki hem milletimize hem ailelere sabır niyaz ediyorum." diye  konuştu.

Siyasetin sadece konuşmaktan ibaret olmadığını, bir icraat işi  olduğunu vurgulayan Soylu, "Eğer siz doğuda da batıda da aynı sevgiyi görüyor ama  doğuya ve batıya aynı refah seviyesini temin edemiyorsanız, aynı ihtimamı  gösteremiyorsanız, bu ülkenin her köşesine aynı hizmeti götüremiyorsanız işte o  zaman siyasi olarak başarısızsınız demektir. Siyaseti bir kenara bırakın, bu  toprakların bir evladı olarak gördüğünüz sevginin ve muhabbetin karşılığını tam  olarak veremiyorsunuz demektir." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu meseleye sırtımızı dönemeyiz"

Yaklaşık 40 yıldır terör örgütüyle mücadele edildiğine işaret eden  Soylu, şöyle devam etti:

"Bazen ilgisizlikle, bazen yeterince önemsememekle, bazen iyi niyetli  ama yetinmeyen mücadele yöntemleriyle, dışarıdan destekli ve örgütlü bu hain  örgütün millet ile devlet arasına, milletin kardeşleri arasına nifak soktuğu 40  yıla yakın bir zaman dilimini hep birlikte bu ülkede, bu topraklarda beraber  yaşadık. Can kayıplarımız, şehitlerimiz, gazilerimiz, ekonomik kayıplarımız oldu  ve Türkiye'de bu meseleyi gerçekten çözmek isteyen, bu yönde irade ortaya koyan  hemen her bir siyasetçiye, her bir devlet adamına bir bedel ödettirildi. Çünkü bu  terör meselesi Türkiye'nin yükselmesinin önünü kesen bir meseleydi. Birileri  Türkiye'nin yükselmesini kesinlikle istemiyordu. Fakat bu zincir kırmak zorunda  olduğumuz bir zincirdir. Bunun bu şekilde gitmesi Türkiye açısından her şeyden  önce bir beka sorunudur. Türkiye'nin dünyanın en karışık ve en kritik fırsatları  olduğu kadar riskleri de olan bu coğrafyasında ayağında böyle bir prangayla  yaşaması elbette mümkün değildir. Çünkü yanı başımızda, sınırlarımızda Suriye ve  DEAŞ kaynaklı ciddi bir çatışma ortamı söz konusudur. Orada PKK'nın bir kolu olan  PYD'nin faaliyetleri ve oradaki demokratik yapıyı değiştirerek kendine yer edinme  çalışması söz konusudur. Bu meseleye sırtımızı dönemeyiz."

"İçeride PKK ile uğraşırken dışarıda olan bitene bakacak halimiz yok"  denilemeyeceğini vurgulayan Soylu, PKK'yı bitirmek, eş zamanlı olarak sınırdaki  hadiselere dikkat etmek, tedbir almak ve bunları doğru şekilde yönetmek zorunda  olduklarını söyledi.

Soylu, bu meselenin iki boyutu bulunduğunu belirterek, "Devlet  açısından bu hem bir varlık meselesi hem de vatandaşına karşı bir refah temin  etme yükümlülüğüdür. Terör örgütünü ortadan kaldırıp bu iki boyutu da  gerçekleştirmek zorundayız. İşte Türkiye bugün tam olarak meselenin bu iki  boyutunu ele almış ve gereklerini yerine getirmektedir." ifadelerini kullandı.

"Voleybol sahası yapmış, orada sözde teröristlere eğitim verebilecek  bir yapı"

Güvenlik güçlerinin terörle mücadelede tarihindeki en güçlü noktasında  olduğuna değinen Soylu, şöyle konuştu:

"Kahramanlarımız, deyim yerindeyse evlatlarımız bunlara nefes  aldırmamaktadır. Bunun göstergesi olarak örgüte katılım tarihin en düşük  seviyesindedir. Artık gençleri kandırıp dağa kaçırma dönemleri bitmiştir. Son 8  ayda kırsalda 14 bin 662 operasyon gerçekleştirdik. Toplam bin 127 barınağı imha  ettik. 2 bin 896 silah, 915 el yapımı patlayıcı, 253,5 ton patlayıcı madde ele  geçirdik. Jandarmamız, silahlı kuvvetlerimiz, yiğit kardeşlerimiz ve  korucularımız İncebel Dağı'nda, diğer adıyla Kato Dağı'nda 19 Nisan'da başlayan  ve halen devam eden bir operasyon gerçekleştiriyor. Bu operasyon sırasında 25  tane mühimmat deposu ele geçirdik. Bu depolardan neler çıkmadı ki. 345  kalaşnikof, G3 var, lav silahı var, roketatar var, havan, doçka, keskin nişancı  tüfeği kanas var. Üç buçuk ton amonyum nitrat patlayıcı var, 16 tane antitank  mayını var. Elektrikli fünyeler, teneke dinamitler, 276 tane el bombası, sanki  tüp bayisi gibi 33 küçük 67 adet büyük tüp var. 43 bin 732 biksi mühimmatı, 10  bin av tüfeği fişeği, 382 adet roketatar mühimmatı.

