Rus siyaset bilimci konuştu: Türkiye ile Rusya arasında...

Rus siyaset bilimci konuştu: Türkiye ile Rusya arasında...

Rus siyaset bilimci Aleksandr Dugin, "(Türkiye-Rusya) İlişkilerimizi sadece siyaset ve ekonomi üzerinde sınırlandırmamamız lazım. Kültür-sanat gibi birçok alanda iş birliği kurmak ve bu ilişkileri derinleştirmek zorundayız." dedi.

2018.04.26 18:25 - Son Güncellenme: 2018.04.26 18:25 - Dünya - HABER MERKEZİ
A
Rus siyaset bilimci konuştu: Türkiye ile Rusya arasında...

Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından Antalya Büyükşehir  Belediyesi'nin ev sahipliğinde "Antalya Zirvesi: Yükselen Avrasya'da  Türkiye-Rusya İlişkilerinin Geleceği Konferansı" düzenlendi. Belek'te bir otelde  gerçekleştirilen konferans kapsamında, ''Türk-Rus Uluslararası İlişkilerinde  Kazan/Kazan Olur mu?'' başlıklı bir oturum yapıldı.

SETA Araştırma Direktörü Hasan Basri Yalçın'ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda konuşan Alexander Dugin, Türkiye veRusya'nın Avrasyalı olmasından ötürü ortak bir kadere, kültüre ve medeniyete sahip olduğunu söyledi.

Dugin, Avrasya kavramının karmaşık ve felsefik bir altyapısının  bulunduğunu, dolayısıyla bu bölgede bulunan ülkelerin, ilişkilerini sadece  siyaset ve ekonomi üzerinden değil, ayrıca kültür ve medeniyet kavramları  üzerinden de geliştirmesi gerektiğine vurgu yaptı.

''Avrasya'dan çıkacak maneviyat dünyayı kurtaracak''

Türkiye ile Rusya'nın ilişkilerini Avrasya medeniyet ve kültür  değerleri üzerinden yürütmeyi daha fazla dikkate alması gerektiğini savunan  Dugin, "Avrasya ülkeleri ilişkilerini geliştirirken maalesef  kültür, medeniyet  gibi ortak değerleri konu dışında tutuyor. Dolayısıyla en ufak siyasi, askeri ve  ekonomik bir sarsılmada sanki hiç bu ilişkiler kurulmamış gibi her şey yıkılıyor  ve yeniden başa sarılıyor. Avrasya bir felsefedir, bir fikirdir. Eğer bunun  kavrayabiliyorsak, bu fikri benimsiyorsak bu bağlamda ilişkilerimizi kurgulamak  zorundayız. Türk-Rus ilişkileri Avrasya kapsamında çok önemli bir rol oynuyor.  Eğer Türkiye ve Rusya bunu tam anlamıyla kavramazsa ilişkiler ekonomik ve siyasi  olarak sürekli bir kırılganlık yaşayacaktır. Zaman zaman yıkılma noktasına da  gelebilir ki birçok defa bu sürece geldi." şeklinde konuştu.

Aleksandr Dugin Rus uçağının düşürülmesinden önce Türk-Rus  ilişkilerinin gerek ekonomik açıdan gerek siyasi ilişkiler açısından oldukça iyi  bir noktada olduğunu hatırlatarak, kriz sonrası ilişkilerin seyriyle ilgili şu  değerlendirmelerde bulundu:

"Uçak düşmesi olayı öncesi Türkiye ile Rusya ekonomik ilişkileri  milyon dolarlık anlaşmalarla devam ediyordu. Rusya Devlet Başkanı Putin ve  Cumhurbaşkanı RecepTayyip Erdoğan arasında çok güçlü bir diyalog, dostluk ve  sempati ilişkisi vardı. Tüm bu iş birlikleri, ilişkiler uçak olayı sonrası bir  anda yıkıldı. Pazar hemen değişti. Dost iki ülke iken bir anda düşman durumuna  düştük. Bizim düşmanlarımız da çok. Şimdi tüm bu olaylara baktığımızda,  'İlişkilerin bu kadar kolayca yıkılmasının nedeni neydi?' diye sormak lazım.  Bunun cevabı elbette maneviyat eksikliğinden kaynaklanıyor. Avrasyalı olmanın  derin anlamını kavramak lazım. Avrasyalı olduğunu anlamak istikrarlı olma  anlamını taşıyor. Maneviyat bazlı birliktelikler, ilişkiler daha zor yıkılıyor.  Azerbaycanbağlamında da ilişkilerimiz çok önemli. Azerbaycan hem Rusya hem de  Türkiye için kardeş ülkedir. Türkiye, Rusya, Azerbaycan bir Avrasya modelidir ve  bu tarihi bir proje olarak değerlendirilmelidir.''

