Cumhurbaşkanı Erdoğan duyurdu: 3 banka birleşiyor!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi'nde "3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi"nde önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Emlak Katılım'ı halka arz etmeyi hedefliyoruz. Bir diğer hamlemiz Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım'ın birleştirilmesi olacaktır. Bunların güçlerini birleştirmesiyle sektör farklı bir ivme kazanacaktır." açıklamasında bulundu.
2026.06.05 16:33 - Son Güncellenme: 2026.06.05 16:58 - Güncel - HABER MERKEZİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi'nde 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde konuştu. Erdoğan'ın konuşmasına 'faiz' mesajı damga vurdu. Erdoğan'ın "Faizin olduğu yerde bereket olmaz" sözleri gündem oldu. Öte yandan Erdoğan Emlak Katılm'ın halka arz edileceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu;
İslam ekonomisinde sermaye, sürdürülebilir kalkınma için servetin yapılandırılması temasıyla tertip edilen zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldı ve yapılacak. Akademisyenlerimiz, politika üreticilerimiz, alanında uzman isimler, sermayenin İslam ekonomisindeki rolünü, fikri, stratejik etik, sektör bazlı ve pratik boyutlarıyla etraflıca değerlendirecek. Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağımızın yeni gerçekliklerinin de yatırıldığı zirvede ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak.
Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa, sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne yapay zeka araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine farklı konular özelinde yapılacak. Fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum.
Mevcut engellerin aşılması, alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı yatırım ve finans ofisimize Türkiye Varlık Fonu'na İstanbul Finans Merkezi'ne, İslam İşbirliği Gençlik Formuna ve İbni Haldun Üniversitemize yürekten teşekkür ediyorum.
"FARKLI CEPHELERDE PEK ÇOK KRİZLE AYNI ANDA MÜCADELE EDİYORUZ"
Şurası bir gerçek ki İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi, pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan'ın güneyinden Beyrut'un işlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez'deki kardeş ülkelerimizi değil, tüm dünyayı ölümsüz etkiliyor.
"KÜRESEL BORÇLULUK 2026'NIN İLK ÇEYREĞİNDE 350 TRİLYON DOLARA ULAŞTI"
Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor. Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz. Burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor küresel borçluluğun 2026'nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorundur.
Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım: Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Bugün geldiğimiz noktada şu hakikati hepimiz görebiliyoruz: Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız.
"DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR"
Şimdi değerli kardeşlerim, 'dünya beşten büyüktür' tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik ticari ilişkileri de kapsamaktadır. 'Daha adil bir dünya mümkün' derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkum olmadığımızı ifade ediyoruz.
Halihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız. İslam ekonomisinin vaaz ettiği prensipleri ne kadar sahiplenirsek bu modeli ne denli odak ve hareket noktası haline getirirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız.
"FAİZİN OLDUĞU YERDE BEREKET OLMAZ"
Biliyorsunuz bizde her şeyden önce bereket diye bir kavram vardır. Bereket; rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz.
"MÜSLÜMANLAR OLARAK HEPİMİZİN ÖNCELİKLİ MİSYONU OLMALI"
Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal defa ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz. İslam iktisadı, adalet, ahlak, erdem, diğergamlık, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler etrafında yalnızca ekonomik kalkınmayı değil aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. İnfakı, yardımı, dayanışmayı dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir. Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır. Elbette bunun için bereket mefhumuna samimiyetle inanmamız çok daha önemlisi evimiz, sokağımız ve ticarethanemizden başlayarak bereketin temsil ettiği hasletleri bizzat yaşamamız ve yaşatmamız gerekir.
İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finans sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir. Bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık, tasarruf finansmanı ve sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı yeni bir küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayabilecek güçlü bir yapı olarak görüyorum. Katılım finans sistemini Türkiye'nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz.
"KURUMLAR VERGİSİ MATRAH İNDİRİMİNİN SÜRESİNİ 2047 YILINA KADAR UZATTIK"
İstanbul Finans Merkezi'nin iki taşıyıcı kolonundan birinin fintech diğerinin ise katılım finans olması bu sistemin gelişimine verdiğimiz önemi açık bir göstergesidir. Ayrıca ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için yoğun çaba harcıyoruz. Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenlemeyle ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezi'ndeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan yüzde yüz oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık.
Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezi'ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk. Tek durak ofisimizi on beş gün önce İstanbul Finans Merkezi'nde hizmete açtık. 2027-2030 dönemini kapsayacak katılım finans strateji belgesinin hazırlıklarını da sürdürüyoruz.
"SUKUK İHRAÇLARI CİDDİ BÜYÜKLÜĞE ULAŞTI"
Türkiye'de, katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı sektördeki payını yüzde 9,5 seviyesine yükselterek güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Halihazırda 3'ü dijital olmak üzere faaliyet gösteren 10 katılım bankamız çeşitlenen ürün ve hizmet portföyleriyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Bu bankalar real ekonomimize de önemli katkılar sunuyor. Katılım sermaye piyasalarında ise sukuk ihraçları ciddi büyüklüğe ulaştı.
Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi. Bu tutarın yüzde 64'ü Hazine ve Maliye Bakanlığımız yüzde 36'sı ise katılım finans kuruluşları ve real sektör tarafından gerçekleştirildi. Aynı dönemde bankacılık dışı finansal kesimin sukuk ihraçları da bir önceki yıla göre yüzde 33,3 artışla 16,6 milyar lira oldu. Yani kamu ve özel sektörün. katılım finans araçlarına olan ilgisi güçlenerek devam ediyor. Bu tablo bize sukukun alternatif bir finans aracı olarak sermaye piyasalarındaki konumunu giderek sağlamlaştırdığını gösteriyor.
Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin toplam aktif büyüklüğü 2 sene öncesine kıyasla 5 kat artış kaydederek 323 milyar liraya çıktı. Yine aynı dönemde tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı da 3 katına çıkarak 1,2 milyonu aştı. 2026'nın ilk çeyreğinde katılım endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri Borsa İstanbul'da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 36'ya ulaştı.
Borsa İstanbul'daki 6,3 milyon yatırımcının 4,4 milyonu yani 169 katılım endeks kapsamındaki şirketlere de yatırım yaptı. Sigortacılık sektöründeki 5 katılım sigorta şirketinin toplam pazar payı yine bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6 buçuk seviyesine ulaşırken bu şirketlerin toplam prim üretimi 26 milyar lira oldu. Aynı periyodda bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon liralık toplam fon tutarının yüzde kırklık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi. Otomatik katılım sisteminde ise katılım esaslı fonların payı yüzde 60'a yükseldi. Türkiye Varlık Fonu da katılım finans alanındaki faaliyetlerine yenilerini ekleyerek bu alanda öncü rol üstlenmeye devam ediyor.
"BİR DİĞER HAMLEMİZ ZİRAAT, VAKIF VE HALK KATILIM'IN BİRLEŞTİRİLMESİ OLACAK"
Bu vesileyle katılım finans sistemine güç katacak iki haberi burada sizlerle paylaşmak isterim: Cumhuriyetimizin en köklü kurumlarından biri olan Emlak Bankası'nı 2018 yılında yaptığımız düzenleme ile emlak katılıma çevirmiş, böylelikle bu organizasyonu hem aslına hem de katılım finans ruhuna uygun şekilde yeniden ihya etmiştik. Şimdi bu başarıyı daha ileri bir noktaya taşımayı, 'Emlak Katılım'ı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız. Bir diğer hamlemiz Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım'ın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak. İnşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Her iki kararımızın da şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum."