Maden ve taş ocakları Bursa'yı tehdit ediyor! (ÖZEL HABER)
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Sedat Güler, ''Türkiye'nin her yerinde yaklaşık 10-15 yıldan beri vahşi madencilik faaliyetleri yürütülüyor. Yerleşim bölgesi olup olmadığına bakmadan; tarım alanlarını, hayvancılığı ve su kaynaklarını etkiler mi diye düşünmeden madencilik izni veriliyor. Ormanlarımıza bu tip projeler verilirken; bölgenin dolaşılarak incelenmesi gerekiyor. Soluduğumuz her temiz havanın, içtiğimiz her yudum suyun kaynağı ormanlarımızdır. Mermerlerin taşınması için; şirketlere yollar açılmış ve ormanlar yok edilmiş. Bunun bir an önce durdurulması gerekiyor. Yoksa Bursa ovasında yaşayan insanlar ileride bunun çok büyük zararlarını görecek'' dedi.
2021.08.24 08:56 - Son Güncellenme: 2021.08.24 11:50 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
İLGİLİ VİDEO
Maden ve taş ocakları Bursa'yı tehdit ediyor! (ÖZEL HABER)
SEMA ÜSTÜNTAŞ / BURSADA BUGÜN
Bursa'da Güngören Mahallesi'nden, Uluabat Gölü'ne bakan Uludağ sırtlarına kadar; birçok yerde maden ocaklarının olduğu gözlemleniyor.

Uydu görüntüleri, Bursa'nın yeşilinin nasıl talan edildiğini gözler önüne seriyor.

Bursada Bugün'e konuşan Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Sedat Güler maden ve taş ocaklarının yaşam alanları tehdit ettiğinin altını çiziyor.

''ORMANLARIMIZA BU TİP PROJELER VERİLİRKEN; BÖLGENİN DOLAŞILARAK İNCELENMESİ GEREKİYOR''
DOĞADER Başkanı Güler, ''Türkiye'nin her yerinde yaklaşık 10-15 yıldan beri vahşi madencilik faaliyetleri yürütülüyor. Bursa'da Uludağ eteklerinde, Orhaneli ve Keles bölgesinde, Nilüfer'in üst taraflarındaki civar köylerde ise baş madencilik hala devam ediyor. Niye baş madencilik diyoruz? Yerleşim bölgesi olup olmadığına bakmadan; tarım alanlarını, hayvancılığı ve su kaynaklarını etkiler mi diye düşünmeden madencilik izni veriliyor. Bulunduğumuz bölgedeki yerleşim alanlarının içinde taş ve mermer ocaklarını gördük. Enerji şirketleri ve madencilik faaliyetleri ile bölge tamamen enerji, maden sahası haline dönüyor. Ormanlarımızın ne kadar değerli olduğunu geçtiğimiz günlerde Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaşadığımız yangınlarda bir kez daha anladık. Ormanlarımıza bu tip projeler verilirken; bölgenin dolaşılarak incelenmesi gerekiyor. Orman olmayan, orman vasfını yitirmiş arazilerde ya da kayalık olan su kaynaklarının olmadığı bölgelere verilmesi lazım. Bu durum Türkiye'de tam tersi uygulamalarla hayata geçiyor. Biz yıllar önce DOĞADER olarak bir çalışma yapmıştık. Uludağ Bölgesi'ndeki taş ve mermer ocaklarını uygulama üzerinde birleştirip, Bursa şehir merkezi haritası üzerine koyduk. Bursa şehir merkezinden büyük bir alanda, Uludağ Bölgesi'nde, Mustafakemalpaşa'nın ve Nilüfer'in üst kısmında taş ocakları çıktı. Yani Bursa şehir merkezinden çok daha büyük bir alanda taş ocağı izinleri veriliyor. Bu bazen; çevredeki su kaynakları, ormanlık alan ve yerleşim bölgeleri var mı diye düşülmeden verilen bir izin haline dönüştü. Ayrıca çiftçilik, hayvancılık yapılıyor mu diye düşünmeden bölge halkının elinden her şey alınıyor'' dedi.

''ORMANLARIMIZ YOK EDİLDİĞİ İÇİN TEMİZ HAVADAN MAHRUM KALACAĞIZ''
''Ormanlar yok edildiği için temiz havadan mahrum kalacağız'' diyen DOĞADER Başkanı Sedat Güler, ''Soluduğumuz her temiz havanın, içtiğimiz her yudum suyun kaynağı ormanlarımızdır. Bursa'da ise temiz havanın simgesi Uludağ'ın etekleridir, fakat bu madencilik faaliyetlerine de genelde ormanlık alanlarda izin verilmiş. Mermerlerin taşınması için şirketlere yollar açılmış ve ormanlar yok edilmiş. Bunun bir an önce durdurulması gerekiyor. Yoksa Bursa ovasında yaşayan insanlar ileride bunun çok büyük zararlarını görecek. Ormanlarımız yok edildiği için temiz havadan mahrum kalacağız. Ekolojik dengenin ve çok önemli su kaynaklarının olduğu yerleri koruduğumuz zaman hem oradaki habitatı, hem de yaşayan su kaynaklarınızı ve havanızı korumuş oluyorsunuz. Enerji ve maden faaliyetleri bu şekilde devam ederse yaşam alanlarınızdan birer parça kopuyor olacak. Sanayileşmeden kaynaklanan sürekli hava kirliliği olan Bursa, yaşamaya çalıştığımız bir kent haline geldi. Evliya Çelebi'nin velhasıl, 'Bursa sudan ibarettir' dediği bir sözünde, Bursa'da şu an susuzluk riski yaşıyoruz. Geçtiğimiz kış ayında barajlarımız iyi su tuttu, ama bu şekilde devam ederse su kaynaklarımızı daha yerindeyken yok ediyoruz. Maden ve enerji faaliyetleri, insanların yaşam, ormanlık ve tarım alanlarında olmaması gerekiyor'' ifadelerini kullandı.
Öte yandan Bursa'da terk edilen maden alanlarında yeniden ağaçlandırma faaliyetinin yapılmadığı da gözleniyor.
Bu durum çevrecilerin tepkisini çekerken vatandaşlar yetkililerin harekete geçmesini bekliyor.