"Rusya ile Türkiye arasında kader birliği var"

Dugin, Türkiye ile Rusya'nın, aralarındaki askeri, siyasi ve ekonomik  bağların yanı sıra  "Yüce Turan" geleneğinden gelen ortak kültürü ve kaderinin  olduğunu vurguladı.

Türkiye ile Rusya ilişkilerinin etnik bağlardan çok daha öte olduğunu  belirten Dugin, şunları kaydetti:

"Rusya iki kıta üzerinde. Turan'ın, ki Türklerin vatanıdır. Yani  vatanımız aynı vatan, kaynağımız aynı kaynak. Avrasya derken sadece Ortodoks ve  Slav dünyasından bahsetmiyoruz.  Bizim kastımız bir medeniyettir. Avrasya  anlayışı tarihimizi, köklerimizi tamamen değiştirmektedir. Dolayısıyla Turkofil  yani Türklere karşı sevgimiz Rusların kökenlerinde yatıyor. Tarihsel kökenleri  itibari ile Türkler, Osmanlı Avrasyalıdır. Yeni Türkiye de Avrasyalı olmaya  çalışıyor. Yunus Emre, Celalettin Rumi de Avrasyalıdır. Yunus, Rumi, Avrasya  kültürünün simge isimleridir. Şiirleri, eserleri Avrasyalıdır ve Avrasya  maneviyatı yatıyor eserlerinde. Türkiye Avrasya ve Avrupa kültürlerini  birleştiren bir noktada. Bir şeye dikkat etmek gerekir, Batılılaşırken kendimizi  kaybetmememiz. Doğuya kayarken de kendimizi kaybediyoruz. Oysa Rusya ve Türkiye,  iki kültür arasında, Avrasyalı olduğunu unutmadan, köklerinden sapmadan yaşamak  zorunda. Avrasya'da Türkler, Ruslar birer imparatorluktu ve rekabetten  kaynaklanan savaşlar, çatışmalar oldu aynı zamanda Fars İmparatorluğu da  Avrasya'ya girmeye çalışan bir güçtü. Sonra bu üç büyük imparatorluk yıkıldı ve  kaybetti. Dolayısıyla tarihi köklerimize geri dönersek yeniden bu gücü elimize  alabiliriz. Eğer tarihte yaptığımız hataları tekrarlarsak aynı şekilde yok olur  gideriz. Avrasya birliği çok derin ve manevi bir değerdir."

Batı dünyasının yapay zekaya doğru hızla gittiğini ve insanlığı yok  etme noktasına getirdiğini dile getiren Dugin, Avrasya halklarının kendi  kökenlerine, kültür ve medeniyetlerine geri dönmeleri ile insanlığın yok oluşuna  engel olabileceğini vurguladı.

''Türkiye ile Rusya arasında çözülmemiş sorunlar var''

Prof. Dr. İlter Turan ise Türkiye ile Rusya arasında, Karabağ  Ermenistan, Suriye'de Esed'in gitmesi, basına yansıyan Rusya-PYD yakınlaşması  gibi sorunların ciddi birer madde olarak varlığını devam ettirdiğini söyledi.