O dağ başında el tornası, matkaplar, aküler, dizüstü bilgisayarlar,  hard diskler, tamı tamamına 17 ton gıda, altını çizerek söylüyorum 17 ton gıda. 4  bin 500 metre kumaş. İki akşam evvel oradaydım ve Şırnak'ta, Namaz Dağı'nda  operasyonun yürütüldüğü merkezde arkadaşlarımızın yanındaydım. El tornası gördüm,  garibinize gidecek yeni yeni silahların mühimmatlarını geçirildiği bellekler,  hiçbir şekilde en ufak bir nemle karşı karşıya kalmamış hiltiler, jeneratörler,  çok uzun bir liste. Çoğu yeni silahlar, çoğu dünyada, batıda ve dünyanın birçok  ülkesinde üretilmiş silahlar. Yerin altına doğru 300 metre inen bir mağara,  yetmiyor 10 metre bir merdiven altında 300 metrelik mağara daha, onun altında 200  metrelik bir mağara daha ve altında voleybol sahası yapmış, orada sözde  teröristlere eğitim verebilecek bir yapı."

"Bu millet baskı altındayken en önemli varlığı olan birliğini  muhafaza etti"

Ülkenin zenginleşmesi ve büyümesini istemeyenlerin Türkiye'nin en  önemli varlığı olan birliğine musallat olduklarını anlatan Soylu, "Bu memlekette  hürriyetimize, özgürlüğümüze, inancımıza saldırı vardı. Bu millet bir araya geldi  ve tarihe de dünyaya da geleceğe de bir cevap verdi. Bu millet baskı altındayken  en önemli varlığı olan birliğini muhafaza etti ve birliğiyle beraber adım attı." diye konuştu.

Soylu, cumhuriyetin birlik ve beraberlikle kurulduğunu ifade ederek  şöyle devam etti:

"Bugün hangi baskı altındaysak, bilmenizi istiyorum ki kurtuluş  mücadelemizi yaptıktan ve cumhuriyetimizi kurduktan sonra da aynı baskı altında  kaldık. Hiç zannetmeyin ki o gün Türkiye'ye el bebek gül bebek, bu Anadolu  coğrafyasına el bebek gül bebek baktılar. Kesinlikle öyle bakmadılar. Bizi  birbirimizden koparabilmek ve birliğimizi alt üst edebilmek için her şeyi  gerçekleştirdiler. Etnik kökenimize, mezhebimize, inancımıza yönelik olarak bizi  paramparça etmek istediler. Her türlü oyunu, her türlü tezgahı aynı bugün  anlattığımız gibi ortaya koydular. O tarihin bütün olaylarında hep bu olaylar  saklıdır, bizi birbirimizden uzaklaştırabilmek için."

"Türkiye ne zaman ayağa kalkmaya çalışsa bu güveni ortadan  kaldırmaya, eksiltmeye çalıştılar"

Kendi ezanına, kendi Kur'an'ına hasret bırakılan milletin demokrasiyle  birliktelik sağladığını belirten Soylu, şunları kaydetti:

"Abdulmelik Fırat'ı 1957 yılında rahmetli Adnan Menderes yaşını  büyüterek milletvekili yaptı. Derdi, bu ülkeyi parçalamak isteyenlere karşı bu  ülkenin bütün unsurlarıyla hem TBMM'de hem de hizmette birlikte olabileceğini  göstermekti ama o birliği de 1960 darbesi ile tarumar ettiler. Dönem dönem bu  birliği oluşturmak için rahmetli Özal büyük bir gayret gösterdi ama bedelini  ödettiler. Rahmetli Erbakan gayretler gösterdi, bedelini ödettiler. 21. asrın  başından itibaren bu milletin en büyük kazancının ve bu milletin en büyük  teminatının birlik olduğunu bilen kıymetli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan,  sadece yol yapmadı, sadece şehir hastaneleri inşa etmedi, sadece 81 ilde  üniversiteler yapmadı. Sadece ayaklarının üzerinde duran güçlü bir ülke, güçlü  bir Türkiye ve yarına umutla bakan bu milleti oluşturmak için gayret göstermedi.  Bir şey daha yaptı, bizi birbirimizi parçalayarak bu ülkeyi fukaralaştırmaya  çalışanlara karşı, birbirimizin gücünü ve enerjisini toprağa vermek isteyenlere  karşı bu birlikteliği bu ülkenin bütün unsurlarıyla beraber ortaya koymaya  çalıştı ve bunu sağladı.

Bunu gerçekleştirirken de bunu rey ile sandık ile demokrasi ile  beraber sağlamaya çalıştı. Bunu da engellemeye çalıştılar, aynen geçmiş  dönemlerde olduğu gibi. Aynen Dersim'de yaşadıklarımız gibi, aynen İskilipli Atıf  meselesinde karşı karşıya kaldığımız gibi, aynen  İstiklal Mahkemelerinde  oluştuğu gibi. Bir taraftan 27 Nisan, bir taraftan Gezi olayları, bir taraftan  17-25 Aralık darbesi, bir taraftan 6-7 Ekim olayları. Türkiye ne zaman ayağa  kalkmaya çalışsa ve ne zaman kendine ait bir güven hissetse bu güveni ortadan  kaldırmaya, eksiltmeye çalıştılar. Aynen 1960'ta, 1971, 1980'de ve 28 Şubat'ta  olduğu gibi. Ben başka bir ülkeyi anlatmıyorum, bu ülkede yaşadıklarımızı  anlatıyorum. Bu ülkede hepimizin birlikte, geriye dönüp baktığımızda acaba bu  günlerle tekrar karşılaşacak mıyız diye endişe içerisinde bulunduğumuz bir  tabloyu sizle beraber paylaşıyorum."

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2017.05.13 21:26 - Son Güncellenme: 2017.05.13 21:26 - HABER MERKEZİ
A