Kürtaj da sezaryen de cinayet değildir

Kürtaj da sezaryen de cinayet değildir

Erdoğan'ın açıklamalarıyla gündeme gelen sezaryen ve kürtajla ilgili Bursa Tabip Odası başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala konuyla ilgili Bursadabugun'e özel açıklamalarda bulundu.

2012.05.28 14:06 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Sağlık - HABER MERKEZİ
A
Kürtaj da sezaryen de cinayet değildir

Arzu Çapar - Bursadabugun.com

Başbakan Erdoğan'ın yaptığı "Kürtaj da sezaryen de cinayettir" açıklamasına tepki gösteren Bursa Tabip Odası başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala konuyla ilgili Bursadabugun.com'a şu açıklamalarda bulundu:

"Öncelikle sezaryenle ilgili biz Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı başkanlığı olarak son 5-6 yıldır Türkiye'de kürtaj ve sezaryen oranlarının yüksekliğiyle ilgili zaten açıklamalarda bulunuyoruz. Bunun ülkemizde ciddi bir sorun haline gelmeye başladığı konusunda hem hükümete hem de Sağlık Bakanlığı'na gerekli uyarılarda bulunup göreve çağırıyoruz.

Bursa'da konuyla ilgili uzman bir arkadaşımızın tez çalışması var. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği yüzde 15'lik sezaryen oranının hemen hiçbir ülkede tutturulamadığı ve artışın sürdüğü görülüyor. .OECD'nin 2009 yılı sağlık raporunda, OECD ülkeleri arasında ortalama sezaryen oranı yüzde 25.7. Türkiye, İtalya ve Meksika ile birlikte en yüksek sezaryen oranına sahip ülkeler arasında yer alıyor. (Yüzde 40 ve üzeri.)

 

Sezaryenin bir doğum yöntemi de olmadığını açıklayan Prof. Pala, sezaryenin tıbbi gereklilik halinde anne ve bebek yaşamını kurtaran bir operasyon olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

"Ancak sezaryen hiç uygulanmaması gereken bir yöntem de değil. Özellikle riskli gebeliklerde ve tıbbi gereklilik haline annenin ve bebeğin sağlığını tehlikeye atmamak için uygulanan bir yöntemdir. Olması gereken ve tıbbi literatürün onayladığı oran yüzde 15 civarlarıyken, ülkemizde bu oran yüzde 50'leri buldu. Elbette bunda ülkemizdeki sağlık alanında uygulanan özelleştirmeler sonucu büyüyen özel hastane sektöründeki yanlış uygulamalar da çok etkili oldu."

 

KÜRTAJ AİLE PLANLAMASI YÖNTEMİ DEĞİLDİR

Kürtajın bir aile planlaması yöntemi olmadığına vurgu yapan Prof. Pala şöyle devam etti:

"Kürtaj konusunda da ülkemizde yanlış uygulamalar olabilmektedir Kürtaj bir aile planlaması yöntemi değildir. İstenmeyen gebeliklerin önlenemediği, modern aile planlaması yöntemlerinin uygulanamadığı zamanlarda karşılaşılan bir durumdur. İstenmeyen gebeliklerin önlenmesi ve gerektiğinde güvenli düşüğün sağlanabilmesiyle, kürtaj oranları zaten belirgin şekilde düşmektedir."

 

Ancak istenmeyen gebeliklerin oluşması durumunda eşler kendileri bir karar verirler. Doğru yöntem öncelikle etkili bir aile planlaması yöntemi kullanmaktır. Ancak bu yöntemler yüzde yüz koruyucu değildir. Buna rağmen istenmeyen gebeliklerde eşler kendileri için en doğru kararı verebilirler.

Tüm dünyada ve ülkemizde kürtaj uygulanması için 10 hafta kabul edilen bir süredir. 10 haftadan önce uygulanan bu işlem tıbbi bir yöntemdir. Yasaklanması durumunda kadınlar başka yöntemlerle kendi sağlıklarına zarar verebilirler."

Ülkemizde isteğe bağlı düşük uygulamalarının, 1983 yılında kabul edilen Nüfus Planlaması Kanunu'na göre yapıldığını hatırlatan Prof. Pala, 10 haftaya kadar olan gebeliklerin isteğe bağlı olarak sonlandırılabildiğini söyledi.

 

Prof. Pala, "Tıp girişimleri işe ilgili olarak uzman olmayanların yapacakları açıklamalar çok tehlikelidir ve toplumu uzmanlarla karşı karşıya getirir" uyarısında bulundu.

 

Diğer Sağlık ve Beslenme Haberleri için tıklayın


2012.05.28 14:06 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - HABER MERKEZİ
A