Mucizenin diğer adı

Mucizenin diğer adı

İstanbul'da apartmanın 6. katından düşmesi sonucu kalbi duran, iç kanama geçiren, böbrekleri çalışmadığı için diyalize bağlanan ve solunum cihazıyla yaşatılan üniversiteli Berke Deniz Karaaslan'ın hayata dönüşü, filmleri aratmıyor.

2014.01.01 14:55 - Son Güncellenme: 2014.01.01 14:55 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
Mucizenin diğer adı


İstanbul'da özel bir üniversitede bir kısmı burslu olmak üzere eğitim  gören 21 yaşındaki Berke Deniz Karaaslan'ın hayatı, 1,5 yıl önce apartmanın 6.  katından düşmesi sonucu değişti.

  Ağır yaralanan, duran kalbi çalıştırılan Berke'nin yaşaması neredeyse  mucizelere bağlandı. Anne Neşe Kösalı (43), bebekken uyutmak için kızına  mırıldandığı "Benim annem güzel annem" şarkısını bu sefer uyandırmak için  söyledi. Berke'nin şarkıyı duymasıyla kaşlarını oynatıp, gözlerini açması herkesi  şaşırttı.

  Yoğun bakımdan 52 gün sonra çıkan ve yatağa bağımlı halde yaşayan  Berke, Konya Farabi Hastanesinde vücudundaki çok sayıda kırık için tedavi görmeye  başladı. Aynı zamanda fizik tedavi de gören Berke'ye ilk gittiği hastanelerde  "yürümesi çok zor" denildiği için psikolojisi bozuldu.

  Psikolojik destek  alan Berke, bağırsak delinmesi nedeniyle zor günler  yaşadı. Kan değerleri düşen ve herkesin kendisinden ümidi kestiği anda yine  hayata tutunan Berke, yürümeye başladı. Berke, tedavi sürecinde birçok kez  kendisi için "Her an kaybedebiliriz. Yaşasa bile yürüyemez, yatağa bağımlı olur"  denilse de artık yürümeye başladı ve hızla sağlığına kavuşuyor.

Yoğun bakımdan "Benim annem güzel annem" şarkısıyla uyandı

Berke Deniz Karaaslan, yaptığı açıklamada, hastane  sürecinin kendisi için çok zor geçtiğini ifade etti. Filmlerdeki gibi gözünü  açtığında kendisini hastanede bulduğunu ifade eden Karaaslan, çalışmayan  böbrekleri nedeniyle 25 gün diyalize bağlı yaşadığını dile getirdi.

  Oksijen desteği aldığını, ağzındaki hortumlarla nefes almasının  sağlandığını belirten Karaaslan, "Kendime geldiğimde hortumları sürekli çıkarmak  istiyordum. Anne ve babam sürekli 'Berke iyi olacaksın. Merak etme' diyerek beni  teselli ediyordu. Açıkçası o zaman bu söylenenleri pek anlamıyor, üç beş gün  yatıp yürüyerek hastaneden çıkacağımı zannediyordum" dedi.

Umduğu gibi olmadığını, neredeyse bir yılı yatarak geçirdiğini anlatan  Karaaslan, şunları söyledi:

  "Yürümek istiyor, yürüyemiyordum. İç organlarım hasar gördü, ölüm  tehlikesi atlattım. Ağrım çok oluyordu. Sürekli bağırıyor, ağlıyordum.  Ameliyatlar sonrası beş kişinin desteğiyle ancak ayağa kalkabiliyordum. Gerçekten  çok zor bir süreç atlattım. Doktorlar çok zahmetimi çekti. Kırıklar onarıldı,  ayaklarımdaki yamukluk giderildi. Yoğun bakımda yaşananların hepsine bir hayal  gibi bakıyorum. İstanbul'da doktorlar 'ne oturabilir, ne yürüyebilir, kesinlikle  yatağa bağımlı halde yaşayacak' demişti ancak şimdi ayaktayım. Annem başta olmak  üzere ailemin çok büyük desteğini gördüm. Hatta yoğun bakımdan annem, çocukken  söylediği 'Benim annem güzel annem' şarkısını mırıldanınca uyanmış, gözlerimi  açmışım. Tabi bunu sonradan öğrendim. Çok duygulandım, gözlerim doldu."

  Anne Neşe Kösalı (43) ise çok zor günler geçirdiklerini, kızının  yaşaması için ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını vurguladı. Bebekken  söylediği şarkıyı ilk mırıldandığında kızının gözlerini açmasıyla duygu dolu  anlar yaşadıklarını dile getiren Kösalı, "Psikolojik destek aldım. 'Yaşamaz,  yaşasa da yürüyemez' denilen kızım çok şükür bizi bırakmadı. Kızım, yarım  bıraktığı üniversiteye devam ediyor" ifadelerini kullandı.

"Berke'yi zor olsa da ayağa kaldırdık"

  Konya Farabi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr.  Mehmet Arazi, kaza sonrası genç kızın birçok yerinde ağır kırıklar bulunduğunu,  uygulanan ilk tedavi sonrası hemen hemen hiçbir kırığın kaynamadığını  gördüklerini söyledi.

Tedaviye başladıklarında sinirlerde yaralanmalar olduğu için Berke'nin  kısmi felç yaşadığına dikkati çeken Arazi, şunları kaydetti:

"Her iki ayağında ciddi şekil bozuklukları vardı. İçe doğru dönük, iç  kısmı yere bakıyordu. Kalçasındaki kırığa müdahale edemedik. Çünkü yatmaya bağlı,  sırtının leğen kemiğinin ortasındaki kemikte çok büyük yara vardı. Annesi çok  yardımcı oldu, çok koşturdu. Başından hiç ayrılmadı. Berke'nin yarasını  iyileştirdik. Sonra bölgedeki kırıklara müdahale ettik. Bize ilk geldiğinde  yürümesi mümkün değildi. Tekrarlayan ameliyatlarla açılıp kapanmayan dizi ve ayak  bileğini düzelttik. Aylar sonra da olsa ayakta dik durmaya başladı. Enfeksiyon  kapma riski yüksekti ama ekip çalışmasıyla Berke'yi zor olsa da ayağa kaldırdık.  Hızla eski sağlığına kavuşuyor."

"Bu hasta nasıl yürür"

  Hastanenin fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Dr. Osman Tüfekçi de  yaşadıklarından dolayı Berke'nin çok sinirli tavırları olduğuna işaret etti. İlk zamanlar kendisinin de "Bu hasta nasıl yürür" dediğini vurgulayan  Tüfekçi, "Berke'yi yürüteceğimize inandık. Bağırsakta delinme olduğunu tespit  ettik. Hastamız omurilik yaralanmalarında ağrı hissi az olduğu için hissetmemiş.  Yaşayacağına inanılmıyordu. Kan değerleri çok düştü. Beni arıyor, 'Berke ölecek  herhalde' diyorlardı ama biz ve Berke inanarak mutlu sona ulaştık" dedi. 

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2014.01.01 14:55 - Son Güncellenme: 2014.01.01 14:55 - HABER MERKEZİ
A