Türkiye ve Rusya'nın Suriye'de barışın sağlanması için büyük çaba sarf  ettiğini belirten Turan, "Türkiye, Esed'in iktidarda kalmasından yana değil,  çünkü oradaki yıkımın sebebi olarak görüyor. Rusya farklı düşünüyor. Aynı şekilde  Türkiye PYD/YPG terör örgütü ile mücadele etmektedir. Oysa Rus dostlarımızın bu  gruplarla daha samimi ilişkiler içinde olduğunu duyuyoruz, okuyoruz. Kafkaslarda,  Karadeniz'de de aynı şekilde sorunlar var. Mesela Rusya'nın, Karabağ'ın işgalinde  Ermenistan ile çok yakın ilişkileri vardı ve Ermenistan'ı bu maceradan vazgeçmesi  için ikna edememiştir." şeklinde konuştu.

Turan, Türkiye'nin bir NATO üyesi olarak ve birtakım güvenlik  kaygıları nedeniyle başka ülkelerle kurduğu ilişkileri Rusya'nın anlayışla  karşılaması gerektiğinin de altını çizdi.

"Türkiye-Rusya ilişkilerinde konjonktür netleşmeli"

Prof. Dr. Turan, Türkiye ile Rusya arasında kazan/kazan politikası  üzerinden kurulacak ilişkilerin hangi alanlarda ve nasıl bir konjonktür  belirlenerek yapılacağının taraflar açısından netleştirilmesi gerektiğini  vurguladı.

İş birliğinin sınırları, rekabet edilen alanların belirlenmesi ile  ilişkilerden daha sağlıklı bir sonuç çıkacağına dikkati çeken Turan, "Ülkeler iş  birliği isteyebilirler ama her alanda iş birliği mümkün değil çünkü başka  ülkelerle de iş birlikleri kuruluyor. Bu ilişkilerin neleri değiştirebileceğini,  neleri değiştirmeyeceğini de muhtelif yollarla birbirlerine iletmek zorundalar.  Rekabetçi alanlardan uzak durabilirler. Türkiye ile Rusya arasında iktisadi  alanda ciddi bir iş potansiyeli var. Bunun yanı sıra siyasi iş birlikleri de  önemli bir alan kapsıyor. Ülkeler bir yandan refahlarını artırmak bir yandan da  güvenliklerini temin etmeye çalıştıkları için bunlar arasında nasıl bir denge  kuruyorlar, nasıl bir tercih kullanıyorlar buna da bakmamız lazım." ifadelerini  kullandı.

Turan, Türkiye ile Rusya arasında ekonomik iş birliklerinin siyasi bir  olayla hemen yıkılabildiği ifade ederek, iki ülkenin karşılıklı güven olayını  tesis etmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Batılı ülkelerin Rusya'nın tam tersine bir politika izlediğini dile  getiren Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, Rusya'ya nazaran daha Batılı ekonomiye entegre bir ülke.  Rusya, dünya ekonomileri içinde İtalya düzeyinde bir ekonomiye sahip ama Rusya  zengin enerji kaynaklarına sahip. Türkiye'nin Rusya ile iş birliği de enerji  üzerinden daha çok yürüyor, ayrıca silah sanayi bakımından da Türkiye'nin iş  yaptığı bir ülke, S-400'leri satın alıyoruz. Türkiye ise tarım, tüketim malları,  turizm üzerinden bir hizmet sunumu gerçekleştiriyor. Türkiye ve Rusya refah,  güvenlik, siyasi ve iktisadi konularda farklı birtakım görüşleri var. Rusya,  siyasi ilişkileri iktisadi alanlara tabii olarak görüyor. Bu doğal olarak bazı  sorunları da beraberinde getirebiliyor. Uçak hadisesinde bunu çok net bir şekilde  gördük. Rusya birçok sınırlamalara gitti. Bu sınırlama ve yasaklamalar halen  devam etmekte. Karşılıklı güven konusunda bu çok ciddi bir sorundur ve bu güvenin  tesis edilmesi gerekiyor. İngiltere, Fransa, Almanya Türkiye ile siyasi  ilişkilerdeki sorunları direkt ekonomiye yansıtmıyor. Rusya da bu bağlamda bir  güven sağlamak zorunda. Rusya siyaset, güvenlik ve ekonomik konularını  birbirinden ayrıştırmak zorundadır."

 

Diğer Dünyadan Haberler için tıklayın


2018.04.26 18:25 - Son Güncellenme: 2018.04.26 18:25 - HABER MERKEZİ
